BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “İhanet ve fesat odağı”

“İhanet ve fesat odağı”

Avrupa Birliği’ne üyelik sevdası nedeniyle, hemen her konuda şartsız taviz verildiği süreci fırsat bilen şer odakları boş durmuyor.



Avrupa Birliği’ne üyelik sevdası nedeniyle, hemen her konuda şartsız taviz verildiği süreci fırsat bilen şer odakları boş durmuyor. Her gün sinsi bir senaryoyu devreye sokuyorlar. Tek hedefleri, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni ortadan kaldırmak... Bu amaçla, son dönemde Fener Rum Patrikhanesi’ne “Ekümenlik” unvanı aldırmak için her türlü baskıyı deniyorlar. Çünkü, ekümenlik sıfatı kazanıldığında dünyadaki tüm Ortodokslar’ın merkezi yeniden İstanbul olacak. Böylece, yıllardır bitmek bilmeyen “Büyük Bizans” hayali yolunda çok önemli bir adım atılmış olacak. Tezgahın ikinci ayağı ise 1971 yılında kapatılan Heybeliada Ruhban Okulu’nu açtırmak. Böylece Ruhban Okulu’ndan, bu “haçlı seferi” için keskin militanlar, casuslar yetişecek. Bunun için ben Ruhban Okulu’na, “Rumların Bekaa Vadisi” adını taktım. Bakın, Mustafa Kemal Atatürk, ta o günlerden tehlikeyi tam isabetle değerlendiriyor: “Uğursuzluk ve felaket simgesi olan Rum Patrikhanesi’ni artık topraklarımızda barındırmayız. Bu tehlikeli örgütü ülkemizde tutmamız için ne gibi nedenler ileri sürülebilir. Bu ihanet ve fesat yuvasının gerçek yeri Yunanistan değil midir?” Bitmeyen kin Patrikhane’nin bir ihanet odağı olduğunun kökleri çok gerilere gider. 1821 Mora isyanında, Patrikhane’nin kirli yüzü tüm çıplaklığıyla görülür. Yunanistan’da Mora isyanı başlayınca, Rumlar, binlerce Müslümanı kılıçtan geçiriyor. İnanılmaz, vahşet dolu katliamlar yaşanıyor. Bu isyanın başını ise İstanbul’daki Patrik Gregorius çekiyor. Patrikhane, isyanın komuta-kontrol merkezi gibi görev yapıyor. İsyan sonunda ise bölge Osmanlı’dan kopuyor ve Yunanistan bağımsız oluyor. Padişah 2. Mahmud, tabii ki bu ihaneti affetmiyor. Patrik Gregorius yargılandıktan sonra Patrikhane’nin giriş kapısında idam ediliyor. Giriş kapısı, o tarihten beri kapalı... Adına ise “kin kapısı” diyorlar. Patrik’in asıldığı görülmesin diye tahtalarla kapatılmış. Ve, İstanbul Rumların eline geçene kadar bu kapının açılmayacağına dair büyük yeminleri var. Başka söze gerek var mı? Devletin tüm kurumları, bu tehlikeye karşı uyanık olmalıdır. Aksi halde, Türkiye’nin başı çok büyük belaya girecek. Ve bu belanın telafisi olmadığını asla unutmamalıyız...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT