BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Alman vahşeti

Alman vahşeti

Avrupa Birliğine üye olmamıza şiddetle karşı çıkan devletlerden biri de Almanya’dır. Almanya bilhassa Türkiye’nin işkence gibi hususları düzeltemediği iddiasındadır. Almanya ile Birinci Dünya Savaşında müttefik idik. Birçok ehliyetsiz ve kabiliyetsiz Alman komutanı askerlerimizin başarısızlığına sebep oluyorlardı. Mesela Mustafa Kemal Paşa 5 Temmuz 1917’de 7. Ordu Komutanlığına atandı. 7. Ordu General Von Falkenhayn adlı bir Alman generali emrindeki Yıldırım Orduları grubuna bağlıydı.



Avrupa Birliğine üye olmamıza şiddetle karşı çıkan devletlerden biri de Almanya’dır. Almanya bilhassa Türkiye’nin işkence gibi hususları düzeltemediği iddiasındadır. Almanya ile Birinci Dünya Savaşında müttefik idik. Birçok ehliyetsiz ve kabiliyetsiz Alman komutanı askerlerimizin başarısızlığına sebep oluyorlardı. Mesela Mustafa Kemal Paşa 5 Temmuz 1917’de 7. Ordu Komutanlığına atandı. 7. Ordu General Von Falkenhayn adlı bir Alman generali emrindeki Yıldırım Orduları grubuna bağlıydı. Atatürk bu Alman generalinin içişlerimize karışmasını bilhassa aşiretlerle temas kurmasını bağenmiyordu. Falkenhayn bir yıl önce batı cephesinde Verdunu’u zaptedemediği için bu sefer doğuya atanmış idi. Bağdad’ı zaptetmek hülyasında idi. Mustafa Kemal Paşa Bağdad’ın geri alınma hülyasının bir facia ile sonuçlanacağını biliyordu. Falkenhayn, Mustafa Kemal’in telkinleri ve bir kurmay subay olan binbaşı Franz Von Papen’in öğütleriyle Bağdad’ı almaktan vazgeçti. Almanya’nın İkinci Dünya Savaşından sonra yıkılan memleketini onarmak için işçiye ihtiyacı vardı. 2.5 milyon Türk 40 senedir Almanya’yı onarmaktadır. Bu Almanlar İkinci Dünya Savaşı sırasında kadın, erkek ve çocuk tam altı milyon Yahudi’yi gaz odalarında feci şekilde öldürdüler. Bunun müzesi Telaviv şehrinde görülebilir. Size savaş içinde 16 ve 17 Temmuz 1942’de geceleri tam 12884 erkek kadın ve Yahudi çocuğunun Paris’te toplanıp ölüme gönderilmelerini Fransa’nın en yüksek Akademisi (Institut de France) mensubu düşünür Henri Amouroux’nun kaleminden nakledeceğim. (Bak. 13 Temmuz 2002 tarihli Le Figaro Magacine dergisi.) “Polis! Açın! 20., Onbirinci., 2. ve 4. mahallelerde bilhassa Yahudilerin oturdukları evlerin kapıları çalınıyor. Çocuklar ağlaşarak anne babalar üzerlerine üstün körü geçirdikleri giysilerle kapıları açıyorlar. 888 ekip halinde 4500 Fransız polisi tutuklamakla görevli. Görevin ismi “Bahar rüzgârı” hüviyetler tesbit edilince polis kendilerini takip etmelerini emrediyor. Odalardaki insanların hazırlanmak için on onbeş dakikaları var. Bütün eşyaları ya sırtlarında bir torbada ya da eldeki bir valizde. Bütün eşya bir çift sağlam ayakkabı, iki çift çorap, iki don, iki gömlek, bir iş elbisesi, bir kaşık, bir bardak bir pardösü tuvalet eşyaları ve iki günlük yiyecek. Polonya’dan, Avusturya’dan veya Çekoslovakya’dan yakınlardan gelmiş insanlar kötü bir Fransızca ile endişe ile soruyorlar: Nereye gidiyoruz? Polisler keyiflerine göre ya cevap veriyorlar veya vermiyorlar. Bazıları basit bir yer değiştirme, transferden bahsediyor. Lublin yakınında bir iş kampında çalışacaklarını söylüyorlar. Niçin Lublin? Paris’te Almanlar iki gecede 22.000 Yahudinin tutuklanmasını emrediyorlar 16 ve 17 Temmuz’da 3031 erkek 5802 kadın ve 4051 çocuk tutuklanıyor. Mahsus ihmalkar olan polisler vardı, Almanlar bunlardan şikayetçi. Tutuklama Yahudi olan ve olmayan muhitlerde çabuk yayıldı. 17 Temmuz’da bulunamıyanların sayısı yüzde 66’ya yükseliyor. Akıbetlerini anlayan Yahudiler kaçıyor. 50 otobüs toplanan Yahudileri Vel’ d’hive götürüyor. Bu arada biberonları ısıtacak bir tesisi yok, tuvalet kabini 10 adet. İki üç gün sonra tutuklular Drancy’ye transfer ediliyor 22 Temmuz’da da bir kısmı acele Auschwitz ölüm kampına. Bu operasyonu Almanlar 11 Haziran’da hazırladılar. Mareşal Petain’in muhalefetine rağmen (o sırada Devlet başkanı) ve Pierre Loval’in (başbakan) zayıf itirazlarına rağmen Fransız polisi sorumlu oldu. Az sayıdaki Alman polisi pek işe yaramadı, Paris’i iyi tanımıyorlardı. Bu namussuz ve trajik işbirliğini yazmaya kitaplar yetmez. Size sadece Sege Klarfeld’in eserine: La Shoah en France Tome 1. Vichy Auswitz: la Ber secution des Juifs en France atıf yapacağım. Paris’te oturanlar Saint-Lazare garının salonuna gitsinler. 60 yıl önce tutuklanan 4051 çocuktan bazılarının fotoğrafları var. Hiç biri geri gelmedi.” Fransız İnstitut üyesi Henri Amouroux’nun yazısı burada bitiyor. Zamanın Alman Başbakanı Willy Brandt gibi Auschwitz ölüm kampının önünde diz çökerek Alman milletinin affedilmesini rica etti. Almanlar sanıyorlar ki bunlar hep unutuldu. İşte 60 yıl sonra bir Fransız düşünürü Dramatik Geceler adlı yukarda naklettiğimiz makalesini yazdı. İnsanlık unutmuyor.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT