BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Kemal Abi’nin haftalığı

Kemal Abi’nin haftalığı

Geçtiğimiz Cumartesi sabahı gazeteleri aldığımda, son günlerin flaş ismi F.Bahçeli Tuncay’ın boy boy fotoğraflarına rastladım. Tuncay, bir giyim firmasının mankenliğine soyunmuş. Bence Tuncay da, F.Bahçe de dikkatli olmak zorundadır. Çünkü, dün bir, bugün iki... Bugün podyumda, yarın gece kulübünde derken, yaş da daha 20, bir bakmışsınız o dinamik, çarptığını yıkan Tuncay gitmiş, yerine rüzgârdan düşen bir Tuncay gelmiş... Hani bizden uyarması...



Aman Tuncay’a dikkat! Geçtiğimiz Cumartesi sabahı gazeteleri aldığımda, son günlerin flaş ismi F.Bahçeli Tuncay’ın boy boy fotoğraflarına rastladım. Tuncay, bir giyim firmasının mankenliğine soyunmuş. Bence Tuncay da, F.Bahçe de dikkatli olmak zorundadır. Çünkü, dün bir, bugün iki... Bugün podyumda, yarın gece kulübünde derken, yaş da daha 20, bir bakmışsınız o dinamik, çarptığını yıkan Tuncay gitmiş, yerine rüzgârdan düşen bir Tuncay gelmiş... Hani bizden uyarması... Rahmetli Büyük Fikret derdi ki... Türk futbolunun gelmiş geçmiş en büyük oyuncusu olarak F.Bahçeli rahmetli Büyük Fikret’i söylerler. Yani Fikret Arıcan’ı... Ben izleme şansı bulamadım. Ama G.Saraylısı da Beşiktaşlısı da öyle der. Bu Büyük Fikret’in yöneticilik devrindeki şu sözleri aklımdan hiç çıkmamıştır: “Türkiye’de futbolcuya fazla para veya sık sık para veya zamanından önce para verirsen, oynamaz... Biraz bekletecek, biraz inleteceksin ki, ufuktaki paranın hayâli ile iyi oynasın...” Acaba G.Saray takımının da başarı sırrı burada mı yatıyor? Ne dersiniz? Geçenlerde Aziz Yıldırım da, bir oyuncunun alacağının geldiğini ifade eden bir kulüp görevlisine, “Ne yaptılar ki?.. Ne Şampiyonlar Ligi’nde varız, ne UEFA Kupası’nda, ne de Türkiye Kupası’nda... Ligde de akıbet belli değil... Hele biraz umutlandırsınlar, sonra düşünürüz” dedi... Hah işte... Bravo Sabah! Sabah Gazetesi’nin yayın politikası yüzünden veya bazı uçuk yazarlarının saçmalıkları yüzünden belki de en fazla eleştirenlerin başında gelirim. Ancak, ligin ilk bölümü bittikten kısa bir süre sonra, Ümit Milli Takımı’nın genç yıldızlarını, bilinmeyen ve ilgi çekici yönleriyle tanıtıyorlar. Kemal’i, Servet’i şimdi daha iyi tanıyor, daha çok seviyor ve beğeniyorum. Sabah’ı bu dizisinden dolayı kutluyorum. Bir de o futbolcunun oynadığı ildeki gazetecilerin imzalarıyla yayımlanıyor ya, daha da sevdim işi... Bravo Altan! Ya da kim düşündüyse... Bülent Yavuz ayıldı mı? MHK Başkanı Bülent Yavuz kimilerine göre bomba etkisi yapan bir FIFA listesi açıkladı. Erol Ersoy, Orhan Erdemir ve Metin Tokat listede yoklar. Yavuz’un yavaş yavaş ayılmaya başladığını seziyorum. Ancak listeye aldığı bir isim, galiba yaşının küçüklüğü ile kurtarmış. Ben de o ismin geleceğini iyi görüyordum ama, son iki yılda birkaç maçta beni ciddi biçimde kuşkuya düşüren düdükleri oldu. Yavuz kim olduğunu anlamıştır herhalde... At yarışları tehlikede mi? Yok canım telaşlanmayın... Haftanın yedi günü yapılan at yarışları, her gün, kesintiler çıktıktan sonra bir trilyon ikramiye dağıtıyor. Devlet de, yüzde onluk yeni bir vergi yüklemiş... Ve at sahipleri isyan etmişler... Öylesine ki; atlarını hipodromdan çekeceklerini açıklamışlar. Hatta tehdit bile savurmuşlar. Her gün kesilen bir trilyon, ayda 30 trilyon, yani yılda 365 trilyona rağmen sıkıntı çekiyorsanız, bir şeyleri yanlış yapıyorsunuz demektir. Bence isyan edeceğinize önce, “Kurulu yarışların” sayısını azaltın. Bu ülkede en gariban vatandaştan bile ne kesintiler yapılıyor. Siz, yıllık 365 trilyonluk kesintinizin 330 trilyona inmesine içerliyorsanız, adama destur derler... Spor programları hakkında! Sabah’ın televizyon yorumcusu Yüksel Aytuğ, Show’un Maratonu’na çok da ölçülü biçimde yüklenmiş. Ve ardından da, Faik Çetiner’in Atv’deki Bizim Stadyum’unu övmüş. Aytuğ haksız değil... Maraton, lig maçlarının yayın hakkı kendisinde olmadığı günlerde nerelerdeydi? Ama, elinde maç görüntüleri olmamasına rağmen iyi şeyler yapanlar, aslında ödülü hak etmiş olanlardır. Ama burası Türkiye... Arkanda adamın olacak. Gazete patronlarını viskili, havyarlı masalarda etkileyecek dostların olacak... Bu gibi ensesi kalınların koltuğu altından çıkmayacaksın. Yarın mekan değiştirdiğinde de, gerekiyorsa, seni taşıyanları en ağır biçimde eleştirip, aşağılayacaksın... Yani devre uyacaksın... Yoksa adama ödül falan vermezler... F.Bahçe’ye uçurum gösteriliyor! Gazetelerde her gün değişik haberler çıkıyor. Yok F.Bahçe Augustine’le anlaşmış. Yok F.Bahçe’de hedef yeni tangocularmış... Yok Esnaidermiş... Haberler, büyük olasılıkla palavra ama, her palavranın ardından da bir gram da olsa hakikat payı bulunur. Şayet F.Bahçe yine medyadaki şahbazların dolmuşuna binerse, yeni bir hayâl kırıklığı daha yaşayabilir... Bayatlı’nın yazısı! Dünya Spor Yazarları Birliği Başkanı dostum, bir zamanlar dünya kongrelerinde kader birliği yaptığımız, omuz omuza savaş verdiğimiz Togay Bayatlı, geçen Cumartesi düşündürücü, içindeki mesajların alınıp hemen uygulamaya konulması gereken bir yazı yazmış. Türkiye Spor Yazarları Derneği yönetimi yazıyı okuyup, değerlendirmelidir... Bu, hem kendi, hem de halkın yararına olur... Şimdi yazının içeriğini buraya yazmaya gerek yok. Bu bizim mesleğin sorunu... Siz okurları şimdi değil ama, Bayatlı’nın önerisi dikkate alınırsa, çok yakından ilgilendirecek. Sergen’den Yasin’e... Türkiye’nin Üç Büyükler’inden birinde üst düzey oynayan veya forması, takımıyla özdeşleşmiş oyuncuların, ne kadar büyük paralar da görseler, ayrılmalarının sonu genellikle hüsranla bitmiştir. Bu, ülkenin bir futbol kanunudur neredeyse... Beşiktaşlı Sergen de bir zamanlar, borçları sebebiyle, İstanbulspor’un göz kamaştırıcı teklifine balıklama dalmış ve galiba altı yıl nerede olduğunu, nereye bastığını bilememiştir. Şimdi ise gazetelerden okuduğuma göre, aynı Sergen, Yasin’i kendi yaptığı hataya düşmemesi için uyarmış ve yeni sözleşme imzalamasında etken olmuştur. Doğrusu da budur. Haaa yurt dışı varsa işin içinde, ona bir şey diyemem... Ama Yasin, yıllık bir trilyon karşılığında sözleşme yenilemiştir. Sergen doğru yolu bulmuştur. Sanırım Yasin de... Vallahi Beşiktaş’a bravo! Ortega abimiz!.. Sinyor Ortega’ya rastladığınızda sakın ola ki, reverans yapmayı unutmayın. Hatta bir de “Ekselansları” gibi saygıda da kusur etmeyin. Neden mi? Gayet basit... Oğuz Çetin ve başkan Yıldırım, hem kendisini, hem de menajerlerini arayıp, yardım maçında oynamamasını istemişler. Kim dinler? Ortega bey, çıkmışlar, oynamışlar ve üç de gol atmışlar... Bunları yaparken de kasığındaki “Uff” amma da acımıştır ha... Aslında acıyan nedir? Varın siz karar verin! Daha önce başlasaydın ya hocam! Fatih Terim hocanın geçen Cumartesi bir gazetede demecini okudum. Diyor ki, “Yeniden başlayacağız...” Peki, sevgili hocam; Taaa başından iyi başlasaydınız ya... Bizi de bu kadar, “Ne oldu, senin büyük hocana?” diye sorgu sual etmezler, hatta gırgıra da almazlardı. Palavranın tam zamanıdır! Bizim spor medyası, son 15 yılda diyelim, yalan haber yazmada, düzmece haber üretmekte dünyada eşine rastlanmamış bir yarış içindedir. Tabii, aldığı bir duyumu, imanına kadar incelemeden yazmayanları tenzih ederim. Ama bunlar kaç kişi ki?.. Neyse... Şimdi ise palavranın tama zamanıdır. Yani, ek transfer dönemi... Kimler, kimleri almıyor ki?.. Ama bunları yazan, uyduranlar, acaba hangi kulübün bugün o isimleri alabilecek mali güce sahip olup olmadığını biliyorlar ki... Zaten, maçların yayın hakkını elinde bulunduran kurum, doları 700 bin liradan saymış, yani gerçek fiyatının yarısından da az, iflahlarını kesmiş, hangi kulüp, ya da hangi yönetici bu devirde çıkıp da kahramanlık yapabilir ki?.. Yazın, atın, nasıl olsa kalede kaleci yok! Beşiktaş’ta özlenen tablo! Sakarya Beşiktaşlılar Derneği açılışında başkan Serdar Bilgili, eski başkan, duayen Süleyman Seba’nın elini öperek, yaklaşık 3 yılı aşkın bir süredir gündemde duran kırgınlığa son vermiş. Süleyman ağabey de çelebi tavrıyla havayı ısıtırken, bir de dilek ve tahminde bulunmuş... Demiş ki, “Birlik beraberlik bozulmazsa, Beşiktaş üç hedefi de vurabilir...” Süleyman ağabey diyorsa doğrudur. Ama o günden bir başka fotoğraf daha fazla dikkatimi çekti. Seba’nın Hakkı Yeten’in elini öperken çekilmiş fotoğrafın önünde poz vermesi... Bu fotoğrafla ilgili müstakil bir yazı yazacağım. Çünkü Yeten - Seba fotoğrafında dünkü hakiki Türkiye’nin izleri, ışığı, ahlâkı, saygısı yatmaktadır. Şimdilik kısaca geçiyorum... 2003 hayırlı olsun! Bütün okurlarımın, dostlarımızın, müdürümüz Sadık Söztutan’ın nezdinde bütün Türkiye Gazetesi spor servisinin ve çalışanlarının, bütün spor camiasının yeni yılını kutlar, sağlık, başarı ve bol kazanç dilerim.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 87143
    % -3.46
  • 5.7875
    % -2.96
  • 6.5899
    % -2.46
  • 7.3507
    % -2.54
  • 219.169
    % -2.33
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT