BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Halep de burada arşın da

Halep de burada arşın da

Bir arkadaşım üç kalem mal üretiyor.



Bir arkadaşım üç kalem mal üretiyor. Aslında anlatacağım hikayede ne ürettiğinin pek önemi yok, nasıl sattığı önemli. Büyük marketler zincirinden birisine girmeyi başarmış. Ben de aklımca tavsiyelerde bulundum. Dedim ki, sen filan zincirin de alıma bakan adamlarını bul, onlara birşeyler teklif et... Gerekirse yüzde ver, bu iş biter. Biz devletimizden böyle gördük, böyle büyüdük. Serde biraz da uyanıklık var, aynı yolun bir özel sektör marketine uygulanmasını istiyorum. -İma edilmesine dahi tahammülleri yok, dedi; telefonda randevu talep ederken öyle bir teklif yapacağını hissetseler randevu vermiyorlar. -Nasıl yani? -Sistem inanılmayacak kadar namuslu yürüyor. Yöneticilerinin karnını doyurmuşlar. Böyle bir işe tevessül etmiyorlar. Yapı o kadar şeffaf ki... Kötü niyetlilere de imkan tanımıyor. xxx Kötü niyet bir yana marketin en başındaki adam dahi bir yakınını kollayamıyor. Ama şartları uygun ise, teklif ettiği mal ve fiyatla önde ise öncelik tanınabiliyor. Yarısı faturalı, yarısı faturasız... barkotsuz mal kabul etmiyorlar... Bize lazım olmayan daha bir sürü kriter. xxx Devlet her yıl binlerce insandan binlerce kalem mal ve hizmet alıyor. Bu işi ihaleyle yapması sonucu değiştirmiyor. Hem bazı dallarda mafya oluşmuş, hem de bu yapı içinde devlet için en ucuzu ve iyiyi almak, ya da satmak imkanı yoktur. Daha düne kadar kamu kurumlarının dışardan aldıkları her 100 liralık mal ve hizmetin 75 lirası ziyan olurdu. Bu işlere meraklı bir adam yüzdelerini çıkarmıştı. 25 lirası lazım olmayan mal ve hizmete, 25 lirası bozuk ve çürük mala, 25 lirası rüşvete, 25 lirası da yerine ulaşıyordu. Fire yüzde 75... Şimdi azaldı mı, arttı mı bilmiyorum... Bu fire, namuslu adamla, denetim mekanizmaları ile, bir suiistimal fark edildiğinden şunun bunun eline kelepçe vurup adliyeye sevk etmekle azalır mı? Azalmış mı? Eğer bu fire oranları doğru ise, ilaçta SSK, Bağkur, Emekli Sandığı, (ve hatta sigortasız) ayırımı yapmadan, her doktorun yazdığı reçete geçerli olsa..anlaşmalı eczaneler altında doktor imzası olan her reçeteye ilaç verse..Sosyal güvenlik kuruluşları da bu ilaçların bedelini üstlense.. Kayıp daha az olur. Nihayetinde sigortası olmayanlar arada kaynar.. Biraz da nasıl olsa parasız diye ziyan edilir.. Bu ziyan da katkı payı ile azaltılabilir. ..... Mesela TBMM mensuplarının her türlü sağlık harcamaları karşılanıyor. Birinci dereceden yakınlarının ve eski mensuplarının da karşılanıyor. Niye karşılanıyor demiyorum ama bir teklif getiriyorum. Kimlerin karşılanıyorsa, “getirin faturayı alın parayı” yerine, her biri özel sağlık sigortası yaptırsın, sigorta priminin faturasını getirsin.. Gerisi sigorta şirketleri ile hastanelerin, TBMM mensuplarının problemi olsun. Mensuplar yine aynı hizmeti alırlar ama maliyetleri en az, -en azı bir kere daha yazıyorum- en az, üçte bire düşer.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT