BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kıskanç

Kıskanç

Mendilini çıkarttı arka cebinden. Bembayaz mendilini. Eski İstanbul beyefendilerine özenmişcesine hiç kağıt mendil taşımazdı o. Hiç kullanmazdı da... İki elini mendilin iki kanadından tutarken, bir unutulmaz hatıraya bakar gibi bakmaya başladı mendiline...



Kemal bey sadece ağlıyordu. Çocuklar gibi zırlamıyor, kadınlar gibi hıçkırmıyordu... Ama Kemal bey adam gibi ağlıyordu. Hem de koskocaman bir adam gibi... Mendilini çıkarttı arka cebinden. Bembayaz mendilini. Eski İstanbul beyefendilerine özenmişcesine hiç kağıt mendil taşımazdı o. Hiç kullanmazdı da... İki elini mendilin iki kanadından tutarken, bir unutulmaz hatıraya bakar gibi bakmaya başladı mendiline. Berrin’in belki de kendisine ütüleyip katladığı son mendil olacağı için miydi bu duygusu? Bilinmezdi. Kıyamadı bir müddet burnuna götürmeye. Ama akan gözyaşları artık beşeri yönünü zorluyordu. Silinmesi lazımdı herbirinin... Bütün sabrını, bütün nezaketini sürdürmeye gayret etmiş de artık gücü tükenmiş bir çaresizlik içinde, kibarlığı son saniyesine kadar kullanıp, ardından hoyratça bir hareketle burnunu ve gözyaşlarını sildi. Yeni bir sayfayı çeviriyormuşcasına Sedef’e çevirdi başını, gözlerine bakmadan: -Ah kızım ah, dedi girizgâh olarak. Bir insanın başına gelebilecek en büyük bahtsızlık nedir bilir misin? Ağlaması bittikten sonraki haliyle Sedef’in pür dikkat gözlerine baktı: -Anlaşılmamak. -... -Bir insan eğer kendini anlatamıyor, ya da bütün anlatmak istemesine rağmen karşıdaki onu anlamıyor, ya da anlamak istemiyorsa vay her iki tarafın da haline... -Anlıyorum efendim. -Anlayabiliyorsan ne güzel... Mesleğim gereği her türlü insanla, her türlü firmayla diyalog kurmak durumundayım. Ben dışarıdan bakıldığında kendi çapında ithalat ihracat yapan bir firma sahibiyim. Oysa benim iş adamlığımın ötesinde, bambaşka bir Kemal bey var. Şimdiye kadar kimseyi kırmayan, kimseye hayır diyemeyen, kimseyi incitmek istemeyen. -Böyle olduğunuza biz şahidiz efendim. -Sağolun... Ama hayat insanın karşısına öylesine insanlar çıkartıyor ki, bu nasıl karakter, bu nasıl anlayış, bu nasıl insanlık çözemiyorsunuz. Herkesin kendi çıkarını düşünmekten başka bir amacı yok. Öyle bir dünyaya kalmışız ki en değerli en mukaddes bildiğiniz duygular bile insanlar tarafından kendi basit kişisel amaçlarına alet edilmiş. Dürüstlük, mertlik, arkadaşlık, şeref hiç ama hiçbiri kimsede kalmamış. Arkadaşı uğruna en ufak çile çekmeye, söz verdiği için sözünde durmaya, dürüst olmaya kimsenin ihtiyacı yok. Herkes her arzu ettiği düşünceye bir kılıf buluyor. “Öyle ama bu böyle olduğu için ben de böyleyim” deyiveriyor. “Madem öyle, bunu sen istedin” deyiveriyor. Hiç kimse ayranım ekşi demiyor. İşte böylesi kokuşmuş, böylesi insaniyetten uzaklaşmış bir dünyada güvendiğim, inandığım birileriyle yola çıktım. Birlikte iyi şeyler yapacak, birlikte kazanacaktık. Fakat karşıma, hiç sebep yokken, sadece bir yerlere ulaşmada benden istifade etmek için, benimle birlik olmak isteyip, amaçlarına ulaştıktan sonra da beni arkadan hançerleyecek kadar vefasız, vicdansız, şerefsiz olabilen kimselerin tuzağına düşmüş durumdayım. -Aman Allahım, Kemal bey? -Ve maalesef bu acı durumumun ne olduğunu evimde eşime bile anlatamadım. Çünkü anlatmaya kalkıştığımda kesinlikle evliliğimiz tehlikeye girecekti. Oysa eşim de benim sır olarak saklamak istediğim bu birlikteliği sanki hissetmişçesine üstüme üstüme gelmeye başlamış, benim evine ailesine sadakatten vazgeçen bir erkeğe dönüştüğüme karar vermiş gibiydi. Öyle olmadığımı kendisine ispat edemiyordum. Çünkü evime gidemez olmuştum. İşte şimdi sana kararımı açıklıyorum! > DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT