BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Utanma duygusu

Utanma duygusu

Okurlarıma sürekli entellektüel yaşam biçimini benimsemelerini öneriyorum. Bir zamanlar modaydı, millet birbirine ‘entel’ diyerek bir çeşit hakaret ederdi. Bir çeşit diyorum çünkü entel kelimesi entellektüelin kısaltılmışıydı ve bu bağlamda aşağılanan kesim, okuyan, yazan, düşünen insanlar olmuş oluyordu.



Okurlarıma sürekli entellektüel yaşam biçimini benimsemelerini öneriyorum. Bir zamanlar modaydı, millet birbirine ‘entel’ diyerek bir çeşit hakaret ederdi. Bir çeşit diyorum çünkü entel kelimesi entellektüelin kısaltılmışıydı ve bu bağlamda aşağılanan kesim, okuyan, yazan, düşünen insanlar olmuş oluyordu. Son yıllarda bu alışkanlık bırakıldı sanki. Taa ki geçen gün büyük bir şehrin belediye başkanı kendisinden daha fazla kültür etkinliği talep eden bir vatandaşa ‘ben öyle entel takılmıyorum’ deyinceye kadar. Bu vesileyle entel kavramı hortlamış oldu. Birçok şey gibi bu konu da Türkiye’de karıştırılmıştır oldum olası. Beyoğlu tarafında göze çarpan hırpani görünüşlü gençler birdenbire entel olarak kabul görmüş. Hal böyle olunca gerçek anlamı aydın olması gereken kesim, haketmediği bir yaftayla gezinmek mecburiyetinde kalmış. Entellektüel’in açılımı şöyle halbuki. Çok okuyan, okuduklarını hazmedebilen, kültürlü, hoşgörülü, dünyaya geniş açıyla bakabilen, geçmişi doğru değerlendirip geleceğe yön verebilen insan. Kısacası özenilecek bir tablo. Olunması kolay bir şey de değil üstelik. Yıllarca biriktirmek gerek bilgileri. Bazı konularda uzmanlaşmak, dirsek çürütmek lazım. Daha çok akademik kariyer yapma yolunu seçmiş olanların yaklaşabildikleri bir çizgi. Tabii o da eğer dünya işlerine çok dalmamışlarsa. Ama akademik kariyer yapmadık diye bizim elimizden alınmış olmuyor bu seçenek elbette. Hayatı doğru algılayabilen, gerçekleri sanatın süzgecinden geçirmeye istekli herkes kendi çıtasını yükseltme şansına sahip. Yeter ki buna sevgi beslesin. Çok okumayı salık verirken canımı sıkan tek konu hayat pahalılığı. İnsanlarımız artık tencereyi ateşe koyamama, çocuklarını okula gönderememe sınırına gelmişken nasıl okumaya bütçe ayırmaları beklenebilir diye sormadan edemiyorum. Gerçi problemimizin kaynağı yıllar öncesinde kültüre yatkın bir toplum olmayışımıza dayanıyor. Ama zamanı geriye sarmak mümkün olmadığına göre şu anda ne yapabiliriz? Açıkçası bilmiyorum. Okumaya özendirmek zor değil. Çünkü okumak çok eğlenceli, renkli ve eğitici. Öğrenmekten keyif alacak herkes doğru kitaptan başlarsa mutlaka devam eder. Fakat neyle kitap alınacak sorusuna takılmamak zor. Ortalama kitap fiyatları beş milyonla onbir milyon lira arasında değişiyor. Gazete fiyatları malum. Kağıt parası, mürekkep, baskı, yazar falan derken gazetenin maliyetini aşağıya çekmek imkansız. Şimdi gel de kitap tavsiye et işte. İnsan utanıyor. Bir de hakikaten utanması gerekenlerin yüzü kızarsa
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT