BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > NBA’in son çılgını

NBA’in son çılgını

Allen Iverson takımının antrenman saatini uyku saatine göre değiştirdi... 76’ers t-shirt’ünü keserek dövmelerini gösterdi... Savunduğu Eric Snow sayı yapınca ‘Neden beni beklemedin’ diye sitem etti...



19 galibiyeti ve 28 mağlubiyeti bulunan Philadelphia 76’ers, son 8 maçın 7’sini (bu arada son 4 maçının hepsini) kaybetti. Playo-ff hedefinden epeyce uzaklaşmış durumdalar. Takım olarak hiç de iyi oynamıyorlar, hatta farklı önde oldukları maçları bile kaybedebiliyorlar. Kimilerine göre oyuncuların üzerindeki takas edilme baskısı onları dirençli bir takım olmaktan uzaklaştırıyor. Kendi sahalarında oynadıkları maçlarda kaybeden takımlarını yuhalamaya başlayan ve son çeyreğin ortasından itibaren tribünleri terk eden seyircilerin tepkisi de takımın üzerindeki baskıyı arttırıyor. Kendi seyircisi tarafından yuhalanmak oyuncular için (ve takımın sahibi yatırımcılar için) en kötü şeylerden biridir kuşkusuz. Geçen haftaki 76’ers - Seattle Supersonics maçında hem takımın etkisizliğini, hem de seyircilerin ağır tepkisini yerinde izleme imkânı bulduk. NBA’in en süratli ve heyecan verici oyuncularından Allen Iverson’un müthiş bir hayran kitlesi var. Ne de olsa 27.2 ortalama ile NBA Sayı Kralı. (Maç başına top çalma ve top kaybı kategorilerinde de birinci) Öyle ki seyircilerin bir bölümü sadece Iverson’u seyretmeye geliyor. Tribünlerde her yerde “I love Iverson” t-shirtleri, şapkaları hatta dövmeleri görülüyor. 76’ers yetkilileri de onun çekiciliğini maksimum mertebede kullanmaya çalışıyor. Allen Iverson’ı maç başına 43 dakika ile tüm NBA’de en fazla oyunda kalan oyuncu olarak da görüyoruz. Büyük yıldız buna rağmen takımını bu aralar eskisi gibi galibiyete taşıyamıyor. Hakkını yemeyelim, sakatlıklar onun da yakasını bırakmadı. Önce dizini çarptığı için 12 maç kaçırdı, tam iyileşmişken elinden sakatlandı, şimdi bir an önce iyileşmeye çalışıyor. Sezon başından bu yana çok başarılı günleri de oldu, mesela Atlanta’ya attığı 50 sayı gibi patlayıcı performanslar üretti. Fakat izlediğimiz maçta Seattle karşısında ürettiği 18 sayı için gereğinden çok fazla top kullandı (7/22 atış, bu arada 0/5 üçlük) ve 15 sayı öne geçmesine rağmen sonunda maçı kaybeden takımına gereken katkıyı yapamadı. Maçtan sonraki gün basında çıkan “Takımdaki diğer oyuncular daha fazla top kullanmalı” demeci ilgi çekiciydi. Ön planda olmaya alışmış bir skorerden beklenebilecek bir söylem değildi. İlk bakışta paylaşımcı ve sıcaktı. Ama aynı zamanda son derece akıllıcaydı, çünkü fazla top kullanmakla eleştirilebileceği kriz ortamında Iverson’a sırtını dayayabileceği bir destek sağlıyordu. (Sakın yanlış anlaşılmasın, Allen Iverson’u orada kimsenin tartıştığı falan yok. Tam tersine, buna izin vermeyecek kadar güçlü bir ‘dokunulmazlığı’ var; buna aşağıda biraz değineceğiz.) Philedelphia’ya gelmişken başta coach Randy Ayers ve 76’ers idari yönetimi ile de tanıştık. Başkan ve genel menajer şapkalarını birlikte taşıyan Billy King ve diğer bazı idareciler ile görüştük. King’in odasının bir duvarını boydan boya kaplayan, üzerinde bütün takımların oyuncularının küçük bağımsız plakalar halinde yer aldığı ve yerlerinin değiştirilebildiği kocaman duvar panosu yönetimin kadro konusuna ne kadar kafa yorduğunu gösteriyordu ve oyuncuların üzerindeki takas edilme baskısını birinci elden teyid ediyordu. BİR BÜYÜK YILDIZ PROFİLİ Allen Iverson’un oyunculuğunu kimse tartışmıyor. Müthiş sürati, özellikle de patlayıcı ilk adımı, cesareti ve oyun zekâsıyla bütünleşen hücumdaki üstün üreticiliği ve basketbol yeteneği ile dünyanın en büyük yıldızlarından biri durumunda. Kısa, ama hafif ve çabuk. İlginç bir nokta, 75 kiloluk Iverson’ı güçlenmesini sağlayacak bir vücut geliştirme programına girmeye yıllardır kimsenin iknâ edememesi. Daha güçlü olabilseydi sahada çok daha etkili olabilecekti kuşkusuz, ancak çalışmayı sevmediğinden buna yanaşmadı. Hangi sporda olursa olsun yıldız oyuncular davranışlarıyla diğerlerinden ayrılıyorlar. Yetenekleri arttıkça farklılıkları artıyor ve takımın genel çizgisinin dışında davranış profilleri sergilemeye başlıyorlar. İşin ilginç tarafı yurdumuzda ya da Avrupa’da, hatta kurumsal kimliğin son derece güçlü olduğu NBA’de dahi farklı idari tolerans standartları ortaya çıkıyor ve yıldız oyuncular nerede olursa olsun, kendilerine belli belirsiz bir dokunulmazlık sağlamayı başarıyorlar. İşin bu tarafını merak ettiğimizden maçın ertesi günkü idmanını izlemeye gittik. İdman saat 13.00’teydi. Yıllardır 11.00’de yapılan 76’ers idmanları, Larry Brown gittikten sonra, sırf Iverson o saatte kalkamadığı için bu yıl 13.00’e alınmıştı. Takımın antrenman saatini kendi yaşayışına göre değiştiren Iverson’ın yine de habersiz antrenmana gelmediği oluyordu. İdmanın başındaki kültür fizik hareketleri bölümünde arkadaşları itinayla esneme hareketlerini yaparken onun malzemeciden bağıra bağıra istediği makasla üzerindeki tek tip 76’ers t-shirt’ünü kesmeye başlaması ve itinayla kolları boyunca yer alan dövmelerini sergileyecek bir konuma getirmesi farklılığının ilk habercisiydi. Esneme hareketlerinin çoğunu yapmadı. Coach Randy Ayers antrenmanda takımının işlemeyen hücumunu oturtmaya çalışıyordu. Sürekli 5’e 5 hücum varyasyonları çalıştılar. Iverson ise kendi gündemini yaşamaya devam etti. İstediği zaman topu kaldırıp potaya atmasını ve hücum düzenini sık sık bozmasını bir tarafa bırakalım, hiç savunma yapmaması, sıkıldığı zaman oyunu bırakıp ayakkabı bağlarıyla ilgilenmesi, (ki çok sık sıkılıyordu, bir keresinde ayakkabılarıyla ilgilenirken savunduğu Eric Snow gidip sayıyı atınca ‘neden beni beklemedin’ gibilerden uzun uzun söylendi) idmanın dinlenme aralarına hiç riayet etmeden oyunu bırakıp malzemeciye limonata getirtmesi ve keyifle içmesi (kalın sesiyle bağıra bağıra dile getirdiği talepler çok etkili oluyordu) gibi takım bütünlüğünü bozucu hareketlerine katlanmak için çok büyük bir yıldız olmak gerekiyordu herhalde. Ne coachlar ne de takım arkadaşları rahatsız olduklarını belirten hiçbir şey yapmadılar, onu olduğu gibi kabul etmişlerdi anlaşılan. Bu takımdaki kişilerden ziyade kurumun yaklaşımıydı aslında. Geçen yıl (şimdi Mehmet Okur’un oynadığı Detroit Pistons’ın coachu olan) Larry Brown’un şımarıklıklarından usanıp bir deplasman seyahatinin hemen öncesindeki antrenmanda Iverson’ın üzerine gitmesini ve onu doğru dürüst davranmaya zorlamasını, Iverson’ın da umursamazlıkla idmanı bırakıp evine gitmesi üzerine başkan Larry King’in bütün yelkenleri suya indirerek kendisini seyahate gelmeye ikn etmek için evine koşup ona adeta yalvarmasını hatırlamamak mümkün değildi. 76’ers yönetiminin konuya yaklaşımının “Büyük yıldızları sahada zaptedemezsiniz, çünkü farklıdırlar. Belki de bunun için yıldızdırlar... Ve bu yüzden onlardan sahanın içinde ve dışında ‘normal oyuncular’ gibi disiplinli olmalarını beklemek abesle iştigalden başka bir şey değildir” gibisinden olduğu anlaşılıyor. Bu görüşü savunmak veya eleştirmek için değil, uygulanan bir gerçek olarak gündeme getiriyoruz. Beğenen ve beğenmeyen elbette çıkacaktır, neticede herkes kendi takımına ve yıldızına göre kendi kararını vermektedir.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 86072
    % 1.74
  • 6.0742
    % -0.37
  • 6.8075
    % -0.15
  • 7.7293
    % 0.17
  • 251.383
    % -0.09
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT