BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kapanmayan yara

Kapanmayan yara

Yaşadığı olay rüyalarından çıkmıyordu Burçin’in. Bu yaşadığı korkunç bir olaydı, rüyada daha da beter korkutucu oluyordu. O gün arabaya binip, Meteler’in evlerinden uzaklaştığında, öfke ve üzüntü birbirine karışmıştı yüreğinde. “Yapmamalıydım,” diye ağlıyordu...



Arabadan inince Mete’ye doğru eğildi. Eliyle az ötede mezarlığın bittiği yeri gösterdi. -Bizim semt işte orası, dedi. Mete tebessüm ederek elini uzattı kıza: -Çok sağol, dedi. Bu yardımını unutmayacağım. Nilüfer: -Önemli değil, dedi. Ben gidiyorum, belki bir gün görüşürüz. -İnşaallah. -Haydi Allahaısmarladık. -Güle güle!.. Nilüfer caddeden yürürken, taksi hareket etti. Araba ilerledikçe annesinin tarif ettiği yerleri gözünde canlandırmaya başladı Mete. Zaten buraları da hayal meyal hatırlamaya başlamıştı. Tamamen hatırladığı ve annesinin tarif ettiği bir yerde arabadan indi. Bir süre yürüdükten sonra aradığı sokağı ve evi buldu. Büyük bahçeli ve tek katlı bir evdi. Bahçenin tahta parmaklı kapısından içeriye girdi. Neredeyse akşam olmak üzereydi. Bu sıcak ve durgun akşam saatinde bahar kokularıyla dolu bahçenin yeşillikleri arasında uzanan ince bir yoldan geçti. Yola taşmış mor salkımlarla, hanımellerinin üzerinde arılar vızıldaşıyordu. Ev taştan yapılma bir evdi ve eskiydi. Kapının sundurması altında yaşlı bir kadın oturuyordu. Kadın Mete’nin ayak seslerini işitince başını kaldırıp baktı. Mete ninesinin karşısına dikildi. -Beni hatırladın mı nine?.. dedi. Kadın bir süre baktıktan sonra: -Evet, dedi. Mete sensin değil mi?.. Genç adam, elindeki valizi bıraktı ve kollarını açarak ninesine doğru koştu. Sarmaş dolaş oldular. O sırada evden kapıya bir kadın ile Mete’nin yaşıtı bir delikanlı çıktı. Mete annesinin kardeşi olan kadına yöneldi. -Teyze, İlhan nasılsınız?.. dedi. Teyzesi Mete’ye sarılırken, İlhan içeriye seslendi. -Dede, Meltem!.. diye bağırdı. İstanbul’dan misafirimiz var!..  Korkunç rüyalar görüyordu Burçin. Her gün heyecanla fırlıyordu yatağından. Sırılsıklam ter içinde kalıyordu. Rüyalar o kadar gerçek gibiydi ki, etkisinden kurtulamıyordu uzun zaman. Her uyandığında, “Allah’ım çok şükür rüya imiş,” diye seviniyordu. Çoğu zaman rüyasında bile rüya gördüğünü hissediyor, “Ah bir uyansam da şu kâbustan kurtulsam,” diye geçiriyordu zihninden. Bazen bir ömür boyu uyanamayacağını sanıp müthiş bir korkuya kapılıyordu. Zifirî karanlıkta, yağmur altında Meteler’in evinden bahçeye fırlıyor, “Mete ile asla evlenemem!..” diye bağırarak arabasına koşuyor. Yağmur bir anda ıslatıyor onu. Arabanın yanına varıncaya kadar sanki bir ömür geçiyor, o birkaç dakika bir asır gibi uzuyor da uzuyor. Bir yandan şimşekler çakıyor, zifirî karanlık apaydınlık oluyor, herşey beyaz renge bürünüyordu. Arabaya bindiğinde arkasına dönüp baktığında tekrar ortalık aydınlanmıştı çakan şimşekle. Mete arabasının penceresinden Burçin’e bakıyordu. Dimdik duruyordu orada, gözleri Burçin’in üzerindeydi. Çok korkuyordu Burçin. Çok korkuyordu ve hemen gaza basıyordu... Yaşadığı olay rüyalarından çıkmıyordu. Bu yaşadığı korkunç bir olaydı, rüyada daha da beter korkutucu oluyordu. O gün arabaya binip, Meteler’in evlerinden uzaklaştığında, öfke ve üzüntü birbirine karışmıştı yüreğinde. “Yapmamalıydım,” diye ağlıyordu. “Bir gencin kalbini bir daha tamir edilemeyecek şekilde kırdım, bunu yapmamalıydım.” Göz gözü görmüyordu yağmurdan. Ortalık alabora olmuştu. Sanki kıyamet kopuyordu. Şimşekler ardı ardına çakıyor, gök gürültüsü ortalığı yıkıyor, dünyadaki herşey sanki bir tarafa savruluyordu. Burçin ne yaptığını bilmez hâldeydi, şuurunu yitirmiş gibiydi. Sadece gaza basıyordu. “Ben Mete’yi öldürdüm, ben Mete’yi öldürdüm!..” diye haykırıyordu. “Ben öldürdüm, ben öldürdüm!..” Allah’tan yollar tenhaydı, tek tük araba vardı sadece. Yoksa mutlaka bir arabanın altına girebilirdi. Zaten çok hızlı gittiği için binalara toslamaktan kılpayı kurtulmuştu. Virajlardan dönerken, arabanın lastikleri fırlayıp gidecek gibi oluyor, önce acı bir ses yağmur sesine karışıyor, sonra lastik kokuları etrafı kaplıyordu. > DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT