BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Geleceğini arayan ülke: İran

Geleceğini arayan ülke: İran

İran’ın en kalabalık şehri Tahran 17 milyon nüfusu ile aynı zamanda değişimin de lokomotifi durumunda.



TAHRAN - İran’ın en kalabalık şehri Tahran 17 milyon nüfusu ile aynı zamanda değişimin de lokomotifi durumunda. Siyasi başkent Tahran’a 150 km uzaklıktaki dini başkent Kum ise muhafazakarların kalesi. Seçme yaşının 15 olduğu ülkede çok dinamik bir genç nüfus var. Reformun itici gücünü oluşturan bu genç nüfusun yaşadığı hayal kırıklığını sandık başına gitmeyerek göstermesi bekleniyor. Daha iyi bir hayat İran’da halk daha fazla özgürlük ve iyi bir hayat istiyor. Tahran’da sokaklarda birlikte yürüyen kızlı erkekli gruplara, Amerikan tarzı restoranlara, türbanlı garson kızlara rastlıyorsunuz. Kadınlar başörtüleri ve şık mantolarının altına makyaj yapmayı ihmal etmemiş. Kaçak uydu anteniyle yüzlerce kanalı izleyebiliyorsunuz. Buradaki gençler Popstar yarışmasında ekran karşısından ayrılmıyor. Reform sürecinin ortaya çıkardığı bu değişime rağmen gençler bu özgürlükleri yetersiz görüyor. Eskiden yasak olan olan bazı şeylerin şimdi serbest hale gelmesi de onların ihtiyaçlarını gidermemiş. Reformlar yetersiz Humeyni’nin, Şah Rıza Pehlevi’yi devirmesinin ardından 25 yıl geçti. Ancak mayıs 1997’de yüzde 70’lik bir destekle cumhurbaşkanı seçilen Hatemi ile birlikte sancılı bir değişim sürecine giren İran’da halk özellikle de gençler, reformların yetersizliğinden şikayetçi. Büyük ümitlerle seçilen Hatemi’nin muhafazakarların baskısı altında olduğunu düşünen İranlı seçmenlerin bu yüzden 20 Şubat’ta yapılacak seçimlerde sandık başına gitmemesi bekleniyor. Reformların yeterince uygulanamamasının İranlılar’da yol açtığı hayal kırıklığı ve kızgınlık, muhafazakarların seçimden galip çıkmasına yol açacak gibi görünüyor. Ekonomi kapalı İran’da cep telefonu edinmek ateş pahası. Çünkü devletin işlettiği telefon şebekesinde hat fiyatları yaklaşık 1500 dolar. Devlet ekonominin yüzde 40’ını doğrudan, yüzde 45’ini ise devlet içinde devlet gibi davranan vakıflar aracılığıyla elinde tutuyor. Kalan yüzde 15’lik kesim ise, siyasal yelpazede muhafazakar olarak tanımlanabilecek bir noktada duran İran özel sektörünün elinde. Rejimin en yakın destekçileri durumundaki bu kesim son 20 yıldır kapalı ekonominin oluşturduğu rantlarla beslendiği için ekonomide dışa açılma ve dünya ile entegre olma fikirlerine karşı duruyor. Ancak ülkede cep telefonu şebekesinin de aralarında bulunduğu özelleştirme projeleriyle yabancı sermayenin ülkeye gelmesi için yapılan düzenlemeler liberalleşmeye doğru atılan ufak adımlar olarak göze çarpıyor. Polis Mercedes’li Ülkede en zengin müteşebbis olan devlet her şeyin en iyisini kendisine ayırmış. Sokaklarda polis otosu olarak son model Mercedes marka otomobiller dolaşıyor. Halk ise daha çok İran’ın milli otomobili olan Peykan’ları kullanıyor. 30 yıl önce Şah döneminde İngilizler’den lisansı alınarak üretimine başlanan bu otomobil adeta yürüyen tarih görünümünde. Üretimine başlandığı yıldan beri değişmeden aynı modelde üretilen bu otomobil, halk tarafından ucuz olduğu için tercih ediliyor. Mollalar hâlâ güçlü Her şeye rağmen İran’da Mollalar hâlâ çok güçlü. Ancak İran’da mollaların etkisi 25 yıllık bir durum değil; daha eskilere dayanıyor. Yaklaşık 500 yıldır mollalar politikada etkili. Devrimden önce de halkın bağlılığı çoğu Türk kökenli olan hanedanlara değil, mollalaraydı. Zekatı doğrudan mollalar topladı. Geniş vakıf arazilerinin sahibi olup eşi zor bulunur ekonomik güce ulaştılar. 1979’daki devrim, mollaların zaten var olan gücünü zirveye ulaştırdı. Reformcular ne istiyor Reformcular Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi’nin reform sürecini hızlandırarak mollaların egemenliğini azaltmasını istiyor. Ama mollalara karşı çıkmayı göze alamadıkları için nispeten daha zararsız isteklerle yola çıktılar. İleriki aşamalar için zamanın olgunlaşmasını bekleyecekler. Halkın durumu ise farklı. Bazıları rejime bağlı ancak eve ekmek götürme derdinden bıkmış. Rejimle problemi olmayıp yalnızca biraz özgürlük isteyenler de bol. Bir de rejimi hiç benimsemeyenler veya önce destekleyip sonra baskılar yüzünden pişman olanlar var. Humeyni unutulmuyor Ülkede Humeyni’ye bağlılık hâlâ devam ediyor. Tahran’da Humeyni için yaptırılan dev anıt mezar ziyaretçi akınına uğruyor. İnşa halinde olan mezar dev bir külliyeyi andırıyor. Mezarın bulunduğu cami adeta bir imarethane gibi işliyor. Humeyni’nin Şah’ın devrilmesinin ardından 1 Şubat 1979’da İran’a dönerek yönetimi devralması, her yıl dönüş yıldönümü olarak büyük etkinliklerle kutlanıyor. 10 gün süren dönüş kutlamalarında bütün şehir bayraklar ve ışıklarla süsleniyor. Sokaklarda Humeyni ve dini lider Ali Hamaney’in resimleri yan yana asılıyor. Bu resimler tüm kamu binaları ile müzelerde de göze çarpıyor. Ambargo, üretici yaptı İran’da devletin ekonomi üzerindeki ağırlığı çok fazla. Devletin dışında yatırım yapabilecek müteşebbis bir sınıf yok. Bu yüzden Tahran’da en lüks semtlerde oturan zenginler hep yurtdışında yaşayan İranlılar. Ambargo sebebiyle İranlılar her şeyi kendileri üretmeyi öğrenmiş. Dışa bağımlılıkları çok sınırlı ve dış borçları yok denecek kadar az. Dünya petrol rezervinin yüzde 10’unu, doğalgazın ise yüzde 7’sini elinde bulunduran İran’ın milli geliri 1680 dolar. Asgari ücretin 130 dolar olduğu ülkede işsizlik oranı oldukça yüksek.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 86072
    % 1.74
  • 6.0742
    % -0.37
  • 6.8075
    % -0.15
  • 7.7293
    % 0.17
  • 251.383
    % -0.09
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT