BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Mesut Hoca’ya çektirdiğiniz yetmedi mi?

Mesut Hoca’ya çektirdiğiniz yetmedi mi?

Milli Eğitim ve Maliye Bakanları’na; Birbuçuk yıl önce, bu köşede bir öğretmenimizin dramını yazmıştım. Belki eski okuyucular hatırlar; 30 yıllık öğretmen, böbrek hastası Mesut Ertuş. Eli öpülesi bu hocamız 6 yıl diyaliz makinesine bağlı yaşıyor, her doktora gidiyor, her çareyi deniyor. Sonra da kendisinin ve yakınlarının birikimleriyle, 30 bin dolar harcayarak Bağdat’ta böbrek nakli yaptırıyor. Bütün bu masrafları kendileri karşılıyor.



Milli Eğitim ve Maliye Bakanları’na; Birbuçuk yıl önce, bu köşede bir öğretmenimizin dramını yazmıştım. Belki eski okuyucular hatırlar; 30 yıllık öğretmen, böbrek hastası Mesut Ertuş. Eli öpülesi bu hocamız 6 yıl diyaliz makinesine bağlı yaşıyor, her doktora gidiyor, her çareyi deniyor. Sonra da kendisinin ve yakınlarının birikimleriyle, 30 bin dolar harcayarak Bağdat’ta böbrek nakli yaptırıyor. Bütün bu masrafları kendileri karşılıyor. Ameliyattan sonra, ömür boyu alması gereken ithal ve pahalı ilaçlar devreye girince, problemler başlıyor. İlaçların bedelini Milli Eğitim Müdürlüğü ödüyor, ancak, o zamanki Hakkari Muhasebe Müdürü Salim Cebeci bu paraları ödememeye başlıyor. O zamanki Hakkari Defterdarı M. Emin Narta da aynı tavrı gösteriyor. Mesut Hoca’nın parası bitmişti, yaşaması için alması gereken hayati ilaçları alacak gücü kalmamıştı. Bu durumu gösteren doktor raporları, eczacı görüşleri, hepsi tamdı. Eli öpülesi, 30 yıllık hocamız göz göre göre ölüme terkediliyordu. Biz bunu yazdık diye bize ve Mesut Hoca’ya Salim Cebeci tarafından, Zonguldak ilinin Gökçebey ilçesinde (buranın ne ilgisi varsa...) 50 milyarlık tazminat davası açıldı.... Yargıda kazandı ama... Şimdi Mesut Hoca’dan yeni bir mektup geldi. Mesut Hoca, hasta haliyle pes etmemiş, hukuk mücadelesi başlatmış, ilaç paraları davalarını 12.06.2001 tarihinde kazanmış ilgili yerlere göndermiş. Van İdare Mahkemesi 2000/526, 2000/527 ve 2001/66 esas dosyalarla 3 adet tedavi giderlerinin ödenmesi için 12.06.2002 tarihinde karar vermiş. “Hakkari Defterdarlığı’na başvurdum, her ne hikmetse ödememi yapmadılar. İcra takibine bıraktım, halen ödememekte ısrar ediyorlar” diyor Mesut Hoca... Pes doğrusu. Meslek dayanışması diye buna denir! Bundan sonrasını yine Mesut Hoca’nın mektubundan alalım: “Salim Cebeci’ye teslim ettiğim ve bunlara dayanılarak ödeme yapılan 1999 yılına ait 10 adet belgenin, Şubat 2000 tarihinde imha edildiği duyumunu aldım. Maliye Bakanlığı bir kontrolör gönderdi. Deneyimsiz olduğunu tahmin ettiğim bu şahıs, bir inceleme raporu tanzim etti. Olan olayları, hiçbir somut delil ortaya koymaksızın devamlı aleyhime yorumlamış. Bu şahıs Hakkari’ye geldiği Eylül 2000 tarihinden itibaren Muhasebe Müdürü ve Defterdar’la çok sıkı ilişkiler içine girmiş, kendi bakanlığının mensuplarını övmüş ve kayırmış, evrakların kaybına yolaçan şahıs ödüllendirilmiştir. Aynı kontrolör, bana ve bana ilaç tedarik eden eczanelere cezalar çıkartıp tahsil etmiştir. Bu ütopik rapor yüzünden hakkımda çeşitli davalar açılmıştır. Bu haksızlığın yapılacağını hissederek, Maliye Bakanlığı’na, ilgili genel müdürlüğe gittim, bütün olayları detaylı bir şekilde anlattım; buna rağmen dürüst davranılmadı. Ancak ben, ‘Nasıl olur da bir öğretmen maliyecilere karşı hakkını arayabilir’ düşüncesinin hakim olduğunu gördüm. Lakin haklılığım mahkeme kararlarıyla kesinleşmiştir. Haklı olduğumu, hayati öneme haiz olan sorunumu Maliye Bakanlığı’nın yukarıda belirtilen elemanları bilmiyor muydu? ‘Memurlar devlete verdikleri zararı birim fiyatı üzerinden öderler ve haklarında işlem yapılır’ denilmektedir. İlgili şahısların, verdikleri bu zararı ödemeleri kanun gereğidir...” Mesut Hocanın mektubunu bu kadar kısaltabildim. 30 yıllık bir öğretmene bunlar reva mıdır? Amansız bir hastalığın pençesinde kıvranan bir insana, doktor raporlarına ve yargı kararlarına rağmen bunca engelin çıkarılması devlet memuriyetiyle bağdaşır mı? Böyle hayati bir meselede mesleki dayanışma ne kadar ahlakidir? Maliye Bakanlığı bu işi böyle bırakmamalı, ilgili şahıslar sorumlu ise peşlerini bırakmamalı. Milli Eğitim Bakanlığı da 30 yıllık bir öğretmene, bir mensubuna daha çok sahip çıkmalı, birilerinin mesleki dayanışmalarına(!) terketmemelidir. Zaten Mesut Hoca’nın hasta haliyle mahkemelerde ve bürokraside bu kadar mücadele etmek zorunda bırakılması da yüzümüzün kızarması için yeter de artar...
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT