BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Dört fotoğraf

Dört fotoğraf

Televizyonlarda haber bültenlerinde duyuyordum da magazin havadisi gibi kabul edip geçiyordum.



Televizyonlarda haber bültenlerinde duyuyordum da magazin havadisi gibi kabul edip geçiyordum. Haber bültenlerimizin yarısı magazin haberi değil mi? Bazı kanallar haber kavramıyla alâkası olmayan konuları her akşam evlerimize taşımıyor mu? California sahilinde iki su kayakçısının önce yarışıp sonra dövüştüğünü bile ana haber bültenlerinde dinlemedik mi? Hangi mankenlerin bozuştuğu, hangilerinin barıştığı, kimlerin selülitlendiği, kimlerin slikonlandığı her akşam haber bülteni konusu olmuyor mu? Bunu da onlardan sanmıştım. Fakat mesele Anıtkabir’de de karşıma çıkınca işin vahametini farkedip afalladım. İnanamadım. Elimde Anıtkabir’den satın alınmış dört adet fotoğraf var. Anıtkabir’de, Atatürk müzesinin de girişi olan Misâk-ı Millî Kulesi’nde hediyelik eşyalar, kitaplar arasında bunlar da satışa sunulmuştu, aldım. Dört adet kartpostal! İsteyen gidip alabilir. Fotoğraflardaki açıklama yazılarını okumadan önce söz ettiğim televizyon haberini yazayım: Memleketimizin bazı yerlerinde çeşitli tabiat manzaraları zaman zaman Atatürk’ün şekl-ü şemâilinde görünüyormuş. Siz de mutlaka duydunuz, gördünüz ekranda. İşte güneş vuruyor, dağ, bulutlar, profilden Atatürk! Anıtkabir gibi ciddiyetini, resmiyetini tartışamayacağımız bir yerde bu manzaralara ait dört fotoğraf satılıyor. Bakın, alt yazılarını okuyorum: Atatürk’ün görüntüsünü oluşturan dağ gölgesi (Ardahan-Damal İlçesi Gündeş Yaylası) Bulutlarda Atatürk’ün görüntüsü (Yozgat Lisesi-Bayrak töreni sırasında) Atatürk’ün bakışını yansıtan bir doğa olayı (Dumlupınar-Çalköy Şehitliği) Dağlarda Atatürk’ün Profili (Ayvalık Bölgesi Madra Dağı) Fotoğraflara bakıyorum. Birinde bulutlar Atatürk’ün gözleri gibi bakıyor! Birinde ufukta görünen dağın inişli çıkışlı tepesi Ata’nın profili, yani çenesi, burnu, alnı! Bir diğerinde yine bulutların kıvrımlarından bir Ata profili! Ötekisinde dağın yamacına vurmuş bir gölge: Atatürk’ün başı! Anıtkabir’in hediyelik eşya bölümünden kim sorumludur? Orada satılacak olan malzeme kimin denetiminden geçmektedir? Bu ne sorumsuzca, ne cahilce iştir? “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir?” diyen bir lider böyle hurafelerle mi anılmalıdır? Televizyondaki haberlere güldüm geçtim. Herhangi bir kitapçıda bu kartpostalları görmüş olsam yine güler geçerdim. Ama Anıtkabir’de? Türkiye Cumhuriyeti devleti, muasır medeniyetten bahseden, “Benim manevî mirasım ilim ve akıldır” diyen kurucusunu böyle tabiatüstü, ilme de, akla da ters, ancak çocukları kandırabilecek masal motifleriyle anmaya neden ihtiyaç duymaktadır? Atatürk’le ilgili öğrendiğimiz, öğrettiğimiz herşeye aykırı bir tavır değil mi bu? “Modern Türkiye’nin kurucusu” sıfatını almış bir devlet adamı hakkında, ele güne karşı, dört adet ilkel, akıl ve mantık dışı fotoğraf? Yani “o hâlâ bizimle” demek mi bu? “O ölmedi, göğe yükseldi ve her daim bizi gözlüyor” demek mi? Atatürkçülüğün vardığı son nokta bu mudur? “Dünyada herşey için, medeniyet için, hayat için, başarı için en gerçek yol gösterici ilimdir, fendir” diyen Mustafa Kemal Atatürk’ün hatırasına bu dört kartpostal ile saygısızlık edilmektedir.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT