BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Dile düşmek

Dile düşmek

Tarihler yazar, Fatih İstanbul surlarını kuşattığında Ayasofya’da papazlar meleklerin cinsiyetini tartışıyormuş! Fatih gelmiş geçmiş en büyük topu döktürmüş, zamanının en ileri teknikleriyle surları dövüyor. Papazlar halka olmuş: Melekler erkek mi dişi mi?



Tarihler yazar, Fatih İstanbul surlarını kuşattığında Ayasofya’da papazlar meleklerin cinsiyetini tartışıyormuş! Fatih gelmiş geçmiş en büyük topu döktürmüş, zamanının en ileri teknikleriyle surları dövüyor. Papazlar halka olmuş: Melekler erkek mi dişi mi? Sonuç malûm! Ciddî meselelerle karşı karşıya iken gayri ciddî konularla uğraşıp durmanın âkıbeti. Hangi gazeteyi açsam ya manşet, ya köşe yazılarından üç beş tanesi zina üzerine. Konu kapandı derken yine kapanmadı, Meclis tatile girdi, elde var sıfır! Uygulaması olmayacak, işlemeyecek bir kanun için bu kadar zaman koymak, nefes tüketmek, kalem oynatmak doğrusu ayıp oldu! Aile birliği, zinaya hapis cezasıyla korunmaz. İlk uygulayıcıyı görmüşsünüzdür ekranlarda. Kocasını, bir oyuncu ile ilişkisi var diye şikâyet eden bir hanım. Dilekçe yazıyor, imzalar topluyor, basın açıklamaları yapıyor. Kanun geçsin diye çırpınıyor. Sarı saçları yapılmış, makyajı tazelenmiş. Bir de kocası dövdü diye hastahanelik olmaz mı? Gazeteciler peşinde. Yakında ekranlardaki kadın programlarına çıkar, kanal kanal dolaşır. Kaset bile yapabilir. Kusura bakmasın ama onun bu şikâyeti bana buram buram reklam koktu. Reklamın iyisi kötüsü olmaz deniyor ya. Reklam uğruna, ekrana çıkmak uğruna ne hallere girildiğini görüyoruz. Şerefini, haysiyetini düşünen bir kadın böyle bir durumda gider boşanır, kendini rüsvây etmez. Bu kanun geçse bile şikâyet edenler hep böyle reklam faktörünün “nimetlerinden” faydalanmak isteyen hanımlar olacaktır. Seyreyleyin artık ana haber bültenlerindeki curcunayı! Zaten haber saatlerimizin magazin ağırlığı meydanda. Mağduriyetinde samimi olanlar için, bu kanun geçse de geçmese de iki yol vardır: Ya gidip boşanmak, ya susup meseleyi eşiyle halletmek. Irak’ta kan gövdeyi götürüyor. Komşumuz hem işgal altında, hem iç savaş halinde. Türkmenler katlediliyor, Türk şöförler kaçırılıyor, öldürülüyor, Barzani posta koyuyor. Biz ise, benim oğlum bina okur, döner döner yine okur, misali dört harfin peşinde dolanıp duruyoruz. Aklı başında bir kadın ya da erkek kendini böyle bir konuda dile düşürmez. Ama hükûmetimiz bu tartışmalarla ne yazık ki, Türkiye Cumhuriyeti’ni dünyada dile düşürdü. CNN internet sayfasında bir fotoğraf var. Altında bir cümle: Türk kadınları zina tasarısını protesto için Meclis’e yürüdü. Fotoğrafta Kürt kökenli birkaç hanım ve Kürtçe bir pankart. Bu fotoğrafı da, bu altyazıyı da, bu Kürtçe pankartı da, durup dururken bu konunun gündemimizin ortasına düşüşünün hikmetini de anlamış değilim. AB’nin hoşlanıp hoşlanmaması değil mesele; ben aile yapımız için bir fayda mülâhaza etmediğim, beyhûde işgüzarlık olduğuna inandığım için karşıyım; fakat AB’ye kafa tutmak için kala kala zina konusuna mı kaldık? “Ermeni katliamını tanıyın” şartı koşulsa da, “Biz Türkiyeliyiz ve Türküz! Meclis’in işine karışmayın!” demiş olsaydık, helâl olsun derdik ama böylesine belden aşağı bir konu için yüzüp yüzüp kuyruğuna gelmişken bir çuval inciri berbad etmek doğrusu yazık olacak.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT