BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İz Bırakanlar /Shakespeare /İrfan Özfatura

İz Bırakanlar /Shakespeare /İrfan Özfatura

İngiliz halkının iki bin kelimeyle anlaştığı günlerde 80 bin kelime ile yazan eğitimsiz kasap çırağı herkesi şaşırtır. Bazı edebiyat tarihçilerine göre Shakespeare (Şekspir), bir ara kralın gözdesi olan ve rüşvet aldığı için köşesine çekilmek zorunda kalan Yargıç Bacon’ın takma adıdır...



Avon nehrinin kıyısına ilişiveren Stratford kendi halinde bir beldedir ve insanlar hayvan besleyip, el sanatları ile geçinir. Kasabanın çocukları Grammar School adlı bir okula devam ederler ki William Shakespeare (Şekspir) de (ismi sallanan mızrak mânâsına gelir) bunlardan biridir. Shakespeare’in babası eşraftan değildir, dağınıklılığı ile tanınır ve ortalığı çöplüğe çevirdiği için sık sık cezaya çarptırılan boşvermişin tekidir. Buna rağmen para kazanmasını bilir ve kendine ceza kesen belediyenin başına geçmeyi becerir. Shakespeare, hayata kasap çırağı olarak başlar ancak hitabeti hiç de fena değildir. Bir danayı yatırıp eline bıçağı aldığında bile nutuk atası gelir. Yapılan işin mânâ ve ehemmiyeti hakkında saatlerce konuşabilir. İşin enterasan yanı sohbeti çekilir, muhabbeti dinlenir. Ancak taşra kuytularında hayvan sürükleyip, et taşımaktan tez bıkar ve bir gece ansızın işi gücü bırakıp Londra’ya kaçası gelir. ğ Büyük denizde boğulur! Bir başka rivayete göre (biz söyleyenlerin yalancısıyız) Shakespeare, Sir Thomas Lucy adlı bir asilin çiftliğinden geyik çalarken yakalanır ve ağır bir ceza alır. Gidip Sörden özür dileyecek yerde onu makaraya alan bir şiir yazar ve bu yüzden cezası ikiye katlanır. Uyanık çırak deliğe girmektense gözden ırak olmayı tercih eder ve tası karağı toplayıp Londra’ya uzanır. Neyse... Kahramanımız öyle ya da böyle rüyalarının kentine gelir, ancak bu sisli şehirde zor günler geçirir. Kimse ona “hadi gel sahneye çık” demez ve ünlü oyuncuların yanına yaklaşamaz. Ama o, defalarca kovulmasına rağmen, tiyatro kapılarına kazık çakar. Nitekim tiyatro ahırında seyislik kapmayı becerir ve zengin seyircilerin atlarına bakar. Gel zaman, git zaman, küçük rollere çıkmaya başlar. Ardından kendisi gibi bir sanat delisi (Anne Hathawey) bulup yuvasını kurar (1582). Ancak o yıllarda Avrupa veba salgınıyla kavrulur, tiyatroları kapatırlar. Shakespeare evde kağıdı, kalemi ile başbaşa kalır ve manzum hikayeler karalamaya başlar. Shakespeare ilk eseri “Venüs and Adonis” umduğundan da büyük bir alâka görür ve ona yeni işler ısmarlarlar. Shakespeare önceleri aksi, ve mütehakkim karılarını yola getiren kocaları, tombul sevimli ve mübalağacı ihtiyarları, iki yüzlü komutanları, yapmacık soyluları, dalavereci simsarları, “yani halkı” yazar. Gelgelelim beklediği ilgiyi komedilerde değil dramlarda bulur, “Romeo ve Juliet” ile şöhreti yakalar, “Hamlet” ve “Othello” ile ününe ün katar... Bir zaman sonra Shakespeare, insanların sahnede prensleri, askerleri, siyasileri görmek istediğini farkeder ve oyunlarında bunlara bol bol yer verir. Akranlarının “yağcı” demesine aldırmaz, krala methiyeler sunar. Belki de samimidir, zira o devir aydınları kral çekilirse muvazenenin bozulacağını sanırlar. ğ Şekspir, Şekspir midir? Edebiyatçılara sorarsanız Shakespeare kusursuz değildir. Hatta oyunlarında kibar insanların kulaklarına hoş gelmeyecek cümlelere de yer verir. Şiir inşasında zorlanır ve İngilizceye hakim olduğu şüphelidir. Evet, Spenser, Raleigh, Marlowe gibi güçlü bir eğitim almamıştır ancak onlardan daha zekidir. Edebiyatı tartışılır ama hayatı iyi bilir. İngiliz halkının iki bin kelimeyle konuşup anlaştığı yıllarda Shakespeare 80 bin kelime kullanır. Onun Yunanca ve Latince’ye vukufiyetini görenler tabib, eczacı komutan ya da hukukçu olduğunu sanırlar ki tahsil almış değildir. Bir grup edebiyat tarihçisine göre ise Shakespeare diye biri “hiç” gelmemiştir ve bizim Shakespeare sandığımız edip, aynı dönemde yaşayan, bir zamanlar kralın gözdesi olan, ama rüşvet aldığı için köşesine çekilmek zorunda kalan yargıç Bacon’ın ta kendisidir. Bacon üslubunu bilerek basitleştirmiş, isteyerek hatalar yapmış ve kendini ustalıkla gizlemiştir. Peki Francis Bacon kimdir? Ne yer, ne içer, nerelerde gezer? Onu da yarın anlatalım. Yağmuru sevdiğini söylüyor, şemsiyeni açıyorsun, Güneşi sevdiğini söylüyor, gölgeye kaçıyorsun, Rüzgârı sevdiğini söylüyor, pencereni kapıyorsun, Şimdi nasıl korkmayayım, beni sevdiğini söylüyorsun!..
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 108615
    % 1.32
  • 3.4955
    % -0.59
  • 4.1299
    % -0.03
  • 4.5103
    % -0.29
  • 144.994
    % -0.19
 
 
 
 
 
KAPAT