BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kıskanç

Kıskanç

Emel’e çikolatadan önce bir öpücük verdi Murat. Çikolatasını da uzattı ve “Haydi sen şimdi doğru oyuncaklarının başına. Ben annenle sofrayı hazırlayayım” dedikten sonra ellerini Ayşe’nin omuzuna atıp gözlerini gözlerine dikerek anlatmaya başladı...



Murat eve gitmeden önce eşine güzel bir çiçek yaptırmış, minik kızı Emel’e de çikolata almıştı. Eve geldiğinde burnuna mis gibi yemek kokuları doldu: -Ah benim tatlım, neler yapmış yine? -Sen sürprizini söylemeden mutfağa girmek yok. -Tamam söyleyeceğim, ama önce şu mini kızın çikolatasını vereyim. O sus payını alsın bakalım. Emel’e çikolatadan önce bir öpücük verdi Murat. Çikolatasını da uzattı ve “Haydi sen şimdi doğru oyuncaklarının başına. Ben annenle sofrayı hazırlayayım” dedikten sonra ellerini Ayşe’nin omuzuna atıp gözlerini gözlerine dikerek anlatmaya başladı: -Bir boşanma davası aldım. Müthiş bir dava. Paralı bir aile. Maddi manevi tazminat davaları açacağım. Bu davadan bize çok para kalacak. Paradan da öte belki şöhret olacağım. Ayşe “Bu mu anlatacağın haber?” dedi. Şaşırmıştı genç kadın. Murat da onun şaşırmasına şaşırmıştı: -Ne o beğenmedin mi? -Sen beğeniyor musun? -Ne oldu yine yahu? -Bir başkasının yuvasının yıkılması üzerine bizim mutluluğumuzu oturtmak sana ne kadar anlamlı geliyor Murat? Biz onların boşanmasını sağlayacak ve böylece para kazanıp mutlu olacağız öyle mi? Onlarsa belki bir daha ömür boyu azap çekecekler? -Yahu Ayşe, sana da ne söylesek yaranamıyoruz be? Hem o gitme dediğin kadına gitmedim. Yani gittim de görüşme olmadı. İyi ki de olmamış, ne idüğü belirsiz bir aileye bulaşacaktım. -Sana kaç kere dedim ki, içimiz rahat olacak davaların peşinde koş. Sen gidip gidip nelerle uğraşıyorsun? -Ayşe, tamam sevinmeyebilirsin. Ama ben bir avukatım. Ben şu davayı alırım, bu davayı alamam diyemem ki? En azından şu aşamada diyemem. Eh parayı bulurum, kimseye muhtaç olmam. O zaman tercihimi yaparım. Ama şimdi hem paraya hem itibara hem tanınmaya ihtiyacım var. -Neyse, haydi yine sana acıdım. Mutfağa geçelim de karnını doyur. -Adı Berrin kadının. -Bana ne? -Yani çok enteresan bir tip. Görsen öyle varlıklı birileri ki? -Murat sen iyi misin? -Ne oldu ki? -Sen davayı mı alıyorsun, yoksa Berrin denilen kadını mı tanıyorsun? -Uff yine başlama hayatım? Ben sana kim olduğundan söz etmek istiyorum. Yoksa içimde öyle bir şey olsa sana bunları söyler miyim? -Neyse kapat bunları. Sonra kızına seslendi Ayşe: -Kızım haydi gel. Sofra hazır haydi... Birlikte sofraya oturdular. Murat, Ayşe’nin kıskançlığını biliyordu ama bu kadarına hemen parlamasını hiç hoş karşılamamıştı. Birkaç lokma almışlardı ki telefon çaldı. Murat’ın cep telefonuydu. Ayşe, “Ben bakarım” diyerek sofradan kalktı. Murat, hanımının yaptığı yemeğe keyifle kaşık sallarken Ayşe de cep telefonunu açıp cevap veriyordu: -Alo buyurun! Bir kadın sesiydi karşıdaki: -Avukat Murat beyle görüşecektim? -Tabii, kim arıyordu? -Ben Berrin. Ayşe’ye bu ses soğuk duş etkisi yapmıştı. Bir tuhaf oldu kadın. Ama hiç konuşmadan getirip telefonu Murat’a uzattı: -Al, seni istiyor! -Kim? -Kim olacak o kadın? > DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT