BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Süha, hayranlıkla bakıyordu Burçin’e

Süha, hayranlıkla bakıyordu Burçin’e

Yeliz “Mete Cansever genelde yaşadıklarını yazıyor diyorlar. Gençlik onu da çok tutuyor. Fakat hakkında hiçbir yazı çıkmadığı, kendini tanıtmadığı için çok merak ediliyor. Çok neşeli ve çok çekici olduğunu da duyuyoruz. Doğru mu bunlar?” diye sordu...



Burçin yukarıya çıktığında Emel hanım masasında çalışıyordu. Burçin’i görünce yazı yazdığı kâğıtlardan başını kaldırdı. -Burçin, şu yazıları temize çekebilir misin?.. -Çekerim de, aşağıda misafirler var anne. Seninle görüşeceklermiş. Emel hanım kalemi masaya bıraktı. -Yaaa?.. dedi. Kimmiş onlar?.. -Bilmiyorum. İlk kez görüyorum onları. İki kız, bir erkek ve onların annesi babası. Emel hanım yerinden kalkıp salonun penceresinden bahçeye baktı. Yeşim ile Yeliz birbirlerine bir şeyler söyleyerek gülüşüyorlardı. Süha bahçeye ve tenis sahasına bakıyordu. -Bunlar geçen bana telefon eden Şehbal hanımlar olsa gerek, dedi Emel hanım. Benimle muhakkak görüşmek istediklerini belirterek, bugün için ziyaretimize geleceklerini söylemişlerdi. Ah kafam, nasıl da unutmuşum. Burçin’e döndü. -Neyse aşağıya in de onları yukarıya çıkar. Burçin koşturarak saçları savrula savrula aşağıya inerken Emel hanım arkasından baktı. -Kızım herhalde bunlar seni oğullarına istemeye geldiler, diye söylendi. Hadi bakalım hayırlısı!.. Sonra mutfaktaki hizmetçi Sevim’i çağırdı. -Sevim işlerini bırak şimdi. Misafirler geldi, şöyle yiyecek-içecek bir şeyler hazırlayıver acele. Sevim, -Tamam Emel hanım, diyerek tekrar mutfağa gitti. Burçin misafirlerin yanına inmişti. -Buyurunuz, dedi. Annem de sizi bekliyormuş zaten. Sadun Bey ve karısı, Yeşim ve Yeliz tebessüm ederken, Süha, Burçin’e hayranlıkla bakıyordu. Az sonra yukarıya çıktılar. Emel hanım ve Burçin misafirlere “hoşgeldiniz,” deyip, ellerini sıktılar. Misafirler yerlerini alırken Yeşim, Emel hanıma bakarak: -Biliyor musunuz, sizin romanlarınızın tiryakisiyim ben, dedi. O kadar güzel yazıyorsunuz ki, size hayranım. Tanışacağımız hiç aklıma gelmezdi. Emel hanım teşekkür edecekken Yeliz araya girdi. -Ben de sizin romanlarınızın delisiyim, dedi. Sadece biz değil, okuldaki arkadaşlarımız da size hayran. Siz bir üstâdsınız!.. Emel hanım güldü. -Çok teşekkür ederim şeker kızlar, dedi. Sizin gibi hayranlarım olduğu için gurur duyuyorum gerçekten” Yeşim tekrar konuştu. -Duyduğuma göre siz hikâyeci Mete Cansever’le akrabaymışsınız. Emel hanım çok şaşırdı. -Mete’yi nereden tanıyorsunuz?.. -Ben onun hikâyelerini okudum dergilerde. Çok seviyorum onun hikâyelerini. Fakat son zamanlarda yazmıyor nedense. -Ben onun teyzesi oluyorum. Mete son zamanlarda savsakladı gerçekten ama iyi bir hikâyecidir. Senin gibi bir hayranı olduğunu bilseydi çok sevinirdi eminim. -Mete bey kaç yaşında?.. -Yirmi yaşlarında olsa gerek. Genç yaşında belli bir başarıyı yakaladı sayılır ama bu konuda biraz tembellik yapıyor. Son zamanlarda bohem bir hayat yaşıyor, gezip tozuyor, eğleniyor. Sizin gibi okuyucuların onu uyarması lâzım aslında. -Yaaa?.. Ben onu çok içe dönük, yaralı, dertli diye düşünmüştüm. Çok acıklı yazıyor da.. Emel hanım güldü. -Siz okuyucular nedense yazarları olduğu gibi değil, hayalinizdeki gibi canlandırırsınız zaten... -Ben yazarları erişilmeyecek kadar yüksekte, herşeyi başarır, herşeye aklı erer, herkesten çok bilir, onlarla zor konuşulur bir şahsiyet olarak düşünürüm. -Fazla gözünde büyütüyorsun o zaman. Yazarlar da sizin gibi insanlardır sonuçta. -Siz çok alçakgönüllüsünüz efendim. -Teşekkür ederim. Senin ismin neydi?.. -Yeşim efendim. Edebiyatı çok seviyorum. -Günümüzde sizin gibiler azdır sanıyorum. Nerede okuyorsun?.. -Edebiyat fakültesinde. -Ooo, desene edebiyat fakültesinde okuyorum diye?.. Yeşim gülerek konuştu. -Bence bir yazar sizin gibi olmalıdır efendim. Halka inmesini biliyorsunuz, insanların problemlerine yer veriyorsunuz. Gençliği anlıyor ve seviyorsunuz. -Böyle düşünüyorsanız ne mutlu bana!.. Benim için önemli olan çok okunmak değil, böylesine benimsenmektir. İnsanlara değer verirseniz, insanlar da size değer verir. Yeliz araya girdi. -Mete Cansever genelde yaşadıklarını yazıyor diyorlar. Gençlik onu da çok tutuyor. Fakat hakkında hiçbir yazı çıkmadığı, kendini tanıtmadığı için çok merak ediliyor. Acıklı hikâyeler yazmasına rağmen çok neşeli ve çok çekici olduğunu da duyuyoruz başkalarından. Doğru mu bunlar? -Oooo!.. dedi Emel hanım. Bizim Mete’ye bakın. Tahtımı şimdiden sallamaya başlamış. Bir yandan Mete’nin eski halini düşünüyordu... > DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT