BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kapanmayan yara

Kapanmayan yara

Burçin, yeşil gözlüklerinin ardından bu sarılmaları, tokalaşmaları seyrediyordu. Yepyeni bir Mete görmenin şaşkınlığı içindeydi Burçin. Karşı karşıya gelecekleri anı düşünüp ürperiyordu. Nasıl bakacaktı onun yüzüne?.. İşte Mete kendisine doğru geliyordu...



Sevgi hanım hüngür hüngür ağlıyordu. -Seni çok seviyorum oğlum. Sevgili oğlum. Babası ikisine birden sarıldı. -Seni çok özledik Mete. Hoşgeldin. -Sağol babacığım. Ben de sizleri çok özledim. İki aylık hasret, iki sene kadar uzun geldi bana. -Bize de oğlum, dedi Sevgi hanım. Allah seni bizden ayırmasın. Emel hanım onlara yaklaşmıştı. Mete annesi ve babasından sıyrıldı. Emel hanım, Mete’nin omuzlarından tutarak, kendine çekti. -Çok yakışıklı olmuşsun Mete. Seninle iftihar ediyorum. Bu bıyıklar sana çok yakışmış. -Öyle mi?.. diye güldü Mete. Teşekkür ederim. Banu ve Şermin de koşarak sarıldılar Mete’ye. -Sevgili kardeşim benim. Ablanı unutmadın değil mi?.. Banu hıçkırıyor, eliyle yüzünü kapıyordu. Mete’nin gözleri yaşarmıştı. -Bunu nasıl düşünebilirsin ablacığım. Seni unutur muyum hiç?.. Şermin Mete’nin kucağına çıkmıştı. Şapur şupur öpüyordu ağabeyisini. -Yavaş kız, öpe öpe bitireceksin beni. Kucağında Şermin’le ilerledi. Rezzan hanım vardı karşısında. Canip beyle ikisi hoşgeldin dediler. Onlarla el sıkıştı. Kenan bey Mete’ye şöyle bir baktı: -Müthiş bir genç olmuşsun Mete!.. Kenan bey yanaklarından öptü Mete’nin. -Eniştenle tanıştırayım Mete. Ablasının yanında duran Raşit’e baktı Mete. İki genç birbirini süzdü. -Hoşgeldin Mete. Seninle düğünde tanışmak isterdim ama bugüne nasipmiş. -Evet enişte, ben de isterdim ama şartlar böyle gerektirdi. Memnun oldum. Burçin bir kenara dikilmiş, yeşil gözlüklerinin ardından bu sarılmaları, tokalaşmaları seyrediyordu. Yepyeni bir Mete görmenin şaşkınlığı içindeydi Burçin. Karşı karşıya gelecekleri anı düşünüp ürperiyordu. Nasıl bakacaktı onun yüzüne?.. İşte Mete kendisine doğru geliyordu. Şermin’i kucağından indirmişti. Mete’nin kar gibi beyaz dişleri, dudaklarının arasından gözüküyordu. Burçin heyecandan ölecek gibiydi ama kendini toparladı. Yanaklarına bir tebessüm kondurarak elini Mete’ye uzattı. -Hoşgeldin Mete, dedi. Beni hatırladın mı?.. Mete, Burçin’e bakıp konuştu. -Hatırlamaz olur muyum Burçin?.. dedi. Seni unutmama imkân mı var?.. Hava alanındaki kalabalık yer yer dağılmıştı. Yolcularını karşılayanlar arabalarına binmişti. Raşit: -Eve gitmeyi düşünmüyor musunuz?.. dedi. -Bir an önce eve gidelim, dedi Sevgi hanım. -İsterseniz topluca Florya’ya gidelim, diye bir teklif getirdi Coşkun bey. -Florya’ya başka zaman geliriz, diyerek itiraz etti Sevgi hanım. Oğluma doya doya sarılmak istiyorum evde. -Evet, dedi Banu. Ben annemden yanayım. -O halde herkes bizim eve!.. diye bağırdı Coşkun bey kolunu sallayarak Mete’nin onuruna bir akşam yemeği yiyelim hepimiz.  Az sonra herkes arabalara binmişti. Üç araba ardı ardına hareket edip, hava alanından ayrıldılar. Hava harikulâdeydi bugün. Yakıcı bir sıcak insanları terletiyordu. Mete arabadan etrafını seyrediyordu. İlk kez görüyor gibi bakıyordu her tarafa. Uçaklar inip kalkıyordu hava alanında. Ataköy’e gelmişlerdi. Yenilerde gelişen ve modern binaların mantar gibi türediği bu semt, zenginlerin oldukça rağbet ettiği bir semt olmuştu. Canip bey bir daire almıştı bu semtten. Coşkun beye de alması için ısrar ediyordu. İyi bir yatırım olacağı görüşündeydi Canip bey. Sahil yolu kalabalıktı. Deniz tarafındaki parklar, sol tarafa sıralanan gazino bahçeleri, çaybahçeleri tıklım tıklımdı. Mete lâcivert rengine bürünmüş denize bakıyordu hep. Artık çok mutlu olduğunu düşünüyor ve hayattan bir zevk almaya başladığını hissediyordu. Sahile bakan binaların balkonlarında insanlar şezlonglara oturmuşlar, denizi seyrediyorlardı... > DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT