BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Vergide ‘adalet’ yok!

Vergide ‘adalet’ yok!

Türk Maliyesi, gelirden vergi almak yerine kasasını vatandaştan aldığı dolaylı vergilerle dolduruyor. Toplanan vergilerin yüzde 70’i zenginden de, fakirden de aynı oranda alınıyor. Dar gelirli vatandaş iki kere vergilendiriliyor.



İSTANBUL- Türkiye’de son 20 yılda vergi dengeleri tersine döndü. Gelirden alınan vergi miktarı azalırken, devletin dolaylı olarak tüm vatandaşlardan aldığı vergilerin oranı yüzde 70’e çıktı. Devlet, toplaması kolay ve hızlı olduğu için sürekli dolaylı vergileri artırma yoluna gittiği için vergi adaleti ortadan kalktı. Dolaysız vergilerin oranları ödenebilecek seviyelerin çok üzerinde olduğu için iş yapan ve üreten kesim mümkün olduğunca kazançlarını saklamak ve daha düşük göstermek suretiyle kendilerince ‘makul’ seviyelerde vergi ödemeye yolunu seçiyor. Gerçekte 15 milyon mükellef olmasına karşı, yüksek vergiler yüzünden Maliyeye kayıtlı mükellef sayısı 2,5 milyonu geçmiyor. Bunların da yarısı kar göstermediği için vergi ödemiyor. Dolaylı vergilerin makul seviyelerde bulunduğu gelişmiş ülkeler, bu vergilerin ortaya çıkardığı adaletsizliği gidirmek için bile dar gelirlilerin durumunu iyileştirecek mekanizmalar geliştirirken; bizde, ‘vergiyi tahsil edelim de ne olursa olsun’ zihniyeti ön plana çıkıyor. Çifte vergilendirme Görüşlerini aldığımız Marmara Üniversitesi İstisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Oktay Güvemli, “Vergiler kullanım olarak vergi teorisine uygun harcanmıyor. Bu da çifte vergilendirmeyi getiriyor. Vergilerin hizmet yerine faize gitmesi kamu vicdanını sızlatıyor” dedi. Aynı zamanda Muhasebe Finansman Öğretim Üyeleri Derneği Başkanı (MUFAD) olan Prof. Güvemli, vatandaşın ‘Benim vergim kimin cebine gidiyor?’ diye sorduğunu hatırlatarak şunları söyledi: “Vergi, vergiyi verene hizmet olarak geri dönmelidir. Halbuki vatandaş mecburen almak zorunda olduğu elektrik, su, doğalgaz gibi hizmetlere çifte vergi ödemek zorunda kalıyor. Verginin ruhu, her çalışan kişinin kazancının bir kısmını güvenlik, altyapı ve diğer hizmetler için devlete vermesidir. ‘Kendi kendisini vergilendiren halk millettir’ denir. Bu söz şu anda yüzde 30 için geçerlidir. Dolaysız vergi için geçerlidir. 2003 yılı bütçe gerçekleşmesi 60 katrilyon lira. Bunun yüzde 70’i dolaylı vergilerden oluşuyor” dedi. Vergi faize gidiyor Faize ödenen paranın 1998’den bu yana yüzde 77’den başlayıp 2001’de yüzde 111’e çıktığını belirten Prof. Dr. Oktay Güvemli, “Devlet yüz milyon vergi topladı ise 111 lira faiz ödedi. Bu sene biraz azalarak yüzde 88’e ineceği tahmin ediliyor. Bu da borçların dövize kaydırılması ile sağlanabilecek. Tamamen vergiler faizlere gidince, faizler de 100 - 150 bin kişinin cebine hortumlanınca dolaylı vergiler normal vergileri geçti. İstatistiklere bakın, lüks inşaatlar, lüks ithal malı otomobiller bol bol satılıyor. 2002’de 44 bin adet ithal, 20 bin adet yerli otomobil satılmış” dedi. İç borçlardan kurtulmanın güçlüğüne karşı, iç borçların yanlış yönetiminden doğan ekonomik ve sosyal yaşamdaki tahribatının giderilmesinin çok daha zor olduğunu vurgulayan Prof. Güvemli, “İş borçlardan kurtulmak daha kolaydır, ama kayıt dışını kayıt içine çekmek çok daha zordur” dedi. Makul seviyelere çekilmeli Meslekte Birlik Mali Müşavirler ve Muhasebeciler Grubu Başkanı Aziz Babuşçu, vergi oranlarının adil ve ödenebilir seviyelere çekilmesi gerektiğini söyledi. Ekonomk krizin dolaylı vergilerin artması sonucunu getirdiğini belirten Babuşçu, “Vergi oranlarının yüksek olması, mükellefin vergi matrahının beyana doğru olarak yansımasını etkiliyor. O zaman kayıt dışı çoğalmış oluyor. Vergi mükellefleri birçok işlemini kayıt dışı, belgesiz olarak yapma yolunu seçiyor” dedi. Adil ve uygulanabilir bir mayile politikasına geçilip vergi oranlarının makul seviyelere çekilmesi ile insanların kayıt dışına çıkma ihtiycının ortadan kalkacağını belirten Babuşçu, “Ben eminim ki vergi mükellefleri ‘vergi oranları normal oranlara çekilse, biz de vergilerimizi gönül rahatlığıyla versek’ diye düşünüyorlar” dedi. Vergi, cebri ve adaletsiz Devletin dolaysız vergilerde arzu ettiği vergiyi alamayınca dolaylı vergilere yüklendiğini belirten Babuşçu, “Benzini, giyim ve gıdayı her vatandaş almak zorunda. Öyle olunca da cebren vergi alınmış oluyor. Maliye vergi toplasa da sosyal adalet açısından büyük sıkıntıya sebep oluyor. Adil bir paylaşım söz konusu olmuyor. İnsanlar zaten kıt imkanlarla geçinmeye çalışerken, ikinci bir vergi ödeyerek daha da zor duruma düşüyorlar. Bu da sosyal dengeleri bozuyor ve ahlaki erozyonu artırıyor. İnsanlar yapacak bir şey kalmayınca gayimeşru yollara tevessül etmek zorunda kalıyorlar” dedi. Getirilen ‘Vergi Barışı Projesi’ne de değinen Aziz Babuşçu, “Bu proje ekonomik anlamda devlete önemli getiri sağlayacaktır. Ancak projenin ‘vergi reformu’ ayağı tamamlanmazsa bu sefer üç yıl, beş yıl sonra bir daha vergi barışı projesinden bahsetmek zorunda kalırız” şeklinde konuştu. Sezer: Vergiden kaçış var Öte yandan vergi mükellefleri ile bire bir diyaloğu olan Mali Müşavir Rasim Sezer, Türkiye’de vergi oranlarının yüksekliği dolayısıyla vergi vermekten kaçış olduğunu söyledi. Türkiye’de 2,5 milyon civarında gelir vergisi mükellefi olduğunu hatırlatan Sezer, “Bunların yarısı kar göstermiyor. Yani vergi ödemiyor. Diğer yarısı da karını düşük göstererek daha az vergi ödeme yolunu seçiyor” dedi. Sezer, vergilerin makul seviyelere çekilmesi durumunda 2,5 milyonluk vergi mükellefi sayısının 15 milyona kadar çıkarılabileceğini söyledi.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT