BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Boğaz’a vurulan mühür! “Kulle-i Cedide”

Boğaz’a vurulan mühür! “Kulle-i Cedide”

“Kulle-i Cedide” diye de isimlendirilen günümüzdeki Rumeli Hisarı, Bizanslıların Hermaneum Promontarium dedikleri, Boğazın en dar yeridir. Milattan beş asır önce İran Şahı Dârâ, muazzam ordusu ile buradan Avrupa kıtasına geçmişti...



Rumeli Hisarı’nın yapılması ile ilgili hazırlıklar üzerine telaşa düşen imparator, Edirne’ye elçiler gönderdi. Bunlar, aldıkları talimat gereği, Pâdişahla anlaşabilmek için her fedakârlığa katlanacaklardı... Sultan Mehmed, imparatorun gönderdiği elçiler vâsıtasiyle söylenilen şeyleri dinledikten sonra: “Ben, şehirden bir şey almıyorum. İmparator, sehrin hendeğinden dışarı hiçbir şeye malik değildir. Sayet Mukaddes Ağız’da (Boğaz’da) bir kale inşa etmek istersem, beni men etmeye hakkınız yoktur. Her yer benim mülküm altında bulunuyor... Gidiniz ve imparatora deyiniz ki, şimdiki pâdişah eski pâdişahlara benzemiyor. Onların yapamadıkları şeyleri bu kolayca yapabilecektir. Onların istemedikleri şeyleri, bu isteyecek ve yapacaktır...” Surların şekli... ...Ve 1451 kışında hazırlıklar başlar. İlkbaharın başlangıcında Mart ayının sonlarına doğru, Rumeli tarafına Anadolu Hisarının karşısına bol miktarda insaat malzemesi, usta, amele ve kireççi gelmişti. Kereste İzmit ile Karadeniz Ereğlisi’nden, taşlar ise Anadolu tarafından getirilmişti. Sultan Mehmed, bu sırada kara yolu ile Boğaza gelerek bilirkişilerle (teknik eleman, mühendis) o havaliyi gezdi. Denizin akıntısı hakkında malumat aldı. İki sahil arasındaki mesafeyi ölçtürdü. Kalenin yapılacağı sahayı kendisi tayin ile hududunu tesbit ettirdi... Fâtih Sultan Mehmed, Boğaz’a İslam mührünü vurmak istiyordu. Onun için hisarın duvarlarının “Muhammed” kelimesi seklinde olmasını tasarlamıştı. Buna göre her “Mim” (M) harfinin yerinde bir kule bulunmasını arzuluyordu. Kulelerden ikisi, birbirinin yanında ve burunun eteğinde idi. Üçüncüsü denize daha yakındı. “H” ve “D” harflerinin bulundukları yerlerde istihkamlar yapıldı. Pâdişah, bunların yapılmasına özen gösteriyor ve bizzat nezâret ediyordu. Eski ananeye uyularak, hisarın yapılmasında devletin ileri gelenlerinden de faydalanıldığı ve bunların, masraflara katıldıkları görülür. Nitekim hükümdar, kale inşasını üç vezir arasında taksim eder. Üç köşenin doğuda olan bir köşesine gayet metin bir burç yaptırma vazifesini Halil Paşa’ya verdi. Güneyde bulunan diğer köşeye büyük bir burç yapılmasını Zağanos Paşa’ya ve kuzeye düşen tarafa yapılacak burcu da Saruca Paşa’ya verdi. Vezir Şehabeddin Paşa da bütün inşaata nezâret etti... Dört buçuk ayda!.. Dört buçuk ay gibi akıl almaz derecede kısa bir zamana sığdırılan bu inşaat, gerek tuttuğunu koparan bir teşebbüs, teşkilât, idâre ve ikmal dehası olarak hükümdarın; gerek yardımcı ve tatbikatçı olarak fikri, madde planında gerçekleştiren kütlenin yüksek bir teknik seviyesine şehâdet etmektedir.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT