BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kıskanç

Kıskanç

Kemal beyin sadece cüzdanındaki parasıydı varı yoğu. Bir taksiye el etti caddeye çıktığında. Kimbilir belki de son bir defa bıraktığı iş yerine uzaktan da olsa bakmak arzusuydu bu. Sıradan bir müşteri olarak işyerinin bulunduğu caddeye sürmesini söyledi şoföre...



Kemal beyin her zamanki hesap işini gören banka memuru Şermin, yine heyecanla bilgisayarın başına geçti. En hatırlı müşterilerinden olan Kemal beye gülücükler atarak sordu: -Size nasıl yardımcı olabilirim Kemal bey? Talimatınızı verin, müdür beyin odasında kahveniz hazır, Müdür bey sizi bekliyorlar efendim. -Bugün sizi sevindirecek bir işlem yapmak için burada değilim, dersem bana gücenmezsiniz değil mi? -Hayır ne münasebet, ne emrederseniz. -Bankada bulunan tüm hesabımı çekmek üzere burdayım. -Nasıl, anlayamadım? -Tüm hesabımı çekmek istiyorum. -Ama Kemal bey, yani tabii, şey... Bir dakika ben... -Hayır hayır, telaşlanmanıza gerek yok. Nakit olarak üzerime almak istemiyorum. Şimdi size bir banka şubesi ve hesabı vereceğim. Paramın tamamını oraya havale edeceksiniz. Şermin’in eli ayağı birbirine dolaşmış, ne yapacağını şaşırmıştı kızcağız. Bu esnada, Kemal’i odasına kahve içmeye bekleyen müdür bey de süre biraz uzayınca, hatırlı müşterisini reyonda karşılamaya gelmişti. -Kemal bey, hoşgeldiniz. -Hoşbulduk müdür bey, nasılsınız? -Çok şükür, sizler nasılsınız? Kahvenizi odama getirtmiştim ama... -Zahmet etmeyin, bugün fazla kalmayacağım. Şermin, belki bir yolunu bulur da Kemal beyi bu kararından vazgeçirtir düşüncesiyle durumu müdür beye çıtlatmak istedi: -Efendim, Kemal bey, hesabındaki tüm mevduatı çekmek istiyor da... Müdürün de gözü faltaşı gibi açılmıştı. Bu da nereden çıkmıştı böyle. -Kemal bey, hayırdır? Bir acil durum falan mı var? Kemal oldukça sakindi. -Yok yok, sağolun. Sadece böyle bir karara vardım. Siz zahmet etmeyin. Odanıza buyurun. Müdür de şoktaydı. Ama Kemal beydeki kararlılık o kadar netti ki diyecek bir söz bir teklif bulunamıyordu. Müdür bey, tekrar özür dileyerek yanından ayrıldı. Şermin için zaten yapacak bir şey kalmamıştı. Kemal bey, parasını havale ettireceği bankanın ismini ve hesap numarasını sundu: -Bu hesaba havale ediniz lütfen. -Bu eşinizin hesabı değil mi? -Evet, eşimin hesabı. “Demek ki bütün parasını eşinin üzerine havale ediyor. Mutlaka bunda bir bit yeniği vardır” dedi Şermin. Ama bu duygusunu elbette açıktan söyleyemezdi. Halave işlemi üç dakikada tamamlanmıştı. Şimdi Kemal beyin bankadan ayrılırken bankadaki hesabında beş kuruşu kalmamıştı. Kemal bey bir yandan sanki üzerinden dağlar kalkmış gibi hafiflemişti. Öte yandan bir anda beş parasız kalıvermenin anlık şokunu, hava boşluğuna düşmüş gibi hissetmişti ciğerlerinde... Kemal bey bankadan çıkar çıkmaz, müdür beyin odasına seğirten Şermin, yaptığı işlemi kısaca özetledi: -Efendim, bütün parasını hanımının üzerine havale ettirdi. -Kimbilir neler üzerine hesabı vardır? Yine kimbilir nereden ne vurgun vuracaktır? Ben bilmez miyim? Müşterisi olmaktan çıktıktan sonra Kemal beyin hiç ama hiçbir değeri kalmamıştı. Şermin’e de, “Tamam çıkabilirsin” dedi sadece. Kemal beyin sadece cüzdanındaki parasıydı varı yoğu. Bir taksiye el etti caddeye çıktığında. Kimbilir belki de son bir defa bıraktığı iş yerine uzaktan da olsa bakmak arzusuydu bu. Sıradan bir müşteri olarak işyerinin bulunduğu caddeye sürmesini söyledi şoföre... Otomobil, trafik sıkışıklığında bir de kırmızı ışıklarda duruyordu. Çalıştığı binanın önünden geçerken hiç beklemediği bir manzarayla karşılaştı. Siyah bir arabanın içinde birkaç kişi duruyordu. Badigarda benzer bir kişi kapı önünde nöbet tutarken, sanki yukarıya birilerinin de çıktığı hissediliyordu. “Beni arıyorlar” dedi içinden. “Arasınlar bakalım, bulabilecekler mi arasınlar” O anda, arabada oturanlardan biriyle göz göze geldi. Arabadaki adam da Kemal beyi fark etmiş, birden hareketlenmişti... ¥ DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT