BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İz Bırakanlar / TV’ci David /İrfan Özfatura

İz Bırakanlar / TV’ci David /İrfan Özfatura

David Sarnoff’un sihirli kutu ya da her eve bir tiyatro sloganıyla ürettiği televizyonlar hem gelişir, hem ucuzlar ve 1952 yılında her yüz Amerikalıdan 47’sinin evine girer. Televizyoncular sadece müzikallerle kalmaz, belgeseller de çeker, günün filmlerini ekrana getirirler. Düşünün Kennedy suikastını (1963) tam 750 milyon kişi ekrandan izler...



İyi bir telsizci olan David Sarnoff o güne kadar sadece gemicilerin ilgi gösterdiği radyoyu müzik ve haber kutusu gibi pazarlayınca büyük ün ve para kazanır. Sarnoff havadan resim iletme tekniği üzerine çok şey bilmez ama bunun bir gün mutlaka gerçekleşeceğine ve radyonun bile önüne geçeceğine inanır. Kısaca anlatmak gerekirse televizyonculuk denilen şey ışık enerjisinin elektrik enerjisine çevrilip yayınlanması ve sinyâllerin tekrar ışık enerjisine çevrilip ekranda şekillenmesidir. Evet bu mevzu 1873 senesinden beri (selenyum direncinin ışıkla değiştiğinin keşfedildiği günden beri) konuşulmaktadır, ancak ilk TV yayını 1928’de John Logie Baird tarafından İngiltere’de yapılır ve BBC örgütlenir. Yönetime gelir gelmez... Bu sistemde resimler sadece 30 çizgiyle teşekkül eder ve teferruat seçilemez. 1936 senesinde Alexandra Palace çizgi sayısını 405’e çıkarır ama sektör ancak ikonoskopun (bir nevi tarama teknolojisi) bulunuşuyla hareketlenir. Bu gelişme David’i projesine bir adım daha yaklaştırır ve mevzu üzerinde yoğunlaşan Rus bilim adamı Vladimir Zworkyn’i işe alıp General Elektrik’in imkanlarını emrine verir. Gelgelelim kılı kırk yaran patronlara sihirli kutuyu anlatabilmek kolay değildir. O yıllarda yaşanan sıkıntılar radyocuları yaralasa da artık bu cihaz cemiyetin vazgeçilmezleri arasındadır. Mesela Roosvelt ocakbaşı sohbetleri ile dert paylaşır, halkının bunalımı aşmasına çalışır. Radyo akıl almaz bir hızla yayılır, evlere, işyerlerine derken arabalara da takılır. Savaş yıllarında yaşanan kriz General Elektrik’i de zora sokar, yöneticiler bir kumar oynar değişik şeyler söyleyen David’i koltuğa oturturlar. Artık televizyon işine yönelmek için hiçbir mani kalmaz. Firma 1934’te iyi bir kâr yapar ve David televizyon teknolojisine para ayırma fırsatı yakalar. Ve 30 nisan 1939’da kameraların önüne geçer ve heyecandan titreyen bir ses tonuyla “Şimdi sese görüntü de ekliyoruz” diye söze başlar “artık yepyeni bir sanat doğuyor. Bu çalkantılı dünyayı televizyon aydınlatacak. Bu cihaz meşalemiz olacak.” Hemen o hafta beheri 625 dolardan (o devirde büyük para) televizyon satmaya başlarlar. Televizyon hem gelişir, hem ucuzlar. Amerikan halkı artık siyasetçileri, şarkıcıları, sporcuları yakinen tanımakta, maçları, konserleri, olimpiyat müsabakalarını kaçırmamaktadır. Henüz 1952 yılında her yüz Amerikalıdan 47’sinin evine televizyon girer. Programcılar sadece müzikallerle kalmaz, belgeseller de çeker, günün filmlerini ekrana getirirler. Kennedy suikastını (1963) tam 750 milyon kişi ekrandan izler ki bu bir rekor demektir. Siyah-beyazdan renkliye RCA uzun yıllar bu sektörde lider kalır ama rakipleri de boş durmaz, televizyon yayınlarına renk katıp fark atarlar. Ancak halk siyah beyaz yayınlardan bizar değildir ve makul fiyatlı televizyonları sevmiştir. Kaldı ki renkli yayınların oturması zaman alır ve başlangıçta büyük problemler yaşanır. RCA zamanı gelince renkli televizyonu da yapar ve özellikle NBC’nin Walt Disney filmlerini almasından sonra pazarın % 70’ine el koyar. Dile kolay sadece o yıl 1.5 milyar dolarlık satış yapar ve Amerika’nın büyük şirketleri arasında yer alırlar. David bunca başarıya rağman hayal kurmaya devam eder. Adını koyamasa da o yakın bir gelecekte insanoğlunun uzaya çıkacağına, gazetelerin dünyanın dört bir yanında ve aynı anda basılacağına, uydulu iletişimin hayatımıza gireceğine inanır. 1960’lardan sonra tek hat üzerinden çok frekansla yayın yapan multiplex telgraf sistemleri gelişir ve teleks, faksimile gibi ileri yazı ve resim gönderen cihazlar yayılır. Üstelik sinyal trafiği fiber optik kablolarla veya antenden antene uydular aracılığıyla yapılır. Hasılı David emekli olduğu yıl (1969) Neil Amstrong’un Ay’a ayak basışını televizyondan izler ve dostlarına “demedim mi ben size” diye mırıldanır. Kısacası zaman onu haklı çıkarır. David siyasette de ileriyi gören bir adamdır ve uyur gezer Amerikalıları gütmenin yollarını arar. Yahudi sermayedarları toplar, yatırımı neşriyata yaparlar. ...Ve gün gelir ABD’ye hakim olurlar...
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 108594
    % -0.02
  • 3.4942
    % -0.04
  • 4.1102
    % -0.53
  • 4.4812
    % -0.64
  • 144.399
    % -0.56
 
 
 
 
 
KAPAT