BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > BİR YILDIZ KAYDI

BİR YILDIZ KAYDI

Emine, türküye başlamadan önce alkışların dozu artmış, salon inliyordu. Ham meyveyi kopardılar dalından, Beni ayırdılar, nazlı yarimden, Eğer o yar tutmaz ise salımdan, Onun için açık gider gözlerim...



Emine, türküye başlamadan önce alkışların dozu artmış, salon inliyordu. Ham meyveyi kopardılar dalından, Beni ayırdılar, nazlı yarimden, Eğer o yar tutmaz ise salımdan, Onun için açık gider gözlerim... Çocukluğundan beri sevdiği ve kendi başına mırıldandığı bu türküye başladığında salonda sinek uçsa vızıltısı işitilecek haldeydi, çıt çıkmıyordu. İdris bey ilk defa bu ünlü yıldızın sesini dinliyordu, heyecanı had safhadaydı. Çünkü bu kadar beğenilen bir sinema sanatçısı ses sanatçısı olarak sahne alırsa, büyük sükse yapardı. Benim yarim yaylalarda oturur, Ak ellerin soğuk suya batırır, Demedim mi nazlı yarim ben sana, Çok muhabbet tez ayrılık getirir... Uzun olur gemilerin direği, Yanık olur anaların yüreği, Ne sen gelin oldun, ne ben güveyi, Onun için açık gider gözlerim... Türkü bittiğinde tüm dinleyenler ayağa kalkmış uzun süre alkışlamışlardı. -Çok teşekkür ederim, sağ olun efendim, teveccühünüze layık olmaya çalışacağım... gibi sözlerle sahneden inip, İdris beyin masasına geldi. Alkış tufanı hâlâ devam etmekte, yeni çıkan sanatçı, Mine Yıldız ilgisini bertaraf etmeyi sağlayamamaktaydı. Kara İdris, ünlü yıldızı ayakta karşılayıp elini öptü. -Tebrikler!.. Benim güzel prensesim tebrikler... Sende daha keşfedilmemiş ne cevherler var böyle, desene önümüzde bir de ünlü ses sanatçılığı yolu var... -Yok canım abartıyorsunuz. Ben müzikten anlamam... -Anlarsın prenses anlarsın... Seni en ünlü sahnelerin vazgeçilmez starı yapacağım, önümüzdeki günlerde biraz daha çok çalışacaksın ama hiçbir sanatçının ulaşamayacağı şöhrete kavuşacaksın, istikbalin ünlü ses ve sinema sanatçısı Mine Yıldız için kaldırıyorum kadehimi... Vahim olayın izleri yavaş yavaş silinmeye başlamıştı. Gerçekten Uludağ seyahati ilaç gibi gelmişti. Hele hayranlarının aşırı ilgisi sinemaya olan bağlılığını artırıyordu. Bu alkışlardan, bu ilgi ve sevgiden ayrı yaşamasının mümkün olamayacağını anlıyordu. Kara İdris’e minnet nazarlarıyla baktı. Bu adam kafasına bir şeyi koydu mu yapardı. Eğer “seni en ünlü ses sanatçısı yapacağım...” dediyse yapardı. Yalnız film çalışmalarını aksatmamalı, devam eden film çekimlerini bitirmeliydi. Bu filmler gösterime girdiğinde Mine Yıldız ününe ün katacaktı...  İsmail uzun zamandır çok kötü rüyalar görüyordu. Emine’den haber ve mektuplarına cevap alamaması onu çileden çıkarıyordu. Ondan ancak magazin basını kanalıyla haber alıyor, basındaki bu haberler de daha fazla çileden çıkmasına yol açıyordu. Emine ile olan ilgisini sona erdirip, dengi bir kızla evlenmeyi düşünmeye başlamıştı. Artık Emine’nin kendine yâr olmayacağını kavramaya başlamıştı. Ancak aralarında bir ahit vardı, ona, bekleyeceğini söylemişti, onun haberi olmadan bu ahdi bozmayı onuruna yediremediği gibi Emine sevgisini kalbinden söküp atmasının imkansız olduğunu da görüyordu... Emine henüz toy, iyiyi kötüden ayıramayacak, tecrübesiz bir kızdı. Şu anda onun bir kurt kapanında olduğunu düşünüyordu, bu kurt kapanından çıkmasında ona yardım etmeliydi, bir acı kahvenin kırk yıl hatırı vardı. Hiç değilse hemşehrisiydi, eğer rüyalarında olduğu gibi zor bir girdaba girdiyse çıkması için destek vermeliydi. Emine sinemaya devam edip etmeme noktasında çok bocalamış, zaman zaman sözlerinin tesiri olmuştu ama hayat düzenini sinema üzerine kuran birinden, birden bire o mesleği terk etmesini istemek biraz safdillik olurdu. Bu kızla nasıl görüşecekti. Mektuplarına mutlaka cevap verirdi, belki de mektupları ona ulaştırmıyorlardı. Kara İdris’in kendini manalı manalı süzmesini hatırladı. Emine’yi istediği gibi sömürmek düşüncesi karşısındaki en büyük engel olarak İsmail öğretmeni görüyor olmalıydı, zira tecrübesiz kızın ailesinden onun haklarını savunup ona destek olabilecek kimse yoktu. Babası Fırıncı Ömer, Kara İdris’in köpeğin önüne atılan kemik kabilinden verdiği üç kuruşa tav olmuş ikide bir “İdris beyimiz, Allah seni başımızdan eksik etmesin” diyerek hem kendi itibarını, hem de kasabanın itibarını beş paralık etmişti. Sömestre tatilinde İstanbul’a gidip Emine ile yüz yüze görüşmeyi tasarlıyordu. En sağlam yol bu gibi görülüyordu. Kara İdris arada sırada Fırıncı Ömer’e para gönderdiğini, onun da şarapçı taifesiyle bu parayı yiyip içtiğini işitiyordu... > DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT