BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Silahların gölgesinde

Silahların gölgesinde

Pis yakıtlardan dolayı motor harap oluyor. Tamirci motoru urganlarla kaldırıp, çamura yuvarlıyor. Elinde ne alet var, ne edevat. Üstelik contayı da uyduruk bir malzemeden kesiyor. Şu teknoloji harikasını çalıştırabileceğini sanmıyoruz ama çalıştırıyor. Arabamız tıkır tıkır yürüyor.



Ah şu benzinin ettiği! Talukan’dayız. Kaldığımız binanın hemen yakınında küçük tamir atölyeleri ve benzinciler görüyoruz. Eğer kendi aracınızla dolaşıyorsanız bunları dikkate almanız gerekiyor. Sakın benzinci denince ışıl ışıl tabelaları, ayna gibi pombaları ve dijital sayaçları olan istasyonlar gelmesin aklınıza. Üç beş varil, bir huni ve 2 metre hortum oldu mu tamam. O sıra bir ellerinde küçük taslar, diğer ellerinde ucuna sünger bağlanmış çubuklarla dolaşan çocuklar dikkatimi çekiyor. Bunların ne kovaladığını merak ediyorum ama ilk benzin aldığım yerde sorumun cevabını alıyorum. Afganlılar 20 litrelik pamuk yağı bidonlarını standart ölçü olarak kullanıyorlar. Benzin önce ağızla sifon yapılarak bidona alınıyor, sonra deponuza boşaltılıyor. Eh bu esnada zemine dökülenler de oluyor. Küçük çukurcuklar, yarı su, yarı benzin oluyor. İşte tam bu noktada çocuklar devreye giriyor. Ellerindeki çubukları yerde gezdirerek, benzini süngerlerine emdiriyorlar. Süngeri tasın içine sıkıyor, tası bidona boşaltıyorlar. Eh bu bidonu yarı fiyatına benzincilere sattıklarını anlatmaya gerek var mı bilmem. Benzin değil bulaşık suyu İşte sırf bu yüzden, Tacikistan’a kadar canavar gibi gelen jipimizin motoru bir hoş olunca hiç şaşmıyoruz. Önce yakıt filtresini değiştiriyor, sonra enjektörlerin tıkandığını düşünüyoruz. Yok, yok yok. Olmuyor, araba bir türlü çalışmıyor. Soluğu mecburen benzincinin komşusunda alıyoruz. Yani tamircide. Sakın aklınıza “yoksa işbirliği mi var?” sorusu gelmesin. O coğrafyada genellikle Toyota ve Rus yapımı jipler kullanılıyor. Bunlar ne versen yakıyor. Bizim arabamız da iyi güzel ama Afganistanda bir eşi benzeri daha yok. Sanırım biraz da hassas. Bu yüzden tamirciler yüzlerini buruşturuyor, sadece “mutar harapşut.” (motor harab olmuş) diyorlar. Gözleri kesmemiş olacak bakan kaçıyor. Bakıyorum olacak gibi değil, ihtiyar bir motorcuyu kenara sıkıştırıyorum, “Siz Rus kafirine baş kaldıran yiğitlersiniz” diyorum, “şunnacık motordan mı korkuyorsunuz?” Korkmadığını ispat ediyor. Ancak bir mücahidden beklenecek cesaretle motoru halatlara bağlıyor, kaldırıp çamurun içine atıyor. Bırakın cereskalı, anahtarları bile yok, adamlar ayarlı penseyle iş bitiriyorlar, burada yağlı üstübüler ve ufak tefek ıvır zıvırlar bile kıymete biniyor. Usta bu karışık motoru komple söküp takacak, öylesine malzemelerden conta kesip uyduracak. Bulunduğunuz ülke Afganistan olunca, mecburen “buyur yap” diyor, herşeyi göze alıp seyre koyuluyorsunuz. Arabayı gözümüzün gördüğü yok ama süre kaybediyoruz ve diğerlerinden geriye kalmak işimize gelmiyor. Diyeceksiniz ki ne oldu? Valla adam dünya kadar elektronik tertibatı olan bilmece gibi motoru söküp, takıyor ve saat gibi çalıştırıyor. > DEVAM EDECEK
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109247
    % 1.23
  • 3.8254
    % -0.26
  • 4.5078
    % 0.05
  • 5.1125
    % -0.48
  • 153.62
    % -0.29
 
 
 
 
 
KAPAT