BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > İbretli Hikâyeler

İbretli Hikâyeler

Budin kalesi 15 Temmuz 1684 günü Avusturyalılar tarafından kuşatıldı. Budin Valisi Kara Mehmed Paşa askere seslenerek: - Hemen küffar ile cenge başlıyoruz. Ben şehid düşersem yerime İbrahim Paşa kaleyi müdafaa etsin! Emrini verdi. Nitekim birkaç gün sonra Mehmed Paşa bir top güllesi isabetiyle şehid oldu. İbrahim Paşa hemen kumandayı ele aldı.



Bu asker sağ oldukça... Budin kalesi 15 Temmuz 1684 günü Avusturyalılar tarafından kuşatıldı. Budin Valisi Kara Mehmed Paşa askere seslenerek: - Hemen küffar ile cenge başlıyoruz. Ben şehid düşersem yerime İbrahim Paşa kaleyi müdafaa etsin! Emrini verdi. Nitekim birkaç gün sonra Mehmed Paşa bir top güllesi isabetiyle şehid oldu. İbrahim Paşa hemen kumandayı ele aldı. Cesareti, kahramanlığı, askere şefkati ve merd hareketleri düşman kumandanlarını bile şaşırtmıştı. Bu durumu anlayan Avusturya ordusu kumandanı Arşidük Maximillian bir mektup göndererek: “Sen ki kale muhafızı İbrahim Paşasın. Efendine hizmet ancak bu kadar olur. İhtiyar, gün görmüş, bahadır, tedbir ve tedarike sahip ve namlı bir askersin. Padişahına senin kadar kimse hizmet etmemiştir. 100 gün oluyor, bu kadar askeri kırdığın yetişir. Senin ve askerlerinin yüzü ak oldu. Arabalar ve gemiler tedarik ettik. Sizi emniyet ve selametle dilediğiniz yere gönderelim. Kaleyi teslim edin. Kılıç ile girersem, kadın, erkek, çocuk cümlenizi kılıçtan geçiririm.” İbrahim Paşa, mektubu getirene şunları söyledi: - Sultan Süleyman Han bu kaleyi fetheylediğinde buranın müdafaasını paşalara değil askerlere emanet etmişti. Şimdi de asker konuşsun... dedikten sonra askerleri topladı ve mektubu getiren elçiyi onların yanına götürdü. İbrahim Paşa, mektubu askere de okuyup düşüncelerini elçiye söylemelerini istedi. Asker arasından birkaç kişi ileri çıkarak: - Padişahımız bizleri bu kaleyi düşmana teslim etmek için değil, düşmana karşı korumak için gönderdi. Onu, Yâver-i Sultânî yaptı ve 1 Haziran 1863’te de Sadrazamlığa getirdi. Bu suretle iki rütbeyi birden üzerinde bulunduran Fuad Paşa, devrin en üst rütbesine çıkmış oldu. Ne var ki, o devirdeki aydınların çoğu gibi Fuad Paşa da Avrupai düşünceye sahipti ve o zamanın modasına uyarak o da mason olmuştu. Bunun neticesinde Osmanlı Devleti daha çok batıya yaklaştırıldı, fakat batının teknolojisi yerine örf ve âdetleri alındığı için bu durum çöküşü hızlandırmaktan başka bir netice vermedi.
Reklamı Geç
KAPAT