BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Madalyonun öbür yüzü

Madalyonun öbür yüzü

Tezkere’nin Yüce Meclis’te reddi bütün dünyada sürpriz kabûl edildi. CIA bile tahmin edemedi. Niçin? Zira bir devlet, Türkiye, hem de dünyanın tek süper gücü olan başka bir devlete, Birleşik Amerika’ya kapılarını açıyor. Esasen normal müttefiki, ayrıca stratejik müttefiki bulunan ve milletlerarası sorunlarda başı sıkışınca başvurduğu ABD’ye, üslerini, limanlarını genişletip büyük askerî kuvvetler yığması için izin veriyor.



Tezkere’nin Yüce Meclis’te reddi bütün dünyada sürpriz kabûl edildi. CIA bile tahmin edemedi. Niçin? Zira bir devlet, Türkiye, hem de dünyanın tek süper gücü olan başka bir devlete, Birleşik Amerika’ya kapılarını açıyor. Esasen normal müttefiki, ayrıca stratejik müttefiki bulunan ve milletlerarası sorunlarda başı sıkışınca başvurduğu ABD’ye, üslerini, limanlarını genişletip büyük askerî kuvvetler yığması için izin veriyor. Haftalarca, çıktı çıkacak diye bekletiyor. Sonunda, yasama meclisinden onay alamıyor. O yasama meclisi ki, 1957’den bu yana asla görülmemiş çoğunlukla hükûmetin milletvekillerinden oluşmaktadır. İktidar partisi tam ortasından diyemiyeceğim, üçte birinden çatlıyor. Kendi öz hükûmetine, muhalefetle birleşerek, red oyu veriyor. Böyle bir şeyi -tıpkı ABD Başkanı ve CIA gibi- partinin genel başkanı ve başbakanı bile tahmin edemiyor. Ancak ikisi de, oylamayı Millî Güvenlik Kurulu sonrasına bırakmak hatasını yapıyor. Ben öteden beri siyasîlerimizin, cumhurbaşkanı, anayasa mahkemesi başkanı, genelkurmay başkanı ile ilişkilerinin yetersizliğinden yakınmışımdır. Bu, meselenin bir yüzüdür. Madalyonu çevirip, diğer yüzüne de bakmak gerekiyor, Amerika’ya... Türkiye’ye ihtiyacı bulunmasına rağmen, Türkiye üzerinden, fakat Türkiyesiz planlar yapmış, kararlar almıştır. 12 yıl önceki Körfez Savaşı’ndan ağzı yanan Türkiye’nin istediği teminatı (güvenceleri) vermekte haftalarca oyalanmıştır. Zaten sonunda yeterli güvence de vermemiş, ancak kapıları açık bırakmıştır. Washington’ın Türkiye’yi çantada keklik veya at taciri görmesi, Yüce Meclis’in infiâlinin sebeplerinden biridir. İki eski dost ve müttefik, biribirlerinden ayrılamıyorlar mı? Oturup konuşur, anlaşırlar. Turgut Özal, bugünki başkanın babası Bush’a küçük ismiyle hitab ediyordu. Clinton, bir imparatorluk mirasçısı ile görüştüğünü biliyordu, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki şahane nutku ortadadır. Birleşik Amerika’da bugünki Cumhuriyetçi iktidarın da Türkiye’ye ayni üslûb ile yaklaşması gerekiyor.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT