BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bilsem ki Döneceksin

Bilsem ki Döneceksin

Ne yapsa onlar gibi olamıyordu. Biraz incelmeye kalksa kendini gülünç hissediyor, karşısındakinin yapmacık gibi gelen hareketlerini bir türlü hazmedemiyordu. Sonrasında hemen kırıp dökmeye başlıyordu.



Ne yapsa onlar gibi olamıyordu. Biraz incelmeye kalksa kendini gülünç hissediyor, karşısındakinin yapmacık gibi gelen hareketlerini bir türlü hazmedemiyordu. Sonrasında hemen kırıp dökmeye başlıyordu. Belki de bütün hatayı bu Uzak Doğu sporuna başlamakla yapmıştı. Sistemli ve ciddi bir çalışmayla o sporda bir yerlere gelmişti. Ya sonrası?.. Müsabakalarda Ankara birinciliğini kazanırsa kimse bu kadarıyla yetinmek istemeyecek, ondan daha büyük başarılar bekleyeceklerdi. O zaman okuldaki dersleri zayıflayacak, üniversite hayalleri suya düşecekti. Belli bir yaştan sonra aktif spora devam etmek mümkün değildi. Üniversite, hayatı boyunca devam edeceği bir meslek kazanması demekti. Bazen kendini öylesine zayıf hissediyordu ki omzuna yaslanıp sıcaklığını duyacağı, bazen de rahatlayıncaya kadar sarılıp gözyaşı dökebileceği bir insan arıyordu. - Anneciğim, ne olurdu yanımda olsan... Sana öyle ihtiyacım var ki!.. Bu hayata, bu sahte yüzlü insanlara ancak senin yardımınla dayanabilirim. Senin varlığınla kuvvet bulurum. Yaşadığımı hissederim. Gözlerinden akan yaşlara aylardır hasretti. Şimdi biraz olsun rahatlamıştı.  Metroda karşısında oturan yaşlı karıkocayı görünce, büyükbabası ve babaannesi gözlerinin önüne geldi. Emekli bir devlet memurunun bütün özelliklerini taşıyan, kendi halinde bir insan ve hayatının bütün güzelliklerini ona vakfetmiş eşini bir an bile yalnız bırakmamış bir kadın... Mutluluğu, sevinci, hüznü birlikte yaşamışlar... Hayatının en olgun yaşında, bir trafik kazasında kaybettikleri oğulları ve gelini için birlikte gözyaşı dökmüşler... Bu acıyla artık yaşayamayacaklarını düşünürken geçen zaman onları biraz olsun sakinleştirmişti. Devlet dairelerinde ve Anadolu’nun pek çok yerinde geçen hareketli hayatlarına şimdi sükunet hakimdi. Gürültü ve yenilikten hoşlanmıyorlardı. Onların varı yoğu biricik torunlarıydı. Eğitimi, öğretimi için ellerinden gelenin en iyisini yapmaya gayret ediyor; anne, baba yokluğunu ona hissettirmemeye çalışıyorlardı. Bunu bazen başarıyor, bazen de yeni nesli anlamakta zorlanıyorlardı. Her geçen gün bir şeyler değişiyor, gençlik akıl almadık çılgınlıklar deniyor; sonu gelmedik meçhullere koşuyorlardı. Sabiha için korkmuyorlardı. Sabiha, onlara benzemiyordu. Bedenindeki hareketliliğe rağmen düşünceleri sakin ve tutarlıydı. Dualarının her yerinde kendilerinden daha fazla onun için iyi dilekler vardı. Genç kız, ailesine lâyık olma gayreti içindeydi. Metro dolup dolup boşalıyor, insanlar bir yerlere gidip geliyorlardı. Yavaş, hızlı; sakin, telaşlı adımlar yorgun yüzlü insanları bir yerlere taşıyorlardı. Kızılay İstasyonunda metrodan şehirlerarası otobüs terminali yönüne giden Ankaray’a geçiş yaptığında etrafında çanta, valiz, çuval ve poşet taşıyanların sayısı çoğaldı. Gözler sık sık saatlere bakıyor, bu bakışlarda bazılarının tedirginliği artıyordu. Ankaray, çok hızlı ve ışıl ışıldı. Vagon ve peronlarda gece mi, gündüz mü olduğu belli değildi. Saatler gecenin yirmi üçünü gösterirken karşısındaki yaşlı karıkocanın Maltepe’de indiğini gören Sabiha, son istasyona kadar kimseyle ilgilenmedi.  Üzerinde isim ve adres yazılı karta son defa bakıp çantasına koydu. Cuma ve cumartesi. Önünde dolu dolu yaşayacağı, gönlünce gezip dolaşacağı iki gün vardı. Bu iki günlük kaçamak için yanına fazla eşya almamış, çantasına bile belli malzemelerin dışında bir şey koymamıştı. Üzerindeki para ile bu uçsuz bucaksız şehirde ancak bu kadar kalabilirdi. Cuma günü yönetmeni ziyaret edecek, cumartesi ise şehri dolaşacaktı... > DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109156
    % 1.14
  • 3.8206
    % -0.38
  • 4.5076
    % 0.05
  • 5.1028
    % -0.67
  • 153.399
    % -0.43
 
 
 
 
 
KAPAT