BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bir sorum var size!

Bir sorum var size!

Başlığı okur okumaz, ‘Hadi sor, sor!’ diye tempo tuttuğunuzu duyar gibiyim. İşte sorum: Bürokrasi ne demek? Türk Dil Kurumu (TDK), ‘kırtasiyecilik’ diye tarif etmiş açıklamasında ama sonuçta devlet işlerinin yürümemesi veya geç yürümesi değil mi?



Başlığı okur okumaz, ‘Hadi sor, sor!’ diye tempo tuttuğunuzu duyar gibiyim. İşte sorum: Bürokrasi ne demek? Türk Dil Kurumu (TDK), ‘kırtasiyecilik’ diye tarif etmiş açıklamasında ama sonuçta devlet işlerinin yürümemesi veya geç yürümesi değil mi? Devlet-i ali çarkına çomak sokan kim ki, işler aksıyor, hiç düşündünüz mü? Bürokrasi, devlet dairesinde çalışan görevliye verilen ‘bürokrat’ isminden üretilmiş başka bir isim. Bürokrasi engelse, bürokrat engelleyen. Gerçekten böyle mi acaba? Bendeniz bu meselenin bu kadar dar alanda tahlil edilemeyeceğini düşünenlerdenim şahsen. Her yerde var çünkü. Ayrıca, muhatabın sadece devlet dairesinde görev yapan kişiler olduğunu sanmak; biraz saflık olur gibime geliyor. Onlara haksızlık etmekten öte bir netice vereceğini de sanmıyorum. Bürokrasi denen bu illet tam bir bela. Doğru. Ayrıca, bulaşıcı da. O da doğru. Fakat, siz siz olun ‘bürokrasi’den şikayet eden herkese aldanmayın. Bu işten nemalanan o kadar çok ensesi kalın kişi ve kurum var ki, say say bitmez. Ha, şunu da peşinen söyleyeyim. Bürokrasi sadece bize mahsus değil. Dünyanın öbür ucundaki Japonya’da bile var bu meret. Hem de daniskası! Fakat onlardaki bürokrasinin karakteri farklı. Bir iş için gittiğinizde, Japon sizi soru yağmuruna tutar. Bugün aldığı cevaplardan tatmin olup ‘Tamam, anladım’ dediği bir meseleyi ertesi gün yeni baştan anlatmanızı ister sizden. Çaresiz anlatırsınız tabii. Aylar, yıllar sürer bazen bu anlama, anlatma hikayesi... Şayet karşı taraf Japon muhatabı kadar sabırlıysa sonunda her şey hallolur ve eller sıkılır. Mutlu son yani. Türkiye’nin farkı ise bu mutlu sonların az olması. Bazen bitti sanılır ama aradan geçen aylar yıllar içinde değil bitmek konuya hiç temas edilmediğini görüp sukutuhayale kapılmak işten bile değil. İktidar partisi olup da bürokrasiden şikayet etmeyen mi var? Öyle mi acaba? Halkın karşısına geçip, ‘bürokrasi’den şikayet eden, hatta bu ismi baş belâsı olarak göstermek için önüne ‘oligarşik’ veya ‘canavar’ sıfatını ekleyen her başbakan gerçekten samimi midir acaba? Dedim ya, bendeniz samimi bulmuyorum şahsen. Şayet şikayetçi olsa, tedbirini alıp kökünden kazırdı bu illeti, değil mi? Yo, asla yapmıyor bunu. ‘Bürokrasi’ onun için aslında tam bir koruyucu, neden yapsın ki? Bürokrasiyi suçla ve kurtul! Bir meselede tıkanmış ve çalıyı tersine sürümek isteyen başbakan veya bakanın ‘komisyona havale etmek’ gibi bir çıkış kapısı var ki, ölme eşeğim yaz gelsin! Bir de ayrıca bu işten nemalananlar var; hiç istemez onlar bürokrasinin bitmesini. ‘Bürokrasi kilit, ben anahtar! Ben olmadan Ankara’ya giremezsin’ deyip kendine müşavirlik veya danışmanlık ayarlayanın sayısını saymak kimsenin harcı değil. O kadar çok yani. Bürokrat âlemin aptalı değil ki. Onların arasından da bazı uyanıklar çıkıyor tabii. Ver gülüm, al gülüm!.. Vatandaşın bürokrasiden şikayeti daha bir farklı. İş yok güç yok! Devlet dairesinin kapısında beklemek onun için belki de en ideal meşgale. Ayrıca, “Şu bürokrasiden bıktım, usandım” diye sızlanmak yok mu? En büyük terapi, hem de bedava!
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT