BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Deprem teorileri

Deprem teorileri

Güneşin olanca parlaklığıyla gönlümüzü aydınlattığı şu güzelim günleri yine deprem sözü bulandırıyor. Perşembe günü şehri sarsan 4.8’lik deprem herkese korku dolu o dönemi hatırlattı. Gerçi sayın Işıkara bu gerçeği asla unutmamamız gerektiğini bozuk plak misali söyleyip duruyor ama böylesine sevimsiz ve çaresiz bir hadiseyi sürekli telaffuz etmek kimsenin işine gelmiyor. Teyzem hariç!



Güneşin olanca parlaklığıyla gönlümüzü aydınlattığı şu güzelim günleri yine deprem sözü bulandırıyor. Perşembe günü şehri sarsan 4.8’lik deprem herkese korku dolu o dönemi hatırlattı. Gerçi sayın Işıkara bu gerçeği asla unutmamamız gerektiğini bozuk plak misali söyleyip duruyor ama böylesine sevimsiz ve çaresiz bir hadiseyi sürekli telaffuz etmek kimsenin işine gelmiyor. Teyzem hariç! O, sabah depremle kalkıp gece depremle yatanlardan. Neler düşündü neler. İstanbul’u terk edip küçük bir sahil kasabasında yaşamaktan tutun da deprem kuşağında yer almayan yabancı bir memlekete yerleşmeye kadar. Bir uzman kadar uzman oldu bu konuda. Televizyonda “d” harfiyle başlayan her programı izliyor ve gün geçtikçe daha endişeli oluyor. Bu arada beni de rahat bırakmıyor tabii. Yeşilköy’de oturuyor oluşum onu çıldırtıyor. Aklımın eksik olup olmadığını merak ediyor. Uzmanların Yeşilköy ve yakınında yer alan semtlerle alakalı ‘Kesin yıkılır’ değerlendirmelerini papağan gibi tekrarlıyor. Taşınmam için ne lazımsa yapıyor. Bir açıdan haklı. Büyük depremden sonra Kanal 7’de yaptığım sabah programına gelen bütün deprem uzmanları bundan yüz yıl sonraki İstanbul haritasında Yeşilköy, Florya, Bakırköy, Ataköy gibi yerleşim birimlerinin olmayacağını söylemişlerdi. Birbirinden farklı günlerde, farklı kişilerin söyledikleri bu sözler herhalde doğruyu yansıtıyordur. Fakat insanın doğup büyüdüğü, içinde yaşamaktan keyif aldığı, herkesi tanıdığı semtinden ayrılması ve başka bir muhite alışması o kadar zor ki! Bunu söylediğimde ‘Ölmek daha mı kolay?’ diyor. ‘Kader’ dediğimde, ‘İyi de Allah insana bir de akıl vermiş’ diye cevabı yapıştırıyor. Aklım karışık anlayacağınız. Sanırım bütün İstanbullular benimle aynı durumdalar. Yerden gelecek şiddetli bir stres boşalmasının nasıl korkunç olduğunu, insanları nasıl çaresiz bıraktığını hepimiz yaşayarak öğrendik. O ses, yıkılan binalar, ölen ya da sakat kalanlar, enkazlar... Biz bu kaosu tekrar kaldırabilir miyiz bilmiyorum. Zor bir psikoloji. Deprem kuşağında yükseldiği gün gibi aşikar olan Türkiye’nin en büyük şehri bu konuda alabildiğine çaresiz. Bundan sonra yapılan binalar deprem yönetmeliğine uygun olsa bile bundan önce inşa edilmiş olanlar için ufukta çözüm görünmüyor. İstanbul Belediyesi’nin hazırladığı İstanbul deprem haritası ise sanırım emlak piyasasını etkilediği için bulunmuyor. Ancak çok kafaya takıp, Büyük Şehir Belediye binasına kadar gitmeniz ve oradan temin etmeniz lazım. Bir de önceden söylenmiş olanların değiştirilmesi sorunu var. Mesela Sarıyer için sağlam deniyordu. Şimdi ise kısmen sağlam olduğu fakat zeminin yer yer değişiklik gösterdiği anlatılıyor. Ecelden kaçılmaz elbet ama sebebe yapışmak diye bir gerçek de var. Ne yapacağını bilmeyen benim gibi şehirlilere Allah yardım etsin.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT