BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Unutulmuş Günler

Unutulmuş Günler

O günlerde tanıdığı Burçin, bir parça olsun yoğun bir duygu sağanağından korumuş sayılabilirdi. Cihat liseyi de bitirmiş, askere gitmek üzereydi. Burçin sadece o dönemde değil, ilk tanıştığında Fatma kasırgasına karşı dayanak olmuştu...



İçimde buruk acıyla düşmüşüm yollara... Cihat liseyi bitirinceye kadar bu halde yaşamıştı. Her an, her dakika, onun hayaliyle yaşıyor, onun için şiirler, hikâyeler yazıyordu. Bazen konuşacak gibi oluyor, ama bir türlü cesaret edemiyordu. Azarlarsa, kızarsa diye çekiniyor; Hülya ve fakirliği aklına geliyordu. Komşu kızlar ise yıllardır “konuş” diye baskı yapmış, onun da sevdiğini söylemişlerdi oysa. Ve bir gün, komşu kızları, Fatma’yı isteyenlerin olduğunu söylemişti. Gerçekten de ilçenin en tanınmış aileleri sıra sıra dünürlüğe geliyorlardı. Ama Fatma kimselere varmıyordu, bu durum bir-iki yıl sürmüştü. Daha da güzelleşen, serpilip gelişen Fatma’nın kimselere varmaması herkesi şaşırtıyordu. “Onun bir sevdiği var, onun istemesini bekliyor” söylentileri yayılmıştı. “Kimi seviyor ve bekliyor ki acaba?..” diye sormuştu Semra’ya. Gülmüştü Semra, “Gerçekten bilmiyor musun, tabiî ki seni bekliyor.” İnanamamıştı buna, mümkün değildi. Bir-iki yıl kimseye varmamak konusunda direten Fatma, sonunda zengin bir ailenin oğluna nişanlanmıştı. Süleyman’dan mı ne duymuştu bunu ve Cihat şoke olmuştu. İnanamıyordu, aklı almıyordu. Eve gidip gözyaşları dökmüştü. O gecesini-gündüzünü işgal eden kız gitmişti artık, olacak şey değildi. Ömür boyu kimselere varmayacak ve bir gün zengin olacak olan Cihat’ı bekleyecek sanıyordu. Ama gitmişti işte. Gittiği halde, nişanlandığı halde aklından çıkmıyordu. O dönemde, kendisine pek de yakıştıramadığı halde bu duygusallık önplâna geçivermişti. Şiirler yazardı Fatma için (şairliğini bu kıza borçluydu). Delicesine yağan yağmurların altında dikiliyorsam öylece Sonbahar akşamlarında, ağaçların arasında seni arıyorsam Seni unutamadığım, senden kopamadığım içindir. İçimdeki buruk acıyla düşmüşsem yollara İsmini yazdıysam çeşme taşlarına Bulutlara, göllere, dalgın dalgın baktıysam İçimde yaşadığın içindir. Şiirler yazardı Fatma için, şarkılar söylerdi kıra çıkıp, tren yoluna gidip; garip garip hayaller kurardı; olmayacak şeyler olmasına rağmen umutlanırdı da. Meselâ bir sebeple nişanlısından ayrılacağını, nişanlısının öleceğini ya da Fatma’nın “Ben onunla yapamayacağım, ben Cihat’ı istiyorum” deyip yüzüğü atacağı gibi tuhaf, garip ama olacakmış gibi yüreğinde taşıdığı duygular-düşünceler-arzular-umutlar taşırdı. İnanırdı da bunlara. Gittiği halde, nişanlandığı halde, olmayacağını bildiği halde. O günlerde tanıdığı Burçin, bir parça olsun yoğun bir duygu sağanağından korumuş sayılabilirdi. Cihat liseyi de bitirmiş, askere gitmek üzereydi. Burçin sadece o dönemde değil, ilk tanıştığında Fatma kasırgasına karşı dayanak olmuştu. Bir gezide, ortaokulun son sınıfında tanımıştı Burçin’i. Öğrenciler cıvıl cıvıl ağaçların arasında koştururken, nehire bakarken, kuşlar cıvıldarken ve yaprakların arasında güneş ışıkları yüzlerine vururken, dağın tepesine çıkıp hemen karşıdaki dağa, aşağıdaki nehre, ağaçlara bakarken, Fatma’yı hayalleyen, Fatma ile yaşayan Cihat, Burçin’i görüvermişti. > DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT