BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İyilik eden sevilir!

İyilik eden sevilir!

Hadîs-i şerîfte, “İnsanlar, kendilerine ihsân, iyilik edenleri sever. Bu sevgi, insanın yaratılışında vardır” buyuruldu. Yapılan ihsân, ne kadar kıymetli ve ne kadar çok olursa, sevgi de o kadar fazla olur. Bunun için, herkes anasını, babasını, hocasını, ustasını, vatanını, din kardeşlerini çok sever. Bir müslümanın mürşidi, yanî hocası, kendisine, din ve dünya bilgilerini, imanını, Allahını, Peygamberini, güzel ahlâkı öğrettiği için, onu herkesden, çok sever. Bu sevgi, cibillîdir yani insanın doğuşunda vardır.



Hadîs-i şerîfte, “İnsanlar, kendilerine ihsân, iyilik edenleri sever. Bu sevgi, insanın yaratılışında vardır” buyuruldu. Yapılan ihsân, ne kadar kıymetli ve ne kadar çok olursa, sevgi de o kadar fazla olur. Bunun için, herkes anasını, babasını, hocasını, ustasını, vatanını, din kardeşlerini çok sever. Bir müslümanın mürşidi, yanî hocası, kendisine, din ve dünya bilgilerini, imanını, Allahını, Peygamberini, güzel ahlâkı öğrettiği için, onu herkesden, çok sever. Bu sevgi, cibillîdir yani insanın doğuşunda vardır. Bu sevgiden mahrûm olan kimse, hakîkî insan değildir. Hayvân gibidir. Çok sevilen kimse, insanın kalbinden, hâtırından çıkmaz. Onun şekli, kalbine yerleşir. Bir insan bir Allah dostunu, mesela, İmam-ı Rabbani hazretlerini, Abdülkadir-i Geylani hazretlerini sever devamlı bunu düşünürse, ondan kalbine feyz gelir. Feyz, kalbden kalbe gelen, insana Allahü teâlânın râzı olduğu şeyleri yaptıran nûrdur, bir kuvvettir. Feyzler, Resûlullahın mubârek kalbinden yayılmakta, Evliyânın kalbleri vâsıtası ile, Evliyâyı çok seven kalblere gelmektedir. Evliyânın kalbleri ayna gibidir. Bir aynadan fışkıran ışıklar, karşısındaki aynaya ve bundan da, bunun karşısındaki aynaya gelir. Böylece, Resûlullahın kalbinden fışkıran feyzler, Evliyânın kalblerine gelir. Bir ayna gibidir. Aynaya gelen ışıklar ve karşısında bulunan cisimler, karşı aynada görülür. Aynanın karşısında bulunan ikinci bir ayna ve bunun karşısındaki üçüncü aynada da görünürler. Resûlullahın mubârek kalbinden yayılan feyzler, ma’rifet nûrları da, bu kalbe bağlı olan kalblere gelir. Kalbleri bağlıyan bağ, muhabbettir. Eshâb-ı kirâm, Resûlullahı çok sevdikleri için, bu nûrlara kavuştular. Sevgi ne kadar çok olursa, gelen feyz de çok olur. Sevmek, inanıp, işleri ve ahlâkı Onun gibi olmak demektir. Eshâb-ı kirâmın kalblerine gelen feyzler, sonraki asırdaki gençlerin kalblerine de geldi. Bunların da islâmiyyete uymaları kolay ve tatlı oldu. Her biri, birer velî oldu. Uzak memlekette ve mezârda olan velîden de feyzler yayılmakda, âşıklarının kalblerine gelmekte, kalbleri nûrlanmaktadır. Resûlullahın mubârek kalbinden yayılan feyzlere, sonraki asırdaki âşıkların kalbleri de kavuşarak, zamanımızdaki Evliyânın kalblerine geliyor ve bunların kalblerinden, kendilerini sevenlerin kalblerine ve bu arada bizlere de geliyor. Buna kavuşmak için, Ehl-i sünnet i’tikâdında olmak ve İslâmiyyete tâbi olmak şarttır.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT