BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bu çocuklara acı çektirmeyin

Bu çocuklara acı çektirmeyin

Milli Eğitim Bakanlığı’nın dikkatine; Ben Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nde eğitim gören bir öğrencinin velisiyim. Çocuklarımız öğretmen olamıyor diye, “bu düzen sayesinde” bunalıma girdi. Öğretmen olmaları sonradan engellenen Fen-Edebiyat Fakültesi öğrencilerinin durumuna devletin hiçbir şey yapmaması bizi perişan etti. Benim gibi binlerce dertli anne ve baba var.



Milli Eğitim Bakanlığı’nın dikkatine; Ben Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nde eğitim gören bir öğrencinin velisiyim. Çocuklarımız öğretmen olamıyor diye, “bu düzen sayesinde” bunalıma girdi. Öğretmen olmaları sonradan engellenen Fen-Edebiyat Fakültesi öğrencilerinin durumuna devletin hiçbir şey yapmaması bizi perişan etti. Benim gibi binlerce dertli anne ve baba var. Bizler çocuklarımızı, milletine yararlı olsun diye okutmaya çalışıyoruz .Ancak devlet bize destek olacağına köstek oldu. Biricik kızım “öğretmen olacağım” diye üç sene önce Tarih Bölümü’ne girdi. Fakat Fen-Edebiyat Fakültesi’ne öğretmenlik hakkının kaldırılması, onu ve benim gibi velileri perişan etti. Kızım üçüncü sınıfta, fakat öğretmen olamayacağı için çok üzülüyor. Birçok arkadaşı, yıllarca okumalarına rağmen üniversiteden ayrılıyor. Emekli bir memurum, bu kadar masraf yaparak çocuklarımızı okutmaya çalışıyoruz. Şimdi biz ne yapacağız? “Formasyon verilmiyor, öğretmen olamıyorsunuz” diye bakanlık açıklama yapıyor. Bu ülkede öğretmen açığı yok mu? Tabii ki var, köylerde öğretmen olmadığı için okullar dahi kapalıyken, böyle bir zihniyete anlam veremiyorum... Bu bölümden çok sayıda öğrencinin ayrıldığını duydum. Madem bu öğrencilere öğretmenlik verilmiyor, o zaman bu Fen-Edebiyat Fakülteleri’nin sayısını azaltın. Bu gençlere, anne babalarına yazık değil mi? Bu çocukların günahı ne? Niye bu çocukların haklarını savunmuyorlar? Bu gençleri neden küstürüyorlar? Neden bu çocuklara acı çektiriyorlar? ¥ Kamber Artan - İSTANBUL Unutulanlardan olduk Sayın vekillerimizin dikkatine; Bizler, 10 yıl geçmesine rağmen, vekillerimiz tarafından bir türlü hatırlanmayan devlet memurlarıyız. 15.10.1991 tarihinden sonra göreve başladığımız için, o tarihte 458 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye göre, tüm memurlara verilen 1 derece (3 kademe, 3 yıllık hizmet karşılığı) bir daha uygulanmadı. Halbuki bu uygulama daha önce de yapılmıştı. Bizler devlet memuru, hatta vatandaş olarak istiyoruz ki; çıkan kanunlar günübirlik, kişilere ve zamanlara özel olmasın. Bütün vatandaşları kapsasın ve böylece güven versin. 10 yıldır bekliyoruz, maaşlarımıza tatminkâr bir zam yapılmıyor; hiç olmazsa önceki memurlara verilen 1 derece bize de verilsin. Belki de devlete yük getirmeyecek olan böyle bir kanunun Meclis’ten geçmesi çok kolay olacaktır. Belki de bizi unuttukları için bugüne kadar böyle bir kanun çıkarılmadı. Vekillerimiz, lütfen bizi de hatırlasınlar... ¥ A. K. - NEVŞEHİR Bu çarpık sistemi bir an önce değiştirin Milli Eğitim Bakanlığı’na; Ben bir lise 2’nci sınıf öğrencisi olarak, Tarih, Coğrafya ve Edebiyat derslerini başardığım ve çok sevdiğim halde sözel ağırlıklı eğitimi seçemiyorum. Tüm öğretmenler haklı olarak sözel bölümümün seçilmesine karşı çıkıyor. Çünkü üniversite giriş sınavını bu bölümden kazanmak çok zor. Çok başarılı bir arkeolog olmak istediğim halde olamayacağım. Zaten arkeoloji bölümü mezunları da ya boş geziyorlar, ya da başka bir iş yapıyorlar. Birçok sözel bölümünün mesleği de öyle... Bizleri kabiliyetlerimiz doğrultusunda değerlendirmiyorlar. Bu durumda, sonraki yıllarda da istenen seviyeye gelinemiyor, mesleklerde istenen başarı sağlanamıyor. Toplum ve ülke olarak hepimiz bu çarpık durumdan zarar görüyoruz. Başarılı olanlar da başka ülkeleri tercih ediyor. Birçok genç de daha sınav aşamasında kaybolup gidiyor... Eğitim sistemimizin köklü değişikliklere ihtiyacı var. Bizlere ve ülkemizin geleceğine yazık oluyor... ¥ Melek Gök - MUĞLA Paran varsa 3 gün içinde, yoksa?!. Sayın Yaşar Okuyan’ın dikkatine; 25.12.2001 günü Manisa Turgutlu SSK Hastanesine, bir rahatsızlığım için gittim. Doktorlar her zaman olduğu gibi rahatsızlığımı sordular, kısaca anlattım. Göz ve söylem yoluyla (muayene edilmeden) ameliyat kararı verildi, bir ücret karşılığı 3 gün içinde ameliyat edileceğim söylendi (50 milyon). Devletin verdiği sağlık karnesi varken, asgari ücretli olarak kabul etmedim. Bu defa ameliyathanenin 3 ay dolu olduğu söylendi. 3 ay ve daha sonraki aylara da gün verilmiyor... Bu hastaneler bizim ödediğimiz primlerle kurulmuyor mu? Gerektiği zaman yararlanamazsam neden bunun için prim kesiliyor? ¥ Sakin Uzun - Turgutlu / MANİSA
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT