BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Artok: Seçim biter yine omuz omuza koşarız

Artok: Seçim biter yine omuz omuza koşarız

Genel ihracatın neredeyse 3’te 1’lik kısmına imza atan hazır giyim ve konfeksiyon sektöründeki seçim yarışı tam gaz sürüyor. Geçen hafta iki adaydan birisi olan Vizyon - Misyon Grubu’nun adayı Süleyman Orakçıoğlu’nun görüşlerini almıştık. Bu hafta da halen İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçı Birlikleri (İHKİB) başkanlığı görevini yürüten ve seçimlerde tekrar aday olduğunu açıklayan Nuri Artok’u sayfalarımızda misafir ettik.



Genel ihracatın neredeyse 3’te 1’lik kısmına imza atan hazır giyim ve konfeksiyon sektöründeki seçim yarışı tam gaz sürüyor. Geçen hafta iki adaydan birisi olan Vizyon - Misyon Grubu’nun adayı Süleyman Orakçıoğlu’nun görüşlerini almıştık. Bu hafta da halen İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçı Birlikleri (İHKİB) başkanlığı görevini yürüten ve seçimlerde tekrar aday olduğunu açıklayan Nuri Artok’u sayfalarımızda misafir ettik. Seçim yarışını tekstil sektörünün tatlı bir heyecanı olarak gördüğünü ifade eden Nuri Artok, “Seçim biter herkes yine omuz omuza, bu ülkenin ihracatını artırmak için mücadele eder. Bundan kimsenin şüphesi olmasın” dedi. 24 yıldır tekstil sektörü içinde olduğunu ve başka hiç bir işten anlamadığını da samimiyetle itiraf eden İHKİB Başkanı Nuri Artok, sektörün problemlerini 4 ana aşamada izah etti. Bugünlerde adı stratejik havalimanları arasında sayılan Kurtköy Sabiha Gökçen Havalimanı’nın pistine bakan ofisinde sohbet ettiğimiz Nuri Artok, anlamlar yüklü şu mesajları verdi: E.A.- İHKİB seçimleri tekstil sektörünü çok yakından etkiliyor mu..? N.A.- Hazır giyim sektörü Türk tekstili için çok önemli bir sektör. İhracatın önünde bir sektör. En çok sanayi üretiminin yapıldığı, en çok sanayi işçisinin çalıştığı bir sektör. 6 milyon kişiyi aşkın çalışanın iş aş kapısı. Türk ihracatının yüzde 27’sine imza atıyoruz. İstanbul’da işin önemli bir merkezi. E.A.- Sektörün sıkıntıları neler diye sorsam..? N.A.- Bu sıkıntıları 4 ayrı yerde aramamız ve bulmamız gerekir. Birincisi yurtdışındaki ticaret anlaşmaları, ikincisi makro ekonomik düzeydeki hadiseler, üçüncüsü hazır giyim sektörünün durumu ve dördüncüsü de firma ölçeğinde yapılması gerekenler. E.A.- Yurtdışındaki bağlantılardan başlayalım arzu ederseniz..? N.A.- İhracat dediğimiz zaman dış ülkelerin ürünleri ile oralardaki ticaret anlaşmalarının Türkiye’ye getireceği avantajlar ve dezavantajlar gündeme geliyor. Aynı zamanda diğer ülkelerin de birbirleri ile anlaşmalar yapması bizi ilgilendiriyor. E.A.- Mesela hangi anlaşmalar..? N.A.- Türkiye’nin gümrük birliği anlaşması var. Gümrük Birliği’nin bize getirdiği yükümlülükler var. Ama avantajları da var. Getirdiği avantajlardan faydalanmak, dezavantajları da yoketmeye çalışmak gayemizdir. AB’nin 3. ülkelerle yaptığı bir takım ticaret anlaşmaları Türkiye’nin aleyhine çalışıyor. Bu anlaşmalara Türkiye’nin dahil edilmemesi ya da Türkiye’nin bu anlaşmalarının karar sürecinde yer almaması bizi yakından ilgilendiriyor. E.A.- Bu konuda neler yapılabilir ki..? N.A.- Bunu aşmanın en önemli yolu Türkiye’nin AB’ye tam üye olmasıdır. Karşılıklı görüş alışverişini de artırmamız gerekiyor. E.A.- Ya Amerika pazarı, bu kadar destek veriyoruz, sizce karşılığını almalı mıyız..? N.A.- Türkiye için çok büyük bir potansiyel pazar. Aslında ABD, siyasi ve coğrafi bir tercihle, bazı ülkeleri daha imtiyazlı hale getirmiş. Yaptığı serbest ticaret anlaşmaları ile bizi safdışı bırakmış. Tercihli ticaret anlaşmaları ile bu pazar Türk üreticisine açılmalıdır. Bir de Nitelikli Sanayi Bölgesi’ni Türkiye pekala yapabilir. Bu türkiyenin ihracatında artış birçok insanımıza da iş ve aş kapısı olarak ortaya çıkacaktır. E.A.- Türkiye’nin makro ekonomik pozisyonu sizi nasıl etkiliyor..? N.A.- Burada en önemli 2 noktayı vurgulamak lazım. Bir tanesi Türkiye’nin bir güven ortamına sahip olması. Üretim mutlaka ve mutlaka istikrar ister. İstikrarsız bir ortamda üretimi sürdüremezsiniz. İkincisi de ihracatçı döviz girdisi demektir. İhracatçı dengeli bir kur politikası ister. Dengeli bir kurdan kastımız enflasyon oranında paralellik arzedip, arzetmediğidir. Bugüne kadar Türkiye’de kurlar çoğu zaman enflasyonun gerisinde kalmıştır. E.A.- Hal böyle olunca ihracatçı zor duruma düşüyor. N.A.- Tabiki. Ülkenin ihracatta rekabetçiliğini korumak, diğer taraftan da yerli sanayimizin ayakta durabilmesi, Türkiye’yi ithal mallar cenneti olmaktan kurtaran bir dengeli kur politikasının izlenmesi şarttır. E.A.- İstihdamın pahalılığı konusunda neler düşünüyorsunuz..? N.A.- Türkiye’de üretim önündeki engellerden birisi de istihdam üzerindeki yüklerdir. Bu konuda OECD ülkeleri arasında birinciyiz. En basit örneği 225 milyon lira eline ücret alabilen bir asgari ücretli çalışanımızın, firmaya maliyeti 380 milyon liradır. Bu oran yüzde 68’e denk gelmektedir. Kısa ve orta vadede bunu değiştirmek zorundayız. E.A.- Bir de meşhur bürokrasimiz var. Sizi fazla üzüyor mu Ankara..? N.A.- Bütün bunların hepsine zaman ayırıp, çözmek mümkün, ama hepsinin gelip kitlendiği nokta burası işte. Yatırım ortamından bahsediyoruz ama yatırımcıyı geldiğine geleceğine pişman edecek bürokrasimiz var. Türkiye yatırım konusunda çok geriye gitmiş ve kan kaybetmiş bir ülke. En azından bu kanı durdurup, olumsuzluktan arındırılmış bir ülke haline getirmemiz lazım. Türkiye’deki insanlar için de yatırım yapmayı cazip hale getirecek ortamı oluşturmamız lazım. E.A.- Rantiye büyüdü mü bu süreçte..? N.A.- Bugün rantiyenin de işi zorlaştı. Reel faizlerin inmesiyle birlikte kazanacakları bir şey kalmayacak. Hala rantiyede kalmak yerine, yatırıma ve istihdama yönelmeleri lazım. Bu açıdan da yatırım ortamının iyileştirilmesi için çıkarılacak kanunlar ve düzenlemeler son derece önemli hale gelmektedir. E.A.- Üçüncü aşamada sektörün yapabileceklerini saydınız. Yapabileceklerinizi anlatır mısınız..? N.A.- Sektörün çoğunluğu küçük ve orta boy işletmelerdir. Bu işletmeler çok çeşitli sıkıntılar yaşıyor ve sorunları tek başlarına çözebilme imkânları yoktur. Firmaların önünü açacak, belli konulardaki eksikliklerini giderecek çalışmalar yapmak sivil toplum örgütlerinin görevidir. Bunların en önemlileri. Yurtdışı pazarlarına ağırlık verilmesi, Türkiye’nin yurtdışında daha çok ve efektif bir şekilde mal satmasına imkân verecek çalışmalar yapılmasıdır. E.A.- Sektörü yarınlara hazırlama girişimleri diyebilir miyiz..? N.A.- Bunlar sektörü yarınlara hazırlama toplu projesinin, alt başlıkları ve yapı taşlarıdır. Bu saydıklarımda ne kadar başarılı olursak, kuvvetli ve organize olursak, ileriye yönelik bizi bekleyen tehditlere de o kadar hazırlıklı oluruz. E.A.- Son olarak firmalar neler yapabilir..? N.A.- Tüm bunlarla uğraşırsınız, koşturursunuz, ama başarı neticesinin alınacağı yer firmalardır. Bu sektörün sağlayacağı başarı, KOBİ niteliğindeki binlerce firmanın sağlayacağı başarı ile örtüşmektedir. Bu 3 ana maddede saydığımız ana mesajların ne kadar çoğu halledilirse, biz firma başarımızı da o kadar etkin ve mümkün hale getirmiş oluruz. Sektöre yönelik çalışmalarla firmanın yapacağı çalışmaların da birbiri ile entegre edilmesi gerekir. E.A.- Türk hazır giyim sektörü bir marka oldu mu..? N.A.- Biz zaten bir markayız. Yurtdışındaki pazarlar tarafından, fiyatını tutturabildiği takdirde mal almaya can attığı bir ülke olduk. Bu sadece ucuzluktan kaynaklanmıyor. Servis ve ürün kalitesi de çok önemlidir. Ama bu bize yetmez. Altını çizerek söylüyorum. Türkiye’nin dünyaya mal olmuş markalarda çıkarması lazım. Bunu yapacak olan da firmaların kendileridir. Bize düşen görev ise bu yolda çalışacak firmalarımızın önünü açmaktır. E.A.- Genel olarak şimdi İHKİB’i sormak istiyorum..? N.A.- Biraz önce 4 başlık altında topladığımız konularda İHKİB çalışmalarını yapmaktadır. Yapılan bu çalışmaların seviyesinin yükseltilmesi, daha geniş tabana yayılması amacımız. İHKİB’in üyelerinin sorunları ile her alanda uğraşan ve çözüm bulmaya çalışan bir kurum haline getirmek istiyoruz. E.A.- Şu ana kadar icraatlarınızdan memnun musunuz..? N.A.- Şu ana kadar yapılanları ana prensip olarak yeterli görmeyiz. İyinin düşmanı daha iyidir. Her zaman daha iyisi yapılabilir. Ama 58. hükümet döneminde üretimin ihracatın destekleneceği politikalarda, bizlerin çok önemli katkıları olacaktır. Bu sektör üretimle ayakta durmaya devam edecek. Üretimin önünü açacak her türlü çalışmada biz de yer alacağız. Bu projelerin oluşturulmasında en önemli başvuru kaynaklarından birisi olacağız. E.A.- Başarısızlık durumunda sorumluluğunuz olacak mı? N.A.- Biz bu işi hergün yaşayan insanlarız. Zaman zaman ihracatta problemler çıkar. Ama bu olayların binlercesi hergün yaşanıyor. Hergün binlerce firma binlerce ihracat yapıyor. Biz hergün bu işin içindeyiz ve hergün bu sıkıntıları yaşıyoruz. Dolayısıyla bugüne kadar uygulandığı üzere, tepeden inme, bürokratik ve siyasi görüşlerle karar almak yerine, sektörün içinden gelenlere danışılarak karar alınmalıdır. E.A.- Diğer adayla aranızdaki fark nedir..? N.A.- Farkı ortaya koymak hoş olmayabilir. Herkes kendinden sorumludur. Bu konuda sadece başkanlığında ve en üst düzeyinde yer almadım. Komite çalışmalarından başladım, denetim kurullarından yönetim kurullarına geldim. Verilen ve aldığım her görevi en iyi şekilde yapmaya çalıştım. Bu sıkıntıları elele çözeceğiz. E.A.- Tekstilden başka bir iş yaptınız mı..? N.A.- 24 senedir iş hayatının içindeyim. 12 senesi tekstil ve kumaş işiyle geçti. Son 12 yıldır ise hazır giyim üretim ve ihracatı ile geçiyor. 24 senedir iş hayatım boyunca tekstil ve konfeksiyon dışında başka bir iş yapmadım. Zaten bilmem de. E.A.- Adayları destekleyen derneklerin dahi kendi içinde bölündüğüne şahit oluyoruz. Bu sektörde bir ikilem doğurur mu..? N.A.- Adaylardan birisi ben olduğum için söylemiyorum. Bu tip görevlere talip olan herkesi hizmet anlayışlarından dolayı tebrik etmek lazım. Bu bir hizmet yarışıdır, bu konudaki son kararı sektörün bizzat kendisi verecektir. Ama değişmeyecek bir kural var. Bunun geçmiş örnekleri mevcuttur, yeni örneğini vereceğimden de kimsenin şüphesi olmasın. Bu sektör her zaman hep birlikte hareket etmiştir. Seçim bunun tatlı bir heyecanıdır. Seçim biter herkes yine omuz omuza olur. Bu benim açımdan böyledir, inanıyorum ki diğer aday arkadaşım için de böyle olacaktır.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT