BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Eko Life

Eko Life

Neler yapmadık şu tarihi alabilmek için... Aldığımız da “dıdının dıdısının dıdısı bir tarih.” Kıbrıs’ı bile pazarlığın içerisine soktuk mesela... Binlerce yıla dayanan onurumuzu ayaklar altına alıp, yalvardık.



Güldürmeyin beni! Neler yapmadık şu tarihi alabilmek için... Aldığımız da “dıdının dıdısının dıdısı bir tarih.” Kıbrıs’ı bile pazarlığın içerisine soktuk mesela... Binlerce yıla dayanan onurumuzu ayaklar altına alıp, yalvardık. 30 bin kişinin katilini affettik. (Şimdi de odasına telefon bağlanıyormuş. Şartlı salıvermeye de hazır olun, diyeceğim ama dilim varmıyor.) Sonra; kanunlar çıkarıp, polisin elini kolunu öylesine bağladık ki; adamlar bırakın silah taşımayı sokağa çıkmaya korkar hale geldi. Avrupalılar bize, “Git kardeşim, senin başka işin yok mu ya!..” dedikçe, bunu anlamayıp, kapılarında sabahladık. ABD’nin, AB ülkelerine baskı yapması için 40 bin Mehmetçiği Irak cephesine sürmeyi, bütün tesislerimizi ABD’nin emrine açmayı bile masaya yatırmadık mı? Sonuç ne peki? Değer miydi yani şu verilen tarih için? Müzakere tarihi diye, yola çıktık; “ölme eşeğim ölme tarihi” alıp döndük. Bir de buna “zafer” demiyorlar mı? Allah, yaşatır da erdirirse, 2 yıl sonra ne tarihi olduğunu hep birlikte görürüz... Bir Polonya kadar olamadık. AB onlara, “N’olur, aramıza katıl” diye yalvarıp yakarırken, Polonya’nın sırrı nedir, diye, araştırıp soruşturmadık. Geldiğimiz noktaya bak! 650 yıl “analarını ağlattığımız” Avrupalılar, şimdi, “anamızdan emdiğimiz sütü burnumuzdan” getiriyor... Ama “Kopenhag rantçıları” pes etmiyor... Ne gelirse gelsin “Yarabbi şükür” diyorlar ve verilen tarih canlarını çok “acıttığı” için AB üyesi ülkelere ekonomik yaptırım uygulayacaklarını söylüyorlar. Yani, bize “posta koyan” AB üyesi ülkelerden mal almayacakmışız, satmayacakmışız.... Sevsinler sizi... Sanki, onların sana çok ihtiyacı var. Senin onlara ihtiyacın var. Toplam ihracatının yüzde 50’sinden fazlasını bu ülkelere yapıyorsun. En basiti, sadece otomotiv ihracatının yüzde 61’i AB ülkelerine gerçekleştiriliyor. AB’ye mal satmayıp da Papua Yeni Gine’ye mi satacaksın? Güldürmeyin beni... Hâlâ anlamıyorsunuz değil mi!.. Sen AB standardını yakaladığın zaman zaten AB, tıpkı Polonya’ya yaptığı gibi, iki de bir kapına gelecektir. Hatta AB Dönem Başkanı Rasmussen daha 13 Aralık sabahı Polonya Başbakanı ile bir kez daha bir araya geldi ve “Aman sakın caymayın” diyerek söz aldı. Bak bizi niye almıyorlar, bir daha söyleyeyim... Senin ülkende yüzde 20’lik bir kesim açlık sınırının altında yaşıyor. Senin milli gelirin 2 bin dolar, AB’nin ortalama 20 bin dolar. Senin ülkende daha binlerce genç kız, başörtü takıyor, diye okuyamıyor. Emeklilerin maaş kuyruğunda ölüyor. Analar, bebekler hatta ölüler bile hastanelerde rehin kalıyor. Yolsuzlukta, rüşvette dünya şampiyonluğunu kimseye kaptırmıyorsun. Senin ülkende, halen, binlerce insan o şehirden bu şehire daha iyi yaşama hakkı için göç edip duruyor. Daha neler neler... Sen ev sahibi olsan, böyle bir ülkeyi evine alır mısın? Avrupa Komisyonu sözcülerinden Jean Christophe Flori, Cuma sabahı bir kez daha açıkladı: “Meclis’ten geçirdiğiniz reformlar değil icraat önemli...” Anladınız mı Kopenhag rantçıları... İllâ birilerinin ‘dürtmesi mi’ gerekiyor? Sen önce AB standartlarını AB için değil kendi insanının mutluluğu ve huzuru için, kendi gayretlerinle hayata geçir; bak ondan sonra AB, tıpkı Polonya’ya yaptığı gibi sana da “N’olur aramıza katıl” diye yalvaracaktır. Zaten bu standartları yakaladığın zaman AB üyesi olsan ne yazar olmasan ne... Bana sorarsanız, bu tarihe hiç itiraz etmeyin; öpüp başınıza koyun... Sizin için, bundan iyisi Şam’da kayısı... Yok, bu tarihe mızmızlık ediyorsanız, o zaman size AB dili ile hitap etmek gerekiyor: “Git işine kardeşim ya!..” Vergide indirim bekleyenler... Seçimin kazanıldığı ama ekonominin patronunun belli olmadığı hafta yazmıştık: “AKP’nin ekonomi kurmayları ısrarla KDV, ÖTV dahil bütün vergilerde indirime gideceklerini, vergi terörünün sona ereceğini söylüyorlar. Ama kimse vergileri indirerek IMF’nin taviz vermediği yüzde 6.5’lik faiz dışı fazla hedefinin nasıl tutturulacağını ve diğer işler için gereken kaynağın nasıl bulunacağı hakkında bir şey söylemiyor. Birileri bunu açıklamak zorunda.” Bu konuda haklı çıkmak istemezdik ama sağolsun, ekonomi kurmayları bizi yanıltmadı. 57. hükümet gider ayak, 5 Kasım’da, vergi ve harçları 1 Ocak 2003’ten itibaren yüzde 59 oranında artırma kararı aldı. 58. hükümet, AKP iktidarı da itiraz etmeyince karar aynen yürürlüğe girdi. Peki AKP’nin bu yüzde 59’luk artırıma itiraz etme hakkı var mıydı? Evet, vardı... Bakanlar Kurulu’na, söz konusu vergileri artırma yetkisi veren kanun bu oranları yüzde 50’ye kadar düşürme yetkisi de tanıyordu. Ama AKP bunu kullanmadı. Dolayısıyla, yılbaşından itibaren bir çok şeyi yüzde 59 zamlanmış olarak alacak, cezalarınızı da bu yeri zamlarla ödeyeceksiniz. Sizin anlayacağınız; vergi cephesinde yeni bir şey yok. Terör aynen devam ediyor. “Vergileri indiremezsiniz” diye yazdığımız zaman bizi eleştiren ve vergilerin indirilmesini bekleyen sayın okurlarımıza duyurulur... Dostluk grubu komedisi Adı çok şirin... “Dostluk grubu” diyorlar... Belli bir sayıda milletvekilinden oluşuyor, belli zamanlarda kalkıyorlar, bir ülkeye gidiyorlar, (Paralar tabii ki devletin yani vatandaşın cebinden çıkıyor), o ülkede bir hafta, on gün, artık kaç günde dostluk kurabiliyorlarsa kalıyorlar, yiyip içip, geri dönüyorlar. Örneğin geçen iktidar dönemini hatırlayın. Son gezilerden birinde Küba Dostluk Grubu bu ülkeye gitmişti. Gazetelerde, milletvekillerimizin, Kübalı heyetlerle yaptığı görüşmeler yerine, puro partilerindeki mutlulukları, sahillerdeki mayolu resimleri yayınlanmıştı. “Küba Dostluk Grubu” yemiş, içmiş, gelmiş ve Küba’yla çok sağlam(!) dostluk köprüleri atılmıştı. Hatta Tekel bünyesinde, bir puro fabrikası bile kurulmuştu. Neticede, dünya kadar para harcandı ve o fabrika da 1 yılını bile doldurmadan kapanıp gitti. Çünkü, Müslüman mahallesinde salyangoz satmaya kalkmışlardı. TBMM’de Küba gibi, böyle 60’a yakın dostluk grubu var. Hepsi birer dost aşığı(!) olan vekillerimiz, bu gruplara girebilmek için birbirlerini yiyorlarmış. En çok dost olmak istedikleri ülkeler ise; Çin, Küba ve Avustralya’ymış... Olacakları ben size söyleyeyim... Yine, yeni milletvekillerimiz bu ülkelere gidecekler ve heyetler arası görüşmeler yerine gazetelerde boy boy festivallerde, eğlencelerde çekilmiş görüntüler yayınlanacak. “Önceliğimiz fakirleri refaha kavuşturmak” diyen bir hükümet, nüfusunun yüzde 90’ı kemer sıkan, yüzde 20’si açlık sınırının altında yaşayan bir ülkede, bu görüntüleri nasıl izah edecek bilemiyorum... Bildiğim bir şey var ki, o da; geçmiş iktidarın, milletin inadına yaptığı bu işler yüzünden sandığa gömüldüğüdür. TBMM Başkanı sayın Bülent Arınç’tan, millet adına rica ediyorum: Lütfen, şu dostluk grubu oyununa, bari siz son verin...
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT