BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ecyad’la ağlayan ecdat

Ecyad’la ağlayan ecdat

Osmanlı idaresinin 4 asır evvel Kâbe-yi şerîfi beklemek için hizmete açtığı Ecyad Kalesi nihayet yerle bir.



Osmanlı idaresinin 4 asır evvel Kâbe-yi şerîfi beklemek için hizmete açtığı Ecyad Kalesi nihayet yerle bir. Ecyad’la ecdadın kemikleri sızladı. Bir Türk garnizonu tarihten silinirken Türkiye’de sorumlu çevrelerde doğalgaz faturası kadar reaksiyon uyandırmaması esef edilecek bir hadisedir. Ankara’dan ses-seda yükselmeyince İslam Konferansı Teşkilatı ve Unesco’dan da bir tepki gelmedi. Tarihi kaleyi otel yapma gerekçesiyle yıkmışlar. Bahaneleri böyle. Sanki uçsuz bucaksız topraktlarda otel yapacak yer kalmamıştı. Üstelik Kâbe’nin tepesine otel dikmek ne demek? Edeple bağdaşır mı? Evet; sadece bâhâne. Hac ibadeti öncesi Türk hacı adaylarına nisbet yapıldı... İnsan inanamıyor ama gerçeğin tâ kendisi. Bütün Arabistan yarımadasında bizden kala kala 3 eser kalmıştı. Kâbe’nin revakları, Ecyad Kalesi ve Medine tren istasyonu. Şimdi bu üç hatıra ikiye indi. Bir ara revakları da yıkmak için teşebbüs etmişler. İstasyon da bakımsızlıktan yıkıma terk edilmiş durumda. Türk milleti, o topraklara sadece hizmet etti. Almadan verdi. İdarecilerini kendi aralarından seçti, ihtilaflarına bile karışmadı. Her sene İstanbul’dan kervan kervan hediyeler yollandı. Devrin şartlarını bir düşünelim. Osmanlı Türkleri o devirde bölgeden ne menfaat elde etmiş olabilirler. Bugün bölgenin tek zenginliği olan petrol dahi o zamanlar mevcut değildi. Mukaddes mekânlara olan hürmetten, Peygamberimize -aleyhisselam- bağlılığımızdan dolayı oralardaydık. Sistemli bir Osmanlı Türk düşmanlığıyla karşı karşıyayız. Bu Ecyad Kalesi’ni daha evvel yazmıştık. Onda kötü son ne yazık ki tecelli etti. Bir trajediyi daha kaleme almıştık. Aynı zihniyet, Balkanlar’da da Osmanlı eserlerini yıktırmakta. Bari tamir aldatmasıyla kazma indirilen onlar kurtarılsa. Plâna dikkat etmek lâzım. Mimari eserlere tüketilirken diğer taraftan Türkistan, Kafkaslar ve Balkanlara Vehhabilik inancı ihraç edilmekte, haylice de mesafe alınmışa benziyor. Talibânın itikadi ve mali itici gücünün ne olduğu iyi düşünülmeli. Çeçenistan da bu yüzden gitti. Çeçenler otonomdan da öte devletleşmiş, kimse de kendilerine karışmıyordu. Bir gün birden Dağısta’a saldırı çıkmasıyla Rusya devreye girdi ve olanlar oldu. Birtakım birlikleri Dağıstan üzerine kışkırtan Vehhabi misyonerleriydi. Acı olan şu... Ecyad Kalesi’nin Türkiye’de de edebiyat ve tarih kalelerine taarruzlar olurken yıkılmış olması. Bu gidişle Kâbe de, Hücre-yi Saadet de tehlikede demektir. Muhtemel keyfilikleri önlemek için Suudi Arabistan kurulurken varılan milletlerarası bir andlaşmayla Mekke ve Medine’nin yönetimi aralarında Türkiye’nin de bulunduğu bir grup İslâm ülkesine bırakılmıştı. Sahip çıkan olmadığından, en azından Ankara’nın lakayd kalmasından ötürü muahede hayata geçemeyip kâğıt üzerinde kaldı. Türkiye, kâğıtlara, evraka, arşive dönüp bakarak hafızasını tazelemezse, yeni nesillerde tarih şuuru gelişmezse başına çok felaket gelir. Bir gün Mostar, bir gün Ecyad, bir gün Caber Kalesi... Ve Türkiye toprakları. Şunu bilelim ki ecdadı ağlatırsak iflah olamayız.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT