BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bu alkışlar kime (Diyalog)

Bu alkışlar kime (Diyalog)

Kızımın öğrenim gördüğü, ilköğretim okulunda geçen yıl 8. sınıflara özel bir anket düzenlenmiş. Amaç bu öğrencilerin gelecekte en çok hangi mesleği tercih etmek istediklerini belirlemekmiş.



Kızımın öğrenim gördüğü, ilköğretim okulunda geçen yıl 8. sınıflara özel bir anket düzenlenmiş. Amaç bu öğrencilerin gelecekte en çok hangi mesleği tercih etmek istediklerini belirlemekmiş. Sonuçlar alındıktan sonra okulun müdür yardımcısı alelacele velilere yönelik bir toplantı tertiplemiş. Alınan sonuçlarda hem garip hem de, oldukça vahim bir tablo ortaya çıkmış. Zira 8. sınıflardaki kız öğrencilerin büyük çoğunluğu ilerde 'dansöz' olmak istiyormuş. Müdür yardımcısı velileri öfkeli bir şekilde uyardıktan sonra, sözlerini şöyle noktalamış, "İşte bu tablo nasıl çocuk yetiştirdiğinizin kanıtı" Gelelim bu seneye... Okulların kapanmasına takriben 1 hafta kala kızımın sınıfı bir gösteri hazırladı. Programın muhtevası, geçen önemli gün ve haftalar dolayısıyla biraz kabarık tutulmuştu, Anneler Günü, Sakatlar Haftası gibi. Bir ay süren hummalı çalışmalar, provalar neticesinde 8-9 yaşlarındaki bu minikler seyredilmeye değer güzel bir gösteri sundular. Programı izlemek için tüm sınıf velileri, okul müdürü, öğretmenler, ana sınıfı öğrencileri derken 60-70 kişilik seyirci kitlesi katılmıştı. Gösteri başladı. Minik sunucular oldukça heyecanlı ve çok başarılıydılar. Önce program içeriği hakkında bilgi verildi, ardından şiirler, kompozisyonlar, küçük sahne oyunlarıyla devam edildi. Küçük tiyatrocuları rol yaparken izlemek öyle keyif vericiydi ki. Son derece ciddi bir biçimde sakatları, onların yaşadıkları dramı gözler önüne sermeye uğraşıyorlardı. Şiirler, kompozisyonlar duygu yüklüydü. Hele hele anne çocuk ilişkisindeki yakaladıkları hassas noktaları küçücük kalpleriyle hissederek öyle keskin mesajlar halinde vermeye çabalıyorlardı ki görmeye değerdi. Kimsenin umurunda değil Fakat yolunda gitmeyen bir şey vardı. Salondaki gürültü tahammül sınırlarını zorluyordu. Minikler sahnede birşeyler anlatabilmek için yoğun enerji sarfederken, seyirci koltuğundakiler arka ve ön koltuktaki arkadaşlarıyla koyu sohbete dalmışlardı. Sınıf öğretmenlerimiz müdahale etmek zorunda kaldı. Uyarıdan sonra şöyle bir sessizlik bulutu geçer gibi olduysa da bu bulut hızla uzaklaştı üstümüzden. Ciddiyetle programı takip eden 10-15 kişiydik ve gösterisini sunan, şiirini, yazısını okuyan çocuklarıda sahneden inerken alkışlayan ancak o kadardı. Tam bu sırada minik sunucular sınıf arkadaşlarından bir erkek çocuğunu play back yapacağını duyurdular. Hemen akabinde şarkıcı çıktı sahneye. O da ne? Kılığıyla, kıyafetiyle, tavırlarıyla tam günümüz popçularından birisi. Salonda çıt yok, gözler pür dikkat sahnede. Küçük popçu öyle kıvırıyor, dans ediyor, öyle hopluyup zıplıyor ki şaşmamak mümkün değil. Ne figürler, gelecek vaadeden ne maharetler! Hareketli bölümlerde tüm salon ritme uygun alkış tutuyor. Nihayet kulak çilemiz son bulunca, bir alkış tufanı koptu ki okulun çatısı tepemize inecek sanıyorum. Çatı inmiyor tepemize ama ruhuma inenler iniyor. Az önceki çocukların gösteri bitiminde kalkmayan bu eller, şimdi bu içten coşkuyla geleceğin top veya popstarlarını alkışlıyor. Nefes alamıyordum Derken sunucularımız bu kez daha heyecanlı çıktı sahneye, "Altın Kızlar Dans Grubu" anonsu biter bitmez yine kulak zarımızı patlatacak alkış tufanı koptu. Kızlarımız kuğu gibi süzülerek sahneye çıktılar. Pek de itinalı süslenmişler. 8 kişilik grup yine haraketli bir parça eşliğinde, eşsiz danslarını, hünerlerini sergiliyor. Salonda nefes bile almıyor sanki kimse ahengi bozmayayım diye. Kızlarımız öyle rahat, öyle kendilerinden eminler ki, derslerine iyi çalıştıkları belli. Uyumlu, dikkatli dansözlere taş çıkartan hareketlerle salondakileri büyülüyorlar. Salon müziğin içinde, ben ise düşünceler içinde kaybolmuştum. Bir müddet sonra yavaşça başımı kaldırıp altın kızların gözlerine baktım. Gözlerinde beğenilmekten kaynaklanan öyle tuhaf bir ışıltı vardı ki ürkmüştüm. Altın kızların gösterisi de bitince salondan alkışlarla birlikte 'bravo' sesleri yükselmeye başladı. Bravo da neye? Derin bir iç çekişle saatime bakıp kalkmak istiyordum. Boğulacağım sanki nefes alamıyorum. Nihayet tüm sınıfın eşlik ettiği koro çalışmasıyla bu eziyet son buldu. Suçlu biziz! Bir kaç gün sonra kızım okuldan eve geldiğinde, "Anneciğim okul müdürümüz Cuma günü sunduğumuz programda en çok "Altın Kızlar"ı beğenmiş." dedi. Çok da şaşmamak gerek bu okulda yapılan anket sonuçlarında "ben dansöz olmak istiyorum" diyenlerin çoğunluğu teşkil etmelerine. Edebiyat ve sanat öldü diyenler, bu nesil kitap okumuyor diyenler ortada bir maktul, bir de katil arıyorsa emin olun ki bunu okul müdürlerinde, öğretmenlerde, velilerde ve medyada aramalı. > Neslihan Kum / İstanbul Ah bu hayat Anlamadım şu dünyanın halini, Ne sonu geliyor niyazımızın, Ne şekli değişti şu yazımızın, Son teli de koptu bak sazımızın, Şu ağlayan eski şen ozan mıdır? Bilirim alından yazı silinmez, Hayat bir hikmettir sırrı bilinmez, Kader şeridinden ömür bölünmez, Dakika mı, saniye mi an mıdır? Bir baştan bir başa gezsen cihanı, Hepsi de kalacak bir tatlı anı, Gelmiş derler konup-göçme zamanı, Hakikat mı, yoksa kuru zan mıdır? Ne olursa olsun, bence hepsi boş, Boş olsa da yine bu dünya çok hoş, Her gün bir çeşmeden eyliyoruz nuş Damarda dolaşan su mu, kan mıdır? Derler ki zulmeti neşe kovarmış, Peki bende neden saçlar ağarmış? Bir güneş batarken biri doğarmış, Bilemezsin akşam mıdır, tan mıdır? Levent anlıyorum başın hoş değil, Bu hayat oyunu bence iş değil, İnsanoğlu elbet uçan kuş değil, Bencileyin yorgun dolaşan mıdır? > Hüseyin Hilmi Levent / Tarsus Gurbet ellere Derdim anlatacak söz bulamadım Gönlüm avutacak göz bulamadım Yaram dağlatacak köz bulamadın Giderim bu yerden gurbet ellere Alime hürmet yok, iyi görülmez Kötü baş köşede zayi edilmez Kavramlar karışmış doğru bilinmez Giderim bu yerden gurbet ellere Doğruyu söylemek yürek isterse Eğriyi düzeltmek bilek isterse Adalet her zaman direk isterse Giderim bu yerden gurbet ellere İnsanın gönlüne akmak gerekir Alimin işine bakmak gerekir Garibe bir ışık yakmak gerekir Giderim bu yerden gurbet ellere > Yahya Cumhur Tapcı / Ünye Memleketim Pazarcık Sana ulaşır bu uzayan yollar. Karşında durur bu sıra dağlar. Ziyaret Tepesi'ndeki çamlar. Sen bir başka güzelsin Pazarcık. Ovaların, toprağın bereket saçar. Bağında, bostanında güller açar. Aksu sende başlar, sende coşar. Sen bir başka güzelsin Pazarcık. Candan dost insanınla güzelsin. Sen benim için özel mi özelsin. Şair Gençbey'in hep kâlbindesin. Sen bir başka şirinsin Pazarcık. > Cemil Gençbey / Pazarcık / Kahramanmaraş Bozuldu her şey birden Her şey zor bu zamanda, alt-üst oldu değerler Katılaştı yürekler, alevlendi kederler Teslim oldu zamana, o tertemiz sevgiler Hepsi sığdı bir âna, boy attı bahaneler Sanki sihirli bir el, dokundu tüm tellere Akort bozuk, ses üzgün, bülbül dargın güllere Yürekler mi yoruldu; bıkkınlık var her şeyden Töreler mi bozuldu, bu arayışlar neden Neden sevgiden kaçış, niçin bu çırpınışlar O güç elimizdeyken, neden bu ayrılışlar Sonu yok bu gidişin, silkelenmek zamanı Tutkulardan arınıp, yaşamak var her ânı > Gazanfer Sanlıtop
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT