BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > PEYNİR GEMİSİ

PEYNİR GEMİSİ

2001’de 2000 senesinde tahakkuk eden vergileri topladık. 2002’de neyi toplayacağız?



2001’de 2000 senesinde tahakkuk eden vergileri topladık. 2002’de neyi toplayacağız? ¥ Dört aydır, “yabancı yatırımlar teşvik edilecek” lafı dolaşıyor henüz ortalıkta bir karar yok. Acaba ne bekleniyor. ¥ Kaldı ki yabancı yatırımı teşvik etmek bürokratik engelleri azaltmaktan ya da ortadan kaldırmaktan ibaret. Antepli küçük sanayici fabrikasını Bulgaristan’a taşımış. Bugün Bulgaristan’daki her 7 sanayiciden biri Türkmüş. Adamlar ülkelerinde yatırım yapanı 7 sene vergiden muaf tutuyorlar, isteyene ücretsiz arsa veriyorlar. Çalışanlarından belli bir süre vergi almıyorlar. ¥ Türkiye, teşvik işini de beceremiyor. Doğrudan teşvik istismar ediliyor. Adam teşvik alabilmek için Doğu’da dört duvar çevirip aldığı parayı başka yerde kullanıyor. Bunun yerine elektriği ücretsiz verecek, çalışanı vergiden muaf tutacak, bir yol bulunamıyor. Şu ortamda, özel hastanelerin darboğaza girdiği bir dönemde gözükara bir adam çıkıp, “Ben hastane kurmak istiyorum” dese, yardımcı olacak bir makam var mı? Okul açana iyi gözle bakıyorlar mı? ¥ Bir yılda 1.5 milyon kişinin işsiz kaldığı bir ülkede iş güvencesi kanunu çıkarmak için ısrar etmek hangi akla hizmettir. ¥ Binbir çeşit vergi, yüzbir çeşit oran var.. Bunları nihayetinde iki üç kalemde toplamak, sadeleştirmek, sıradan vatandaşı bile hesabını yapabileceği hale getirmek kaç günlük mesai. En güzel teşhisi Salih Memecan koymuştu: Bakanlık sayısının azaltılması gündeme gelince hükümet, “Bakanlık sayısını azaltmaktan sorumlu Devlet Bakanlığı” kuruyor ve törenle hizmete sokuyor. BİR ARJANTİNLİ KADAR... 940’lı yıllarda , “Bir Arjantinli kadar zengin” sözü milletlerarası bir deyim halindeymiş. Peron’un iktidarından sonra Arjantin yavaş yavaş denizin dibine doğru batmaya başlamış. 955’te Peron devrilmiş ama bıraktığı zihniyet ortadan kaldırılamamış. Daha sonraki yıllarda yeniden göreve getirilmiş. Ölümünden sonra yerine gelen Eva Peron da yüceltme kılıklı batma politikasını devam ettirmiş. O da askerler tarafından devrilmiş ama o günlerde açılan çığır ülkeyi bugünlere kadar getirmiş. Peronculuğun özü şu: Sürekli vatandaşın sırtını sıvazlamak. Onlara dünyanın en iyi halkı olduğunu söylemek. Devleti sürekli olarak büyütmek. Vatandaşı kıpırdayamaz duruma getirmek. Ülkenin her tarafını işe yaramaz fabrikalarla donatmak. Silahlanma, milli sanayicilik derken önce ekonomik sonra da sosyal olarak batırmak. ..... Türkiye bir haftadır sonunun Arjantin gibi olup olamayacağını tartışıyor. Sonumuz Arjantin gibi olmaz diyenler iki gerekçeden fazlasını bulamıyorlar: Biz IMF’nin sözünü dinledik. Üstelik milletimiz çok mütevekkil.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT