BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > "IMF'nin Ülke Stratejileri"

"IMF'nin Ülke Stratejileri"

Her ne kadar IMF lehinde medyada yazılar çıkıyorsa da, aleyhinde çıkan değerlendirmeler; kitap hacmini bulur. IMF, Dünya Bankası, Dünya Ticaret Merkezi ve Birleşmiş Milletler emperyalizm ahtapotunun vantuzlarıdır. Serbest pazar ekonomisi ve dalgalı kur politikası ise çok uluslu şirketlerin oltasıdır.



Her ne kadar IMF lehinde medyada yazılar çıkıyorsa da, aleyhinde çıkan değerlendirmeler; kitap hacmini bulur. IMF, Dünya Bankası, Dünya Ticaret Merkezi ve Birleşmiş Milletler emperyalizm ahtapotunun vantuzlarıdır. Serbest pazar ekonomisi ve dalgalı kur politikası ise çok uluslu şirketlerin oltasıdır. İkinci Dünya Savaşından sonra güya sömürgecilik sona ermişti ama sömürü hızlandı. İşgal ordularının yerini çok uluslu şirketler alırken; sömürge ülkelerdeki genel vali görevini IMF, Dünya Bankasının temsilcileri aldı. Yüzde 51 ABD sermayeli olan IMF ve Dünya Bankasının tek görevi vardır; o ülkenin ekonomisini çökertmek ve çok uluslu şirketler tarafından ülke hazinelerinin satın alınması için gerekli ortamı hazırlamaktır. Şu ana kadar IMF'nin bir ülkeyi kriz tünelinden çıkardığı görülmemiştir. Uzmanlar ne diyor? IMF'yi tenkit edenler sıradan kişiler değil. Kendi sahalarında otoritedirler. Prof. Dr. Stiglitz Dünya Bankası'nın 1997-2000 yılları arasında baş ekonomistidir. Ayrıca 1995-1997 Beyaz Saray'da ABD Başkanının ekonomik danışmanı idi. Colombia Üniversitesi Öğretim görevlisidir. 10 Ekim 2001 tarihinde Nobel Ekonomi ödülünü almıştır. Dünya Bankası ve IMF'nin içyüzünü ifşa ettiği ve bu iki kuruluşun ülkelerin ekonomisinin çökertilmesine karşı çıktığı için görevinden ayrılmıştır. The Observer gazetesinde "IMF'nin Ülke Stratejileri" başlığı altında IMF ve Dünya Bankasının ülke ekonomilerini nasıl çökerttiğini anlatmaktadır. Bu iflasın hangi safhalar halinde yapıldığını IMF ve Dünya Bankasına ait gizli belgelerle açıklar. Özelleştirme, sermaye piyasalarının serbestleştirilmesi, nefesi tıkanan ülkeye IMF'nin yeni politika direktifleri ve neticede ekonomisi çöken ülkenin ekonomik varlığına el koyması misallerle anlatılmakta, kredi verilen ülkelere sömürge valisi gibi davranıldığını ve müzakerelerde bütün gücün IMF elinde olduğu ifade edilmektedir. Kapalı kapılar ardında ülke soru bile soramaz. Bu arada Brezilya, Türkiye, Arjantin ve Endonezya gibi ülkelere önce sıcak para giriyor. Sıkıntı anında derhal dışarıya kaçırıp döviz rezervi eriyip ülke krize giriyor teşhisini koymaktadır. IMF faizlerin en az yüzde 30, 50 ya da 80'e çekilmesini ister. O ülkenin mülk fiyatları yerle bir olur. Sanayi üretimi durur. Milli hazine kurur. Çok uluslu şirketler ülkeyi talan eder. Gregury Palast'a göre Bu gazeteci, Stiglitz'den naklen BBC radyosuna yaptığı konuşmada: "IMF ve Dünya Bankası temelde ülkeleri kendileriyle gizli anlaşmalar yapmaya zorluyorlar. Bu anlaşmalarda ülke idarecileri, stratejik varlıklarını satmaya ve ülkeyi uçuruma sürükleyecek adımlar atmaya söz veriyorlar. Ve adımları atmaya yanaşmaları için 101 maddelik gizli bir anlaşma imzalatıyorlar. Bu gizli anlaşmaya uyulmazsa uluslararası kredi imkanları kesiliyor. Uluslararası piyasadan hiç para bulamaz hale getiriyorlar..." Alex Janes ise 4 Mart 2002 http//www.gregpolost.com adlı sitede IMF ve Dünya Bankasının idarecilere rüşvet verdiğini ve İsviçre bankalarına yatırıldığını açıklıyor. IMF'nin sicili oldukça bozuk. Türkiye'nin kurtuluşu IMF'den kurtuluşu ile mümkün.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT