BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “...Çatla Sodom-Gomore, patla Bizans ve Roma...”

“...Çatla Sodom-Gomore, patla Bizans ve Roma...”

Her nedense, ülkeyi ortadan bölen sahte gündemler bendenize hep itici gelmiştir. Bu sefer de öyle oldu. Zina, bizi böldü. Tıpkı yarma şeftali gibi, ortadan bölündük. Medyanın her köşesinden hep aynı kısır tartışma fışkırdı. Bir hayli kirlendik.



Her nedense, ülkeyi ortadan bölen sahte gündemler bendenize hep itici gelmiştir. Bu sefer de öyle oldu. Zina, bizi böldü. Tıpkı yarma şeftali gibi, ortadan bölündük. Medyanın her köşesinden hep aynı kısır tartışma fışkırdı. Bir hayli kirlendik. Doğrusu, nüansları katletmek konusunda pek becerikliyiz. “Siyah” ve “beyaz” kolaycılığının, daha doğrusu kurnazlığının müstekreh nefesini sürekli olarak ensemizde hissediyoruz. “Zina, zâni ve zâniye” üçgeninde debelenip duruyoruz. Birisi üşenmemiş, saymış; iki hafta önce, 15 gazetede 178 köşe yazarı zinadan bahsetmiş. Bazı muharrirlerimiz, yanlışları düzeltmeyi de ihmal etmiyor ve diyorlar ki: “Zina, çoğu spikerin dediği gibi ÆiØ sesini uzatarak değil, onu kısa tutup ÆaØyı biraz uzatarak telaffuz edilir. Yani “ziina” değil, zinaa diyeceksiniz. İyi bildiğiniz kelimelerden “bina” gibi...” Daha neler, neler... Zina konusunda geçmişten gelen çok zengin bir literatürümüz var. Bir Tanzimat paşası peyniri hiç sevmezmiş, peynire “sütün veled-i zinası” dermiş. Ne diyelim, halt etmiş! Filozof Rıza Tevfik’in kafası bozulmuş, bir güzel döşenmiş, ama bu şiiri yüzünden başı derde girmiş: Sonra cinsi bozuk, ahlâkı fena, Bir sürü türedi, girdi meydana. Nerden çıktı bunca veled-i zina? Yûh olsun bunlara, ham ervâhına!.. Geçmişin zanilerine değinmeden edemeyen bir şair daha: Geçenler geçti seni, uçtu pabucun dama, Çatla Sodom-Gomore, patla Bizans ve Roma Öttür yem borusunu öttür, öttür, borazan! Bitpazarında sattık, kalkamaz artık kazan... Ekonominin “veled-i zina”ları Eğer bir ülkede yönetim modeli olarak “örgütlü sorumsuzluk” geçerli ise, bir çok alanda “veled-i zina” yapılanmalar ile karşılaşabiliyoruz. Ekonomik büyüme, yüksek enflasyon ya da sürdürülmesi mümkün olmayan bir cari açık üretiyorsa, her iki yan ürüne, “veled-i zina” etiketi yapıştırıyoruz. Bazı karmaşık ve izahı güç ekonomik oluşumları, “veled-i zina” olarak niteleyebiliyoruz. Mesela, bizi ezen borç stokumuzun da bir “veled-i zina” olduğu söylenebilir. Stokun ve yüksek reel faizin anası belli, fakat babası yüz ellidir. Kronik enflasyon, iktisat politikalarının “veled-i zina”sıdır. Anası tescilli, babası meçhuldür. IMF eski Direktörü Michel Camdessus, Güney Doğu Asya krizinden sonra, “bir onsluk (28 gram) önlemin, bir poundluk (454 gram) tedaviden” daha iyi olduğunu söylemeye başladı. IMF, iyi yönetim, şeffaflık ve uluslararası iş birliğinin krizlerin önlenmesinde anahtar olduğuna inanıyor. Bütün bunlar tamam da, önlemleri hayata geçirecek siyasi irade nasıl oluşacak? Dolayısıyla, ekonomik problemlerin çözümü için, siyasi reçete yazılması gerektiği ortaya çıkıyor. Bunu yapamadığımızda, ekonomiye ilişkin “veled-i zina”lar artıyor, tarih tekerrür ediyor, merkepten düşmüş karpuza benziyoruz. Her zamanki gibi..
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT