BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Gelir dağılımı ve turizm (3)

Gelir dağılımı ve turizm (3)

İKİ haftadır Türkiye’nin eko-turizm perspektifini çıkarmaya çalışıyoruz. Bu konudaki çalışmalarımızı birkaç haftaya yaymış durumdayız. Bu yüzden biraz derinden ve geniş açı ile bilgi aktarımı yapıyoruz.



İki haftadır Türkiye’nin eko-turizm perspektifini çıkarmaya çalışıyoruz. Bu konudaki çalışmalarımızı birkaç haftaya yaymış durumdayız. Bu yüzden biraz derinden ve geniş açı ile bilgi aktarımı yapıyoruz. Değerli okuyucularımız; Dünyanın merkezi konumundaki vatanımız üzerinde yaşayanlara sayısız güzellikler ikram etmektedir. Bu güzellikler tarihin derinliklerinden gelen muhteşem eserler, kültür ve etnik figürasyonlarla zenginleşmekte, çeşitlenmektedir. Bir asırlık cumhuriyet idaresi ile batı dünyasına entegre edilmeye çalışılan ülkemiz ne yazık ki çevresinde bulunan komşuları ile istenilen kıvamda sosyal ve ekonomik ilişki içerisinde değildir. Birçoğu ile çeşitli sıkıntıları bulunmakla beraber bu sıkıntılara kendisinin sebep olmaması da ayrı bir handikaptır. Yani ülke bizim, komşu bizim, problem başkalarının... Bu problemlerden olumsuz yönde etkilenen biz... İşte zor olan durum bu. Ülke sınırlarını kaldıran en önemli olgu turizmdir. Turizm, bilgi akışı ile kaynaşan dünya toplum üyelerini kendi coğrafyasında kabul etme, ona ev sahipliği yapabilme ve kendini anlatıp tanıtabilme fırsatı verebilmektedir. Türkiye’nin yeri ve yapısı bu fırsatı en fazla bulan ülkelerden olmamızı sağlamaktadır. Günümüzde ekonomik güç -ister içeride, ister dışarıda- itibari kıdemin belirleyicisidir. Bu krediyi yer altından (petrol-doğalgaz ve benzeri gibi) sağlayan komşularımızın çoğu turizm hareketliliğinde ülkemizi pas geçmekte ve emeksiz elde ettikleri geliri uzak noktalarda tüketmekte, adeta serpmektedirler. İçeride de, nasıl oluyorsa kolay para kazanabilen insanlarımızın büyük çoğunluğu aynı yolda hareket etmektedirler. Tabiri caizse paçayı düzelten soluğu yurt dışında alıyor. İyi de bizim ülkemizin güzellikleri ne olacak? Ceddimizin bıraktığı muhteşem miras kime kalacak? Bu mirası ve boyutlarını keşfetme zamanı gelmedi mi? Biz ve çocuklarımız bu ülkeyi ne zaman, nasıl tanıyacağız? Her sene eğitim problemleri yüzünden on binlerce gencimiz yurt dışına çıkmaktadır. Bu gençlerimizin çoğu kendi vatanını, insanını tanımadan, bünyesine, kültürüne, kimliğine yabancı ülkelerde okul, iş ve gelecek imkanına koşuyorlar. Bunlara mahalle kültürü ile kahve köşelerinde pinekleyenler tarafından verilen eğitimle nasıl bir kimlik kazandırıp da “Haydi oğlum. Git oku, adam ol gel. Vatan senden hizmet bekler” diyeceğiz. Turizm ve Kültür Bakanlığı’mızın portföyünde 3 binin üzerinde tur firması var. Bu firmaların her biri ayrı ayrı paket programları yapıyorlar. Programların çoğu Karadeniz, Akdeniz, İç Anadolu, Doğu Anadolu gibi bölgesel gezi programları. Programlar hem ücret hem de zaman yönünden fevkalade ekonomik. Ama, bunlar yeterince tanıtılmıyorlar. İl ve ilçelerimiz gerçekten gezilip görülmeye değer müthiş değerlere sahip. Hangi türünü isterseniz var; yaz, kış, deniz, doğa, kaplıca, tarih ve kültür mirası, müze, avcılık, balıkçılık, inanç, kongre... Ne ararsanız.... Ne zaman, nerede, nasıl dilerseniz var. Başbakan Erdoğan turizme ve değerlerine fevkalade hassasiyet gösteriyor ve anladığımız kadarı ile gelişmeleri çok yakında takip ediyor. Keza, Turizm ve Kültür Bakanlığı’nın başında uzun yıllar bu ülkenin siyasi havasını teneffüs etmiş, geçmişte Milli Eğitim Bakanlığı gibi hassas bir görevi başarı ile yerine getirmiş, genç,dinamik, eğitimli, kültürlü ve hakikaten vizyon sahibi bir isim var. Başbakanını anlayabildiğine inandığım sayın Erkan Mumcu turizmdeki hedeflerin katlanarak büyümesinde önemli görevler yaptı. Ulaşımdaki kritik çözümler bakanlığın işlerini kolaylaştırdı. Hülasa, bu memleketin insanına memleketini tanıma zamanı gelmiştir diye düşünüyorum. Bunun için ne tür bir program yapılacaksa, nasıl bir kampanya uygulanacaksa bunun hazırlığına şimdiden başlanmalıdır. Hem de vakit kaybetmeden... Sessiz uçaklar yolda İngiliz Cambridge Üniversitesi ile Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nün Boeing’le iş birliği yaparak üzerinde çalıştığı ‘sessiz yolcu uçağı’ tasarımında son safhaya gelindi HAVACILIĞIN en sevimsiz yönlerinden olan gürültü kirliliği çözülüyor mu? Bu konuda uzmanlar bir yandan gürültü kirliliğinin sebep olduğu sağlık problemlerini ve buna karşı alınabilecek kanuni tedbirleri düşünürken, bir yandan da ‘kirliliği ortadan kaldırarak sektör faaliyetlerini geliştirecek unsurlar- “gürültüsüz uçak motorları”- üzerinde yoğun çalışma içerisinde. Gürültü kirliliği ve ortaya çıkardığı sağlık problemlerine ilişkin ilk tedbir; uçakları, çıkardığı ses şiddetine göre kategorize etmek ve insan sağlığını tehdit edici seviyede ses kirliliği yapan uçakların uçuşunu engellemek şeklinde ortaya çıktı. Hava yolu sektörü 1971 yılında Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü (ICAO) tarafından Uluslararası Gürültü Sertifikasyonu Standartları oluşturdu. ICAO’nun yayınladığı Ek 16 (Annex 16)’da uçaklar üç kategoride değerlendirildi: Kategori 1: Gürültü yönetmeliğine uymayan uçaklar. Örneğin; B707, DC-8. Bir çok ülkede bu gruba giren uçakların uçuşuna izin verilmemektedir. Kategori 2: Ek susturucu veya modifikasyonlarla gürültü yönetmeliğine uyan uçaklar. Örneğin; B727, B737-200, DC-9. Kategori 3: Gürültü yönetmeliklerine uygun üretilmiş ve gerekli standartları sağlayan uçaklar. Örneğin; B737-300, B747-200, MD11, MD80 ve tüm Airbus uçakları. Ünlü kuruluşlar destekliyor Yapılan araştırmalarda uçak gürültüsü 59-60 db seviyesinde çevre halkının şikayetlerine, 63-75 db seviyesine geldiğinde ise şikayetlerin artarak baskıya dönmesine yol açtığı gözlenmiş. Bu gelişmeleri ve sektörün talebini gözönünde bulunduran havacılık dünyası problemi sessiz uçaklarla çözme yolunda hayli yol katetti. Bu doğrultuda Cambridge ve Massachusetts Enstitüsü projeyi iki aşamalı olarak ele almış. Bunlardan ilki uçağın kalkışında ve inişte meydana gelen motor gürültüsünü önleyici tedbirler, diğeri de projeyi gerçekleştirmek için gerekli olan para ve uluslararası işbirliği. Proje üç yıl süreli olarak öngörülmüş ve 65 milyon euroluk bir kaynağa ihtiyaç duyulmuş. Proje şimdilik Amerikan uçak imalatçısı Boeing, İngiliz Havayolu Şirketi British Airways, Uluslararası Sivil Havacılık örgütleri, Cambridge Üniversitesi, Bölgesel havacılık firmaları, Rolls Royce ve bazı güçlü kuruluşlar tarafından destek görüyor. Projenin hayata geçmesi sivil havacılık dünyasında köklü bir değişim yaşatacak ve turizm açısından da geniş bir alanın kullanımını sağlayacak. Rötarlar en aza inecek TÜRK Hava Yolları (THY) Genel Müdürü Abdurrahman Gündoğdu hava trafiğinin baş döndürücü bir hızla arttığını söyledi... THY’nin dünü, bugünü ve yarınlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Gündoğdu şöyle konuştu: “Türkiye’nin de içinde bulunduğu Avrupa hava trafiği 2004 yılında tahminlerin üzerinde büyüdü. Ortalama yüzde 5 olarak tahmin edilen hava taşımacılığı, bu yılın ilk yarısı itibariyle, bütün iyimser tahminleri aşarak yüzde 20’ler seviyesine sıçradı. Halbuki daha yakın zamanlara kadar, özellikle de 11 Eylül saldırısı ile derin bir bunalıma giren hava yolu sektöründe binlerce uçak ‘ground’ edilmiş, uçak siparişlerinde kontratlar iptal edilmişti.” Baş döndürücü hız... Irak Savaşı’nın sona ermesi ve Uzak Doğu kaynaklı SARS tehdidinin azalmasıyla birlikte 2003’ün ortalarından itibaren, uluslararası hava taşımacılığında büyük bir artış görüldüğünü kaydeden Gündoğdu şöyle dedi: “2004’de sadece bölgemizde ve Avrupa’da değil, özellikle Amerika ve Asya’da hava yolu sektörü tahminlerin üzerinde büyüme gösterdi. Avrupalı ve Amerikalı Low Cost Carrier dediğimiz düşük maliyetli taşıyıcıların sayısında büyük artış görüldü ve Türkiye iç pazarında özel sektör taşıyıcıları boy gösterdi. Hava trafiğindeki artış, uçakların iniş kalkışlarında zaman zaman 1 saate varan gecikmelere sebep oluyor. Antalya Havalimanı’na bir günde iniş yapan uçak sayısı, geçtiğimiz günlerde 580 gibi çok yüksek rakama ulaştı ve artan trafiğin temposunu yansıtan çarpıcı bir örnek oluşturdu. 18 saatlik çalışma süresini dikkate aldığımızda bu dakikada 32 uçağın iniş yapması anlamına geliyor. Ekonomi on yılda inişli çıkışlı da olsa büyür ve dış ticaret rakamları iki katına çıkarken seyahat eden kişi sayısı da bu doğrultuda artıyor. Filoyu bu gelişmelere paralel büyütmek kaçınılmaz. Kapasiteyi çok çok aşan talep eğrisi bunu açıkça göstermektedir. Son 10 yılda Türk Hava Yolları’nın uçak filosu aynı kalırken, yolcu sayısı sürekli arttı ve artan yolcu talebi aynı filo yapısıyla karşılanmaya çalışıldı. Uçak kiralamada karşılaşılan problemler ve RJ’lerin teknik bakımları, kaçınamayacağımız bir zorunluluk olarak gündeme geldi ve filomuz eksildi. Üstelik 2003’ün sonlarından itibaren özel hava yolu firmaları iç hatlarda uçuşa başladı ve pazarda yüzde 30 civarında pay sahibi oldu. Günde 46 bin yolcu Hava yolu sektöründe taşınan yolcu sayısı, geçen yıla göre bir hayli artmış durumda. Daha şimdiden Türk Hava Yolları, filodaki eksikliklere rağmen, geçen yılki rakamlara göre yüzde 25 daha fazla yolcu taşımış bulunuyor. Bu oran 1 milyon ilave yolcu sayısına tekabül ediyor. Türk Hava Yolları, giderek büyüyen yolcu talebini absorbe etmek amacıyla hızla filoyu takviye etmeye yöneldi ve kiralanan uçaklarla uçak sayısı 70’e ulaştı. Günde 350 sefer yapan Türk Hava Yolları’nın günlük olarak taşıdığı yolcu sayısı 45.000 civarında. Yılın ilk altı ayında seyahat eden 6.5 milyon yolcunun yüzde 75’i THY, yüzde 25’i ise özel hava yolu firmaları tarafından taşındı. Toplam yolcu sayısındaki artış yüzde ise 60 civarında seyrediyor.” Tarihinde ilk defa “Filoyu büyütüyoruz, geleceğe şimdiden hazırlanıyoruz” diyen THY Genel Müdürü Göndoğdu, “Türk Hava Yolları ilk kez rötarları en aza indirmek amacıyla iki uçağı yedek olarak filosunda bulundurma kararı aldı. Herhangi bir sebeple seferlerde bir gecikme olması durumunda yedek uçakları sefere vererek rötarları en aza indirme planı uygulamaya konuldu.” diye konuştu. Gündoğdu, “THY olarak, geçtiğimiz ay ön anlaşmasını yaptığımız 51 uçak siparişimizle Avrupa’nın en büyük ve en güçlü filolarından birine sahip olmayı hedefliyoruz. Küresel hava taşımacılığında trendi yakından takip ediyoruz ve büyüme perspektifine sahibiz. Hedefimiz sadece Avrupa’nın ve dünyanın önde gelen hava yolu olmak değil, aynı zamanda Sabiha Gökçen’den yükselecek Teknik Bakım üssüyle bölgede endüstrinin lider olmaktır.” dedi. Güvenlik aramaları kuyruklara yol açıyor Uçak rötarlarının birden fazla sebebinin bulunduğunu belirten THY Genel Müdürü “Yükselen yolcu hareketi ve artan hava trafiği havalimanlarının alt yapı yetersizliklerini ortaya çıkardı. Güvenlik aramaları uzun kuyruklara yol açıyor. Hava trafiğindeki artış uçakların iniş ve kalkışlarında zaman zaman 1 saate varan gecikmelere sebep oluyor.” diye konuştu. Mektepli makinistler yetişiyor... TCDD ve diğer raylı ulaşım sistemlerinin ihtiyaç duyduğu nitelikli iş gücünü ve özellikle makinist ihtiyacını karşılamak için Anadolu Meslek Liseleri bünyesinde kurulan “Raylı Sistemler Teknolojisi” bölümü bu öğretim yılında açılıyor. Gelişen teknolojiye uygun olarak öğrenci yetiştirecek olan “Raylı Sistemler Teknolojisi Bölümü’, bu öğretim yılında ilk etapta Eskişehir Atatürk, İstanbul Haydarpaşa ve Erzincan Merkez Anadolu Meslek Liseleri’nde açılacak. İlk yılı yabancı dil hazırlık olmak üzere 4 yıl eğitim yapacak bölümden mezun olanlar, Avrupa Birliği standartlarında belirlenmiş ehliyet ve sertifikalar için aranan yeterlikte olacak.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT