BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İktidarın 1. yılı...

İktidarın 1. yılı...

AK Parti iktidarı, devraldığı “çöküntü” halindeki ekonomiyi; IMF ile yapılan ekonomik programdan sapma yapmadan onarmaya başladı.



AK Parti iktidarı, devraldığı “çöküntü” halindeki ekonomiyi; IMF ile yapılan ekonomik programdan sapma yapmadan onarmaya başladı. Ülke imarı için en hayati konuların başında istihdam yani işsizlik gelmekteydi. Kapanan iş yerlerini yeniden açtırmak, yeni iş imkanları sağlamak evvel emirde piyasaların “güven” vermesi ile mümkündü. Bu güven de; bilindiği üzere siyasi istikrarsızlığa bağlı olarak tamamen yitirilmiş durumdaydı. Dolayısıyla bu onarım işleminin birkaç yıl alması kaçınılmazdır. Yani, AK Parti iktidarı gerçek performansını bu onarım bittikten 2-2.5 sene sonra sergileyebilecektir. “Rant ekonomisi” kanımızı emdi! Bilindiği üzere; 90’lı senelerin başından beri iktidara gelen koalisyon hükümetleri ülkeyi “rant ekonomisi” ile idare etmiş; ülkede yatırım adına taş üstüne taş koymamışlardır. Parası olanlar, paradan para kazanmanın yollarını arayıp bulmuş ve; maalesef idare de bu imkanı sağlamıştır. Gecelik faizlerin yüzde 7 binlere tırmandığı dönemleri hatırlayınca ne demek istediğimiz anlaşılır! Elinde üç-beş doları olanlar bile Borsa’da yahut banka kapılarında faiz peşinde mekik dokur olmuştu. Para babaları ise, devletten aldığı “kâğıt”ları yine devlete satarak yüksek kârlar elde ediyor ve böylece devlet hızla borç batağına sürükleniyordu. Rant ekonomisi, 65 milyonluk Türk insanının kanını seneler senesi emdi ve yöneticilerimiz bu duruma seyirci kalmak şöyle dursun, bilakis tahrik ve teşvikçisi olmuşlardır. Ekonominin iki kamburu... Neticesini ise hep birlikte yaşayıp gördük. Herşeyi ile çöken bir ekonomi, 10 milyon işsiz ve tüm ümitlerini yitirmiş milyonlarca insan yığınları... Bu kadarla kalsa iyi; üstüne üstlük; rant ekonomisinin odağını teşkil eden onlarca “banka” kötü ve art niyetli yönetimler yüzünden kapanınca; bunların yükleri de (50 milyar dolara yakın) devletin sırtında kaldı. İşte; AK Parti hükümeti yangın yerini andıran böyle bir ekonomi devraldı. Yalnızca istikrarı sağlamak ve hortumcuların hortumlarını kesmekle, hükümet hedeflediği ihracat hamlesini fazlasıyla gerçekleştirmiştir. (Kasım sonu itibariyle bu rakam 41 milyar dolardır.) Her şeyden önemlisi; faiz sarmalından kurtarılan ekonomi, gerçeğe yani üretime yönlendirilmiştir. Ekonominin iki kamburu (enflasyon ve faizler) düşüş trendine geçtiğine göre; iş ve para çevreleri önlerini daha rahat görülebiliyor ve adımlarını daha emin atabiliyorlar. Hükümete düşen; devleti hızla ekonominin içinden çekmek; bu cümleden olarak, kangren haline gelen ve bir türlü başarılamayan özelleştirmeyi bir an önce tamamlamak ve müteşebbisin önünü açmaktır. İstihdam oluşturacak işverenin ayağının altına ipek halı sermek; maddi ve manevi olarak her yönden kendilerini desteklemektir. Hükümetin 1 yıllık performansını değerlendirirken ekonomiyi öne aldık. Çünkü, ekonomi düzelmeden; hangi konuda ne dersek hayal olur. AK Parti Hükümeti, bir kısım çevrelerin zannettiklerinin aksine, demokratikleşmede çok iyi sınav vermiştir. AB sürecindeki Türkiye’de; insan hak ve hürriyetleri ve demokratikleşme konusunda, şimdiye kadar hiçbir iktidarın el atamadığı konulara el attı ve bu cümleden olarak ‘Uyum Paketleri’ni peş peşe Meclis’e sevk ederek kanunlaştırmayı başardı. Bir yıldan beri üzerinde çalışılan devletin yeniden yapılandırılması ve yerinden yönetimi öngören “Kamu Yönetimi Temel Kanun Tasarısı” önümüzdeki günlerde Meclis’in gündeminde olacaktır. Dış politika performansı Hükümetin dış politika performansına gelince: Bilindiği gibi AK Parti iktidarı AB-Kıbrıs gibi Türkiye’mizin, seneler senesi bir türlü halledilememiş netameli konularını kucağında bulmuştu. Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan olmadan, parti genel başkanı sıfatıyla AB ülkelerinin her birisine giderek; AB olmasa da Türkiye’nin gerekli demokratik reformları yapacağını kendilerine anlattı. Bu sözünde de durdu. Sözünde durmak sırası; Aralık 2003 itibariyle AB’dedir! Birliğin bu ay içerisinde yapacağı toplantıda, Türkiye’ye “tarih” verilip verilmeyeceği karara bağlanacak. AB, Kıbrıs konusunu öne çıkarmadan veya başka herhangi bir sudan bahane bulmadan Türkiye’ye “tarih” verirse, bu başarı; Meclis’le beraber AK Parti iktidarının, dolayısıyla Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın başarı hanesine yazılacaktır.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 107202
    % 0.35
  • 3.5161
    % -0.05
  • 4.128
    % -0.07
  • 4.518
    % -0.41
  • 145.919
    % -0.07
 
 
 
 
 
KAPAT