BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Nüfus patlatan vergiler

Nüfus patlatan vergiler

Cumhuriyetin ilk yıllarında krizden kurtulmak için birbirinden ilginç vergiler çıkarıldı. Ülkeyi kurtarmaya yönelik bu uygulamalar bütçeden çok nüfusu artırdı... Çocuk sayısı 5’ten az olan aileler 6 lira yol vergisi, evli olmayanlar ise bekârlık vergisi vermemek için çare üretince Türkiye nüfusu 8 yılda 2 milyon 509 bin 748 kişi birden arttı...



Cumhuriyetin ilk yıllarında dünyayı sarsan ekonomik buhranla birlikte kaynak arayışlarına giren dönemin hükümeti birbirinden ilginç vergiler ihdas etmeye başladı. “Buhran Vergileri” adını taşıyan uygulama neticesinde Türkiye buhrandan çıkamadı ancak bugünkü genç nüfusunun temellerini attı. Tıpkı günümüz Türkiyesi’nde olduğu gibi krizlerin dünyayı kasıp kavurduğu 1929’lu yıllarda uygulanan vergiler, tahsilattaki katı uygulamalar ve ağır cezalar sebebiyle başarıya ulaşamadı. Ancak bu vergiler yüzünden Türkiye savaşlarda kaybettiği genç nüfusuna çok kısa sürede yeniden kavuştu. Çocuk sayısı arttı Zaruri gıda maddesi pirinçten Muamele Vergisi, büyük ve küçük baş hayvanlardan hayvan başına alınan 1-2 liralık Agnam Vergisi, Kibrit-Çakmak Vergisi, Kürk Vergisi, Otlak Vergisi gibi uygulamaların yapıldığı dönemde bütçeye yeteri kadar kaynak sağlanamaması üzerine yeni arayışlara giren hükümet, mebuslardan vergi teklifi toplamaya başladı. “Yol Vergisi”, “Çalışan Kadından Yol Vergisi”, “Bekârlık Vergisi” gibi birbirinden ilginç teklifler toplayan hükümetin ilk etapta Yol Vergisi’ni uygulamasıyla birlikte 5’ten az çocuğu olan aileler uygulanan 6 liralık Yol Vergisi ödemesi ya da yol yapımında çalışma şartı yüzünden çocuk sayısını 5’e tamamlamaya mecbur kaldı. Çok kısa sürede “Ne olur ne olmaz... 5 sayısında artış olur” diye düşünen aileler 2-3 yedek çocuk bile yaptı. Bekârlar taca veda etti Ancak, Yozgat Milletvekili Süleyman Sırrı Bey tarafından ortaya atılan “Bekârlık Vergisi” hem mecliste, hem de basında uzun uzun tartışmalara sebep oldu. 1920 yılında Fransa’da uygulanmaya başlanan Bekârlık Vergisi’nin Türkiye’de de uygulanmasına yönelik teklif duyulunca evliliklerde patlama yaşandı. “Bekârlık Vergisi Tasarısı” gazetelerde kendine taraf bulmakta gecikmedi. Tasarı ile birlikte özellikle büyük şehirlerde evlenme vakaları her geçen gün artmaya başladı. Taşrada ise durum daha farklı idi. Kırsal kesimde büyük şehirlerdeki gibi yapılan düğün törenlerinde bir artış meydana gelmemişti. Taşralı ekonomik sıkıntının da tesiri ile çözümü masrafa etmeden kızı kaçırmada bulmuştu. Yani yasa tasarısı tartışılmaya başlanınca taşrada kız kaçırma olayları arttı. Ekonomik kriz ile bunalan halk yeni bir vergi ile karşılaşmak istemiyordu. Böylece hem şehirli, hem de taşralı bekârlar çıkmak üzere olan yasa tasarısına kendilerine göre bir tedbir aldılar. Gazetelerden yoğun ilgi 26 Mart 1932 yılına ait Akşam Gazetesi bu olaya birinci sayfasından geniş yer ayırmıştı ve haberi şöyle duyurmuştu; “Bekarlardan vergi alınması hakkında Yozgat mebusu Süleyman Sırrı Bey tarafından vuku bulan teklif Halk fırkası grup ictimaında müzakere edilmiş ve komisyon toplanarak bazı noktaların daha etraflı bir surette tetkiki için tali bir komisyon teşkil etmiştir. Altı kişilik olan bu komisyon tetkikatını yaptıktan sonra müzakereye devam edilecektir. Bekârlık vergisinin kabul edilip edilmeyeceği kabul edilirse ne şekilde alınacağı henüz malum değildir. Maamafih verginin bütün bekârlara tatbik edilmeyeceği, üzerinde aile yükü olan bekârların vergiden istisna edilecekleri söyleniyor. Türkiye’de ne kadar bekâr vardır? 1927 senesinde yapılan umumi tahriri nüfus neticelerine göre memleketimizde bekârlar ekseriyeti teşkil eder. Türkiye’de 6 milyon 620 bin 731 bekâr 5 milyon 761 bin evli vardır. Yirmi yaşından büyük olan hiç evlenmemiş bekârların miktarı malum değildir. Bekârı en çok olan şehirlerin başında İstanbul İzmir ve Ankara gelir. İstanbul’da 348.65 bekâr ve 319 982 evli vardır...” Vergi evliliği O döneme ait gazeteleri derleyen araştırmacı Baki Günay’ın elde ettiği sonuçlar Bekârlık Vergisi’nin tartışılmasının bile çok ilginç sonuçlara sebep olduğunu ortaya koyuyor. Günay’ın araştırmasından bazı ilginç notlar ise şöyle; Bekârlık vergisinin gündeme gelmesi ile birlikte evlenme vakalarının artmaya başladığı görülüyor. 31 Mart 1932’de konu basına “1927’de 2897 izdivaç olmuştu, 1930’da bu miktar 4342’ye çıkmıştır” manşetiyle yansıyan haberin içeriği de dönemin istatistikleri için çok önemli bir belgedir. “İstatistiklere nazaran 1927 senesinde, memleketimizde 52.808 evlenme vakası olmuştur. Bu miktar 1928 senesinde artmış, 54 bin 270’e çıkmıştır. 1929 senesinde ise azalma göstermiş ve 48.366’e inmiştir. 1930 senesinde Türkiye’de 50.689 evlenme vakası olmuştur. Tabii memleket nüfusunun ekserisini köylüler teşkil ettiği için evlenme vakaları da en ziyade köylerde olmuştur. 1930’da şehir ve kasabalarda evlenme vakası 21 bin 324’tür. İstatistiklere göre en çok evlenme vakası Balıkesir köylerinde olmuştur. Bir sene zarfında bir vilayetin köylerindeki evlenme vakaları 1882’dir. Evlmenmede Balıkesir’den sonra Aydın gelir. 1930’da Aydın’ın köylerinde 1317 evlenme vakası olmuştur. Evlenme vakalarının arttığı yerlerden biri de Denizli’dir. Denizli köylerinde 1929 senesinde 961 evlenme vakası olmuştu. 1930’da bu miktar 1351’e çıkmıştır. Denizli kasaba ve şehirlerinde evlenme vakalarında büyük bir fark yoktur. İstanbul’da da evlenme vakaları artmaktadır. 1927 senesinde İstanbul vilayetinde şehir ve kasabalarda 2827 evlenme vakası olmuştu. 1930’da 4342 izdivaç olmuştur. Aradaki farka göre 930 senesinde 1445 fazla evlenme vakası vardır. İzmir’de de evlenme vakaları artmaktadır. Fakat bu atrış nispeti pek ehemmiyetli değildir...” Teklifi Yozgat mebusu yaptı Bekârlardan vergi alınması fikrini ileri süren 1935 ile 1946 yılları arasında Yozgat Milletvekili olan Süleyman Sırrı (içöz) Bey bu hususta şu beyanatta bulunmuştu; “Çok çocuklu fakir ailelere muavenetle bulunabilmek için bekarlardan vergi alınmasını teklif ettim. Teklifim bekarları evlenmeğe icbar değil, teşviktir. Teklifin esasının kimseye bakmayan bekârlar teşkil etmektedir. Köylü bir yerde esasen 18 yaşında evlenir. Onlardan bir tek bekâr bulmak pek müşkül olacaktır. Teklifimde bekar yaşını 25-45 olarak tesbit ettim. Devlet hizmetinde, hususi müesseselerde çalışan ve kimseye bakmayan bekâr hanımlardan da vergi alınmasını teklif ettim. Bekârlık Vergisi olarak aşağı yukarı yüz bin kişiden senede onar bin lira alınırsa bir milyon lira eder. Teklifimi yukarıda söylediğim gibi yalnız muhtaç ailelere muavenet maksadı ile yaptım. Belki hükümetten bana bir varidat menbaı olarak kabul eder...” Sultanlara iade-i itibar Süleyman Bey’in bu teklifinin kamuoyuna taşınmasından sonra çok fazla taraftar bulmadı. Meclis, “Hükümetin kaynak arayışları bu meselenin uzamasına sebep olur” gerekçesiyle tasarıdan vazgeçti. Böylece bekarlığı sultanlık olarak görenler taclarına yeniden kavuşmuş oldu. Ancak, vergiler iptal edildiğinde ortaya çok ilginç bir tablo çıktı. 28.10.1927 yılında yapılan sayımlarda Türkiye nüfusu 13 milyon 648 bin 270 olarak belirlenirken 20.10.1935 yılında yapılan sayımda Türkiye nüfusunun 16 milyon 158 bin 18 olduğu tesbit edildi. Bekârlardan vergi alınmayacağının kesinleşmesinden sonraki yıllara denk gelen 1940 sayımında ise Türkiye’ye sonradan katılan 208 bin 216 nüfuslu Hatay ile birlikte 17 milyon 820 bin 950 nüfusa ulaştığımız belirlendi. Yani nüfus artış hızımız düşmüştü. Gerdek Vergisi bile var ğ Cumhuriyet dönemi ve öncesinde alınan bazı ilginç vergiler şöyle; Gelinlik Vergisi (evlenen kızlardan alınan vergi), Kürk Vergisi (kürk giyenlerden alınıyor), Ket hü daiye (zenginlerin hizmetkârlarından alınıyor), Gerdek resmi (gerdeğe girenlerden), Bernak (evli erkeklerden her yıl alınan vergi), Esir Vergisi (esir sahiplerinden alınıyor ve yasal olarak 1940’larda tasfiye edildi), Şarap Vergisi (meyhanelerden), Uşak ve hademe resmi (uşak çalıştırandan), Otlak Vergisi (meralarda otlayan hayvandan) 1950’ye kadar sürdü Cumhuriyet dönemi îtibâriyle vergi sistemimize bakıldığında (1925-1950) zaman diliminde kayda değer en önemli olay olarak âşarın kaldırılması görülür. Aşar 1925’te tamâmen kaldırıldı. 1926 yılında ihdas edilen ve 1914 târihli Temettü Vergisi’nin yerini alan Kazanç Vergisiyle Umûmî İstihlâk Vergisi’dir. Dönemin hükümetlerinin kendi içinde tutarlı ve modern bir vergi sisteminin kurulması yönündeki çabaları 1925-1950 döneminde başarıya ulaşamadı. Bu dönemde vergi sisteminin geliştirilmesi 1929 Dünyâ Ekonomik Buhranı ile İkinci Dünyâ Savaşının engeline takıldı. 1929 krizinin ortaya çıkardığı güçlükleri gidermek için 1931’de yürürlüğe konan Buhran Vergisi, krizin 1933’te sona ermiş olmasına rağmen 1950 yılına kadar yürürlükte kalmıştır.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109572
    % -0.09
  • 3.8684
    % -0.58
  • 4.562
    % -0.46
  • 5.1465
    % -1.41
  • 156.68
    % 0.05
 
 
 
 
 
KAPAT