BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İnsanlığın bunalımdan kurtulma çareleri

İnsanlığın bunalımdan kurtulma çareleri

Kan ve zulüm üzerine kurulu doktrinler, bugüne kadar insanlığın hayatı üzerinde kumar oynamışlardır. O sistemlerde insana değer veren adeta kalmamış... Hayatın zübdesi, özü olan insan unutulmuş.



Bugün herkes kabul etmektedir ki, bütün insanlık alemi, büyük bir buhran yani bunalım içerisinde bulunmaktadır. Günümüzde, bütün dünyada hırsızlık, gasp, darp, katil, ırza geçme gibi suçlar son derece çoğalmıştır. Sıkıntılardan kurtulmak isteyen bazı insanların içki, kumar, uyuşturucuya yöneldikleri, bir kısmının da intihara teşebbüs ettikleri ilim adamları tarafından ifade edilmekte, hatta hepimizce görülmektedir. Psikiyatride tek ölüm sebebi olarak sayılabilecek intihar, sanâyileşmiş ülkelerde en sık rastlanan 10 (on) ölüm sebebi arasına girmiştir. Hattâ genç erkeklerde intihar, en sık ölüm sebebidir. İntihar olayları ile yaş arasında doğru orantılı bir ilişki gözlenmektedir. Yaş ilerledikçe intihara daha sık rastlanır. İntihar olayı erkeklerde daha çok vukû bulmaktadır. İntiharın zamanla da ilişkisi vardır. Gece yarısından sonra ve sabaha karşı daha sık olduğu gibi, yaz ve ilkbahar mevsiminde daha fazladır. İnanç ve toplum yapısı İntiharın sıklığı, inanç ve toplum yapısına göre de büyük farklılıklar gösterir. Bu kötü davranışa, İslamiyeti doğru bir şekilde bilen ve yaşayan müslümanlarda çok az rastlanır. Çünkü İslâm dîninde intihar etmek (kendisini öldürmek), başka bir adamı öldürmekten daha büyük günahtır. Fakir ve menfî halli bölgelerde, beklenenin aksine daha az, düzensiz hayat yaşayan yalnız kişilerde ise çok sıktır. Bu konuda en büyük rolü, kişinin cemiyetten tecridinin (sosyal izolasyonun) oynadığı sanılmaktadır. Zîrâ dul ve bekârlarda intihar, evlilerden daha fazladır. Fakirlikle intihar arasında hakikatte bir ilişki kurulamamıştır. Aksine toplumun üst sınıfı denilen kesimlerinde intihara daha sık rastlanmaktadır... İntihar vak’alarının yarısı depresyon (rûhî çöküntü)lü hastalarda görülür. Alkoliklerde de intihar olayları çok sıktır... Depresyonla birlikte bulunan suçluluk, ümitsizlik duyguları da önemlidir. Ama yararsızlık, istenilmeme ve insanın hayâtı uğrunda yaşanmaya değer bir gayenin olmaması çok daha mühimdir. Bu görüşü, yaşlılarda ve yalnız yaşayanlarda intihar oranının yüksek, genç evli kadınlarda (rûhî çöküntünün sık olmasına rağmen) intihar oranının düşük olması destekler. İntiharların önlenmesi için İntiharların önlenmesi için yüksek intihar riski taşıyan gruplara yönelmeli ve risk durumunu değerlendirmede içki kullanma alışkanlığı, yalnız yaşama, cinsiyet ve yaş gözönünde bulundurulmalıdır. Kişilerin dînî inançlarının güçlenmesine dönük çalışmalar yapmak, insanın yaratılış maksadını iyi anlatarak onları sebepsiz yaşadıkları hissinden kurtarmak birçok intiharı önleyecektir. Toplumda intihardan söz edenlerin intihar etmeyeceği şeklinde yanlış bir inanç vardır. Her intihar eden önceden çevresine durumu sezdirmeyebilir. Bunun gibi söyleyenlerin intihar edene kadar bıkkınlık getirecek kadar çok söyledikleri, fakat çoğu kere söylediklerinin önemsenmediği acı bir gerçektir... İntihara teşebbüs edenlerin mutlaka bir psikiyatrist tarafından görülmesi ve dinlenmesi îcâb eder. Burada şunu da belirtelim ki, kan ve zulüm üzerine kurulu doktrinler, bugüne kadar insanlığın hayatı üzerinde kumar oynamışlardır. Hep madde (hep materyal)... O sistemlerde insana değer veren adeta kalmamış... Hayatın zübdesi, özü olan insan unutulmuş. Evet modern dedikleri çağ: Feza çağı, atom çağı, nötron çağı, vs.... Tek kelimeyle bunalım çağı, buhran çağı, stres çağı... Teknik, medeniyet, çağdaşlık, özgürlük sloganlarının yanında acı bir gerçek: İnsanlık mutlu değil... Çünkü materyalistler nazarında insan, maliyet fiyatı en ucuz olan bol bir tüketim maddesidir! Maddeci Batı medeniyeti Maddeci Batı medeniyetinin yetkili politikacıları, ünlü düşünce adamları ve etkili yazarları insanlığa iyilik ve refah götürmek için savaştıklarını, insanoğlunun “öteden beri süregelmiş olan ters talihini değiştirmek” dileğinde olduklarını çok söyleyegelmişlerdir. Fakat söz konusu tatlı va’dler, hiçbir zaman gerçekleşmenin eşiğine bile yanaşmayan yalancı yutturmacalar olarak kaldığı gibi, daha yıkıcı ve sömürücü istilaların yüzüne peçe örten, iki yüzlü hıyanet belgeleri olarak tarihe geçmişlerdir. Bu medeniyetin uğursuz gölgesi altında mazlumlar kadar zalimler, ezilenler kadar ezenler, aldananlar kadar aldatanlar, soyulanlar kadar soyguncular, kurbanlar kadar cellatlar da zavallı, bedbaht ve tedirgindir. Kurtuluş reçetesi! Öyleyse, yukarıda sayılan bütün bunalımlardan kurtulmanın çaresi nedir? Evet çare nedir?... Net bir şekilde ifade edelim ki, gerçek çözüm, Peygamber Efendimizin getirdiği yüce İslam ahlakına uygun yaşamaktır. İnsanın Rabbine karşı nasıl kulluk edeceği, ailesine, çocuklarına, bütün insanlara ve devletine karşı nasıl muamelede bulunacağı, hayvanlara nasıl davranacağı Allahü tealanın son Peygamberi tarafından bildirilmiştir. Hem dünyada, hem de ahirette mes’ud ve bahtiyar olmanın yolu, Allah Resulünün çizmiş olduğu sırat-ı müstakimdir. İslam, her memlekette, her yeniliği ve ihtiyacı karşılayacak şekilde vaz’ olunmuştur. İslamiyetin bildirdiği sosyal ve ekonomik hükümlerden ayrılan milletlerin sıkıntıdan, ıstıraptan ve felaketlerden kurtulamadıkları tesbit edilmiştir.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 110248
    % 0.84
  • 3.8277
    % -0.93
  • 4.5278
    % -0.49
  • 5.1355
    % -0.16
  • 155.463
    % -0.28
 
 
 
 
 
KAPAT