BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Beyaz Zambak

Beyaz Zambak

Faruk’un endişesi boşunaydı... Mete hızlı araba kullanmasına rağmen sağ salim varmıştı evine. Faruk’un söylediği son söz beynine çivi gibi işliyordu. “Öfke, onulmaz bir aşkın işaretidir.” Ah Faruk, yine bir kılçık atmıştı kafasına. Montunu çıkarıp astı, odasına yöneldi...



Hiç itiraz etmeden çöktü koltuğa. Faruk bunu yapmayacaktı, bu darbeyi indirmeyecekti. -Şu suyu iç, dedi Faruk elindeki bardağı uzatarak. Suyu aldı ve içti. Duygularını bu kadar belli ettiği için utanıyor ve kendisine kızıyordu. -Sen Burçin’i seviyorsun Mete, dedi Faruk. Hâlâ seviyorsun onu!.. Birden başını kaldırıp Faruk’un yüzüne baktı. Faruk hiç istifini bozmamıştı. Pencereden vuran gün ışığı yüzünü aydınlatıyor ve onun siyah saçlarını parlatıyordu. Ciddiydi, kaşları yay gibi gerilmişti, insanı kor gibi etkileyen siyah gözlerini Mete’ye dikmişti. -Eskidendi o!.. Zor belâ konuşabilmişti. Sevmiyorum artık onu. O sevilecek bir kız değil!.. Kaşlarını kaldırıp gülümsedi Faruk. -Belli oluyor Mete. Şu haline bak. İtiraz etti. -Bu halim onu sevdiğim için değil Faruk. Senin de onu sevmenden korktuğum için. En yakın arkadaşımın onu sevmesi benim için fena bir sürpriz olur. Faruk kaşlarını yine çattı. -Madem onu sen sevmiyorsan, benim onu sevmemde ne sakınca var da böyle panikliyorsun?.. -Nefret ettiğim bir kızın, arkadaşımın eşi olmasını istemem. Başının yanmasını da arzu etmem ayrıca. Sen gerçekten bir duygu hissediyor musun ona karşı?.. -Evet, dedi Faruk. Akıllı, zeki ve güzel kız olduğu için takdir ediyorum. Ama duygusal hissim yok merak etme. Benim sevdiğim kız Eskişehir’de yaşıyor. Seninle macerası olan bir kıza hiç bakar mıyım ben?.. Ben baksam, seni sevdiği için o bana bakmaz bundan eminim... Mete rahatladığını hissetti. Faruk kendisiyle oyuncak gibi oynamıştı ve kendisi de onun tuzağına düşmüştü ama ipten dönmüş mahkûmların sevinci vardı yüreğinde. -Ben sevmiyorum Burçin’i, dedi. Hareketlerimi yanlış yorumlamanı istemem. Tepkim onu hâlâ sevdiğim için değil, seni kaybetmekten korktuğum içindir. Onun da beni sevdiğini sanmıyorum. O bildiğin olaydan sonra, onu sevmeye devam etmem mümkün mü?.. Sevmiş olsaydım, Zeliha ile de ilgilenmezdim, Nilüfer’e evlenme teklifinde bulunmayı düşünmezdim. Faruk güldü. -Sen Zeliha ile ilgilenmedin ki, o seninle ilgilendi. Ona karşı suçluluk hissin var sadece, acıdın. Nilüfer ise tarifine göre hoş ve tatlı birisi, insanı rahatlatan cinsten. Bu yönleri hoşuna gitmiş, Zeliha acını hafifletmiş, evlenilecek kız diye düşünmüşsün. Bir kaçışın olmuş senin. -Bu konularda yanılıyorsun Faruk, sana bunu söyleyeceğim sadece. O taş kalpli kızı sevdiğimi düşünmen bile büyük bir hata. Faruk, Mete’ye dostça bakıp gülümsedi. Beyaz gömleği ve mavi kotuyla harika bir görünümü vardı inatçı Mete’nin. -İyi, dedi. Sevmiyorsan sevmiyorsundur ne yapalım. Paşa gönlün bilir!.. Mete yumuşamıştı. Yerinden kalktı. -Aferin, dedi. İşte böyle yola gel. Ben gidiyorum artık. Faruk da kalktı, gidip kapıyı açtı. Kapı ağzında sarılıp vedalaştılar. -Öfke, dedi Faruk. Onulmaz bir aşkın işaretidir. Kapı önüne çıkmış olan Mete gözlerini kısıp baktı. -Hadi ordan!.. Merdivenlerden hızla indi. Faruk kapıyı örtüp pencereye geldi. Mete’nin dışarıya park ettiği arabasına binişini seyretti. Mete başını kaldırıp el salladı Faruk’a. Araba asfaltı yırtar gibi hareketlendi ve hızla uzaklaştı. “Deliye döndü çocuk,” diye mırıldandı Faruk. “İnşaallah kaza yapmadan evine varır.” Ama Faruk’un endişesi boşunaydı. Mete hızlı araba kullanmasına rağmen sağ salim varmıştı evine. Faruk’un söylediği son söz beynine çivi gibi işliyordu. “Öfke, onulmaz bir aşkın işaretidir.” Ah Faruk, yine bir kılçık atmıştı kafasına. Montunu çıkarıp astı, odasına yöneldi. Kanapeye uzanacak, bir müddet düşündükten sonra masasının başına geçecekti. O sırada babası göründü merdivenlerden. -Nasılsın oğlum?.. dedi. Dışarıdan mı geliyorsun?.. -Evet baba, Faruk’un evindeydim. Buzdolabından kendine meyve suyu çıkardı babası. -Sende ister misin Mete?.. -Sağol baba içmeyeceğim. -Sahi, dedi Coşkun bey. Hani sen fabrikaya gelecektin? -O gün birlikte gidecektik ama biliyorsun ablam çağırdı gidemedik. Sonra da fırsat olmadı. Coşkun bey bir koltuğa oturdu. -Artık senin fabrikaya gelmeni istiyorum Mete. > DEVAMI YARIN
Reklamı Geç
KAPAT