BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bilsem ki Döneceksin

Bilsem ki Döneceksin

Sabiha’ya ne olmuştu böyle?.. Daha düne kadar hiç ciddiye almadığı, erkeklere biraz fazlaca vakit ayıran arkadaşlarını bir türlü anlayamadığı bu konularla şimdi kendisi de ilgileniyordu. Hayatını biraz renklendirmenin duygu dünyasına fazlaca bir zarar vermeyeceğine kendini inandırdı.



Sabiha’ya ne olmuştu böyle?.. Daha düne kadar hiç ciddiye almadığı, erkeklere biraz fazlaca vakit ayıran arkadaşlarını bir türlü anlayamadığı bu konularla şimdi kendisi de ilgileniyordu. Hayatını biraz renklendirmenin duygu dünyasına fazlaca bir zarar vermeyeceğine kendini inandırdı. Hayata bağlayan, yaşama arzusunu besleyen sevgi; yoldan çıkartan, aptallaştıran boyutlara asla varmamalıydı. Akıl almaz çılgınlıklar, sonu felaketle biten aşk oyunları, bazen sevdiğine kastedecek büyük hatalar sevginin yanlış yönlendirilmesinden değil miydi? Sabiha bilinmeyen maceraların kucağında oyuncak olmak istemiyor, bu konudaki tutarlı düşüncelerinin ise zaman içinde değişmesinden korkuyordu. Duygularını Nihat’ın üzerinde yoğunlaştırdı. Göz göze geldikleri ve ikisinin de hoşlandıkları saniyeleri hatırladı. Yüreğindeki kıpırtıların, bir yaz gecesinde belli belirsiz hissedilen meltem gibi ruhunu serinlettiğini tekrar yaşadı. Farklı bir mutluluk veren bu latif rüzgâra alışmalıydı. Nihat’tan hoşlanmıştı. Hiç kimsenin zarar görmesine gönlünün razı olmayacağı böyle bir yolculuğa ne kadar devam edebileceğini bilmiyor, üstelik sahilden fazla uzaklaşmak da istemiyordu. Şu andaki düşüncelerine göre verebileceği en doğru karar; denize, geri dönebileceği noktaya kadar açılmaktı. Babaannesi yanında olsa da hayatının bu yeni sayfalarındaki tereddütlerini onunla paylaşabilseydi, her şey daha bir güzel olacak, yeni bir anlam kazanacaktı. Bugün anlamıştı ki elde edilen her kazancın kaybettirdiği bir şeyler vardı.  Telefonu kapattıktan sonra Lâle’nin sevinci kısa sürdü. Makyaj malzemelerinin bulunduğu dolabı açarken Sabiha’ya: - Bütün hafta sonunu ders çalışarak geçirmeyi düşünmüyorsun herhalde? diye sordu. Sabiha kitaplarından başını kaldırıp karşılık verdi. - Daha ilginç bir fikrin var mı? - Nihat sinemaya davet etti. Onun ismini duymak bile Sabiha’yı heyecanlandırmaya yeterliydi. Sevincinin anlaşılmaması için gözlerini Lâle’den gizledi. - Umarım iyi vakit geçirirsin. Lâle sözlerinin anlaşılmadığını zannederek açıklama yaptı: - Nihat’ın bu daveti çok anlamsız... Onunla hoş vakit geçirebileceğimi de hiç zannetmiyorum. Ne yazık ki sinemanın önünde boşuna bekleyecek. Sabiha hışımla ona döndü. - Çok zalimsin! Bir okul arkadaşına karşı nasıl bu kadar acımasız olabilirsin? O, gayet rahattı. - Onunla arkadaş değilim ki. Sabiha genç arkadaşının bakışlarını beğenmedi. Yine de sessiz kaldı. Lâle makyajını bitirdikten sonra evden çıkarken imalı cümleler kullandı. - Taksim’de Altınyıldız Sineması. Saat onikide bekliyor. Ben o saatte arkadaşlarımla diskoda olacağım. Sana iyi dersler hayatım... Sabiha evde yalnız kalınca karar vermesi kolay oldu. Önünde iki saate yakın zaman vardı Bir saatinin yolda geçeceğini hesap ederse en geç yarım saat içinde evden çıkması gerekiyordu. Makyaj dolabını açarken onlarla hayatında ilk defa tanışmanın gizli heyecanını duydu. Her birisine sırayla bakarak hangisinin ne işe yaradığını çözmeye çalıştı. Üstelik o malzemeleri kullandığını Lâle’nin bilmesini istemiyordu. > DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT