BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > O zaten öyle olacaktı...

O zaten öyle olacaktı...

Merhum Prof. Orhan Karmış Hoca’da okumuştuk. Bundan takriben 150 yıl kadar evvel Kırım’ın bir köyünde ‘İmam Efendi’ isminde bir zat yaşarmış. O devirde Kırım bir Rus mülkü değil. Mevzubahis zat, belki gerçekten imammış belki de ismi “İmam” olduğu için bu şekilde tanınırmış. Her ne hal ise.



Merhum Prof. Orhan Karmış Hoca’da okumuştuk. Bundan takriben 150 yıl kadar evvel Kırım’ın bir köyünde ‘İmam Efendi’ isminde bir zat yaşarmış. O devirde Kırım bir Rus mülkü değil. Mevzubahis zat, belki gerçekten imammış belki de ismi “İmam” olduğu için bu şekilde tanınırmış. Her ne hal ise. O tarafı çok önemli değil. Önemli olan, İmam Efendi’nin mütevekkil tavrı. İmam Efendi, her ne ile karşılaşırsa karşılaşsın onu kısacık bir cümleyle yorumlarmış: - O, zaten öyle olacaktı. İster saadet, isterse felaket; her vak’anın izahı bu cümlede. Hayat devam eder. Devam eden hayatın hadiseleri de devam eder. Hayattır bu. Cilveleri de kahırları da iltifatları da bitmez. Bazısı sevinir, bazısı ağlar. İmam Efendi’deyse hep aynı söz: - O, zaten öyle olacaktı. Sanki ‘sana ne!’ demektedir. Veya ‘sen ne karışıyorsun!...’ Öylesine bir tevekkül ve teslimiyet. Bir gün köyün birkaç haşarı genci İmam Efendi’yi sınamak isterler. Dedikleri şudur. “Her kötü mes’eleyi ‘o zaten öyle olacaktı’ diye karşılıyor. Bıktık artık bu halden. Bir de kendi başına gelsin bakalım yine aynı mı diyecek? Ele talkın vermek kolay!” der ve bir tuzak hazırlarlar. İmam Efendi’nin iki güzel atı vardır. Gençler, çobanı bulur ve ona derler ki. ‘Bu akşam, şu iki atı dağda unutacaksın. Çoban şaşırır, direnecek olur. Fakat gençlerin zorbalığı üstlerindedir. “Kararımız karar. Bu atlar, bu gece, dağda kalacak. Ya dediğimizi yaparsın veya ötesini sen bilirsin!” Çoban, bakar ki papuç pahalı. Çaresiz söyleneni yerine getirir. O gece, sabaha dek durup-dinlenmeden lapa lapa kar yağar. Hava ılıktır. Ertesi gün köy bembeyaz bir manzarayla uyanır. Damlar, ağaçlar, gözün gördüğü her taraf kar altındadır. Bir bakarlar ki yağan karın ağırlığından İmam Efendi’nin atlarını koyduğu ahırın damı çökmüştür. Bunu gören gençler şaşırırlar. Hava ılık olduğundan kurtlar inmemiş, çöken damın altında da kalmadıkları için atlar kurtulmuştur. Halbuki onların niyeti atların kurtlar tarafından parçalanması ve sinirlenecek İmam Efendiyi mahcup etmekti. Gençler, süklüm-püklüm çıkagelirler. Hocam, vaziyet böyle iken böyle. Biz atları, kurtlar yesin de bakalım yine ‘o zaten öyle olacaktı’ diyecek misiniz? diye merak ettiğimizden onları zorla dağda bıraktırdık; fakat çöken damın altında kalmalarına mani olmuşuz.” der ve özür dilerler. İmam Efendi tebessüm ederken taşı gediğine kor: -O zaten öyle olacaktı. Hazreti Ali demiş ki... “Hayat iki gündür; bir günü sevinç, bir günü keder. Sevinçli bir hadiseyle karşılaşınca kendini kaybetme çünkü bitecek. Üzüntüyle karşılaşınca da gamlanma o da bitecek”. Yani...’O zaten öyle olacaktı’. Varlık da darlık da . Kazanmak da kaybetmek de. İyi gün de kötü gün de. Kaderde ne varsa insanın karşısına o çıkıyor. Bir de bu gözle görülse... Kısacası. söz Abdülkadir Geylani Hazretlerinde. Hükümleri şu: “Hayat bir gündür; o da bugündür...”
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT