BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > BİR YILDIZ KAYDI

BİR YILDIZ KAYDI

Emine’nin çok zor durumda olduğu her halinden belliydi. Anlaşılıyordu ki hayata küsmüştü. Onu bu duruma getirenler, onu şoke edecek bir kötülük yapmış olmalıydılar. Bu kötülüğü yapmak için niye bu kadar zaman beklediler? Çünkü o altın yumurtlayan tavuktu. Onlarca film çevirmiş sırtından büyük paralar kazanmışlardı. Son zamanlarda sahneye çıktığını yazıyordu gazeteler. Ondan beklenen randımanı almış olmalıydılar, peki niçin kenara attılar acaba?!.



Emine’nin çok zor durumda olduğu her halinden belliydi. Anlaşılıyordu ki hayata küsmüştü. Onu bu duruma getirenler, onu şoke edecek bir kötülük yapmış olmalıydılar. Bu kötülüğü yapmak için niye bu kadar zaman beklediler? Çünkü o altın yumurtlayan tavuktu. Onlarca film çevirmiş sırtından büyük paralar kazanmışlardı. Son zamanlarda sahneye çıktığını yazıyordu gazeteler. Ondan beklenen randımanı almış olmalıydılar, peki niçin kenara attılar acaba?!. Türk sinemasında yapısal bir değişiklik yaşanıyordu. Yenipınar sinemasına aileler gidip film seyrederken şimdi aileler elini eteğini çekmişti, zira cinsellik ihtiva eden filmler sahneye çıkmıştı. Eskisinden daha fazla seyirci geliyordu şimdi. “Aman Allahım Emine’yi öyle filmler çevirmeye mi zorladılar acaba?!.” Bu düşünce canını daha fazla sıkmıştı. Bu tür filmlerde oynamazdı Emine. Emdiği süt buna müsaade etmezdi!.. Demek ki çok büyük bir baskı altındaydı. Hani milyonlarca hayranı şimdi neredeydi. Onu kukla oynatır gibi oynatıyorlardı. Gençti, güzeldi onun bu tür filmlerde oynaması seyirci rekorları kırardı. Bu işin simsarları paranın peşindeydiler. Buna engel olmalıydı, ama nasıl? Bu millet ne kadar büyük değişime uğramıştı. Bu ne kadar büyük bir ahlak erozyonuydu. Küçücük kasabada dahi suç işleme oranları her yıl yüzde bin oranında artıyordu. Irza geçmeler çoğalmıştı... Bunun sebebi bu tür filmlerin fütursuzca oynatılması değil miydi? Emine mektubunda gene çok ünlü bir şairden alıntı yaparak; Kemirir beynimi bilinmez sancı, Kaçılacak kavram sandım inancı, Dünya kifayetsiz, madde yalancı, Ömür sermayesin batırdım anam... Mısralarını yazmıştı. Bu mısralar onun hayatının akışını anlatıyordu adeta. Ama her şey bitmiş sayılmazdı. Onu bu durumdan kurtarmak için elinden ne gelirse yapacaktı, o sevdiği kız değil de bir başkası olsaydı gene gözünü kırpmadan giderdi...  Kara İdris, adamlarıyla toplantı yapıyordu. Tatsız giden bazı hadiseler canını sıkıyor, masayı yumrukluyordu. İsmail Öğretmeni öldürmek maksadıyla Yenipınar’a gönderilen adamların ondan dayak yiyerek geldiğini öğrenince adeta çılgına dönmüştü! Ekibin üst düzey sorumluları onun karşısına tir tir titriyordu. -Eğitimli dediğiniz iki adamı gönderiyorsunuz gencecik birinden dayak yiyip geliyorlar yahu! Kara İdris’in namını lekelemeye ne hakkınız var sizin be?.. Herkesin başı yerde heyecanla reisin kararını bekliyorlardı. -Çabuk getirin o adamları karşıma... -Emredersin patron!.. İsmail’i öldürmekle görevli iki kişi süklüm püklüm odaya girmişti. Kara İdris ayağa kalkarak onların yanına gitti. -Bana bakın! Bacak kadar çocuktan dayak yiyip gelenler siz misiniz? -Affet patron çok müthiş karate biliyordu, beklemediğimiz şekilde bizi gafil avladı... -Demek sizi gafil avladı öyle mi?... Belinden tabancasını çıkararak göbekli adamın kafasına doğrulttu. -Yapma patron acı bana, çoluk çocuğuma bağışla beni... -Bağışlamak mı?... -Benim kanunumda bağışlamak olmadığını öğrenemediniz mi? Herkes heyecan içinde iki adamın kanlar içinde yere serilmesini bekliyordu. Adamlar: -Yapma patron affet... diye yalvarıyordu. Bu iki adamın ağlamasından başka çıt çıkmıyordu. Bu sırada kapı vurularak dışarıdaki badigart içeri girdi. -Ne var? -Patron Sarı Dikran geldi! Seninle görüşmek istiyor... -Ne! Sarı Dikran mı?.. -Evet patron... Kara İdris’in birden benzi sararmıştı. Sarı Dikran ülkenin en büyük beyaz kadın mafyasının lideriydi. Bu alemde büyük balık küçük balığı yutuyordu. Silahını beline taktı: -Defolun çabuk! Gözüm görmesin sizi sersem herifler! İki adam: -Sağol patron! Bu iyiliğini unutmayacağız... Bundan sonra en sadık adamların bizler olacağız... diyerek arka arka yürüyüp dışarı çıktılar. -Buyur edin Dikran ağamızı, diye emretti. Sarı Dikran beş adamıyla odaya girdiğinde Kara İdris kapının önüne kadar giderek karşıladı: -Hoş geldin, sefalar getirdin Dikran ağam. Fakirhanemizi onurlandırdın, buyurun... > DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT