BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Petrol faktörü

Petrol faktörü

Dünya petrol rezervinin üçte ikisi şu 5 devletin topraklarındadır: Suudi Arabistan, İran, Irak, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri. Yalnız Suudi rezervi, dünya rezervlerinin dörtte biridir (yüzde 25). Bugünki tesbitlere göre bilinen rezervlerin durumu budur. Ancak sürekli petrol aranıyor, denizde de aranıyor. Binaenaleyh yeni alanlar bulundukça dengeler ve oranlar da değişir.



Dünya petrol rezervinin üçte ikisi şu 5 devletin topraklarındadır: Suudi Arabistan, İran, Irak, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri. Yalnız Suudi rezervi, dünya rezervlerinin dörtte biridir (yüzde 25). Bugünki tesbitlere göre bilinen rezervlerin durumu budur. Ancak sürekli petrol aranıyor, denizde de aranıyor. Binaenaleyh yeni alanlar bulundukça dengeler ve oranlar da değişir. Bununla beraber yeni yatakların keşfi, bugün kesinleşmiş rezervlerin değerini düşürmez. Yukarıdaki oranlar yalnız petrol içindir. Doğal gaz başkadır. Doğal gazın Orta ve Kuzey Asya’da daha zengin bulunduğu söyleniyor. Diğer bir ifadeyle, bugün için bilinen dünya petrol rezervinin üçte ikisinden az fazlası Basra Körfezi’nde kıyısı bulunan Arap devletleri ile İran’ın elindedir. Ve bu devletlerin hiç biri sanayileşmiş ülkeler değildir. Demokrasi ile yönetilmeye de yabancıdırlar. Körfez monarşilerinin hepsinde Amerikan petrol şirketleri söz sahibi iken, Irak ve İran petrolleri Amerika’ya hasım rejimlerin idaresindedir. Petrolün yerini tutacak bir enerji maddesi araştırılıyor, henüz bulunamadı. Zira bütün rezervlerin 21. yüzyılda tüketileceği ve 22. yüzyıla az bir şey kalacağı hesaplanıyor. 10 yıldan bu yana kısaca Körfez de denen Basra Körfezi havzasının kaliteli petrolü, üreten ülkelerde tüketilmiyor. İhraç ediliyor. Satın alan devletlerin zenginliğini oluşturuyor. Petrolün büyük alıcıları sırasıyle Japonya, Almanya, Fransa ve çoğunlukla en gelişmiş dünya devletleridir ki, muazzam refah ve konfor sağlayan sanayilerini, Körfez petrolü satın alarak oluşturuyorlar. Öyle ki, 21. yüzyıldaki hayatları buna bağlıdır. Körfez ülkeleri de refahları için petrollerini satmaya mecburlar. Ama farz-ı muhal akıllarına esip petrol satış fiyatını varil başına 30 dolardan 100 veya 200 dolara çıkarsalar, sevmedikleri devletlere satış yapmasalar, yahut bir müddet için vanaları kapatsalar, ne olur? Hemen söyliyelim: Dünya biribirine girer, medeniyetler çöker. Tam bilim-kurgu konusu bir dehşet senaryosu değil mi? Bu yazı, Birleşik Amerika’nın Irak’ta ne işi olduğunu ve vazgeçip geçmeyeceğini sorgulayanlar için yazıldı.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT