BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Telaşa gerek yok

Telaşa gerek yok

‘Başmüzakereci kim olacak?’ eleştirilerine cevap veren Erdoğan, “Telaşa gerek yok. İlla şu tarihe kadar belirlenecek diye de bir şey yok. Başmüzakerecinin asıl işi 3 Ekim’de başlayacak, zamanı gelince açıklarız” dedi.



> Ömer Çağlar > Batuhan Yaşar CAPE TOWN- Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, başmüzakereci için telaş etmeye gerek olmadığını belirterek, “Baş müzakerecinin asıl aktif görevi 3 Ekim’de başlayacak. En geç bir-iki ay içinde her şey ortaya çıkar” diye konuştu. Erdoğan, Afrika gezisinin son gününde gazetecilerle kahvaltıda bir araya gelerek gündeme ilişkin soruları cevapladı. Erdoğan, başmüzakereci konusunda geç kalındığı eleştirilerine “Şu anda zaten Dışişleri Bakanı Gül, bu çalışmaları yürütüyor. Bizim çalışmalarımız, takvimimiz belli. Tamamen bizim kontrolümüz altında sürüyor. Baş müzakerecinin asıl aktif görevi 3 Ekim’de başlayacak. Yani şimdi belirlemiş olsak bile 3 Ekim’e kadar kendisini hazırlar. Öyle telaşa falan gerek yok. En geç bir-iki ay içinde her şey ortaya çıkar” cevabını verdi. Sorumluluk bizde Başmüzakereciyi “Konusuna hakim, dinamik, girişken ve siyasi altyapısının olması gerekir” sözleriyle tanımlayan Erdoğan, şöyle devam etti: “Bundan sonraki süreçte ekonomik konular ağırlıklı olacağı için ekonomik yönden de karakterinin güçlü olması gerekir. Dil konusunda da güçlü olmalı. Bu ikili diyaloglarda kendisine avantajlar sağlar. Şimdiye kadar AB’de bir çevre edinmişse bizim için bir avantajdır. Yeni yeni çevre edinecek, çevre kazanacak başmüzakerecide sıkıntı çekeriz. Medyadan iş dünyasına kadar ortak isim olmasını istiyoruz.” Başmüzakerecinin AK Parti içinden mi yoksa başka bir partiden de olup olmayacağına yönelik soru üzerine Erdoğan, “Ak Parti içinden olması şart tabi. Bu işin sorumluluğu bizde. Başka bir siyasi anlayışa sahip olan gelsin yapsın dersek o zaten temsilde çok acemilik çeker” dedi. Heyecanımız aynı Erdoğan, başmüzakereci konusunun her Bakanlar Kurulu’nda görüşüldüğünü ifade ederek, 17 Aralık’ta müzakere ile ilgili tarih alınca, ilk yapılan Bakanlar Kurulu toplantısında şu talimatı verdiğini söyledi: “Bütün bakanlıklarda AB’ye yönelik komisyonların oluşturulmasını istedik. Bunların tanımlaması da yapılmıştır ve bu tanımlama doğrultusunda bu komisyonlar kendi bakanlıkları ile ilgili ne gerekiyorsa, bunun altyapısını oluşturacaklar ve kendilerinden bilgiler istendiğinde ‘bizim hazırlığımız yoktu gibi bir şey diyemeyecekler.’ Komisyon Başkanı ve üyeleri ile de görüşüyoruz. Troyka Ankara’da bir araya gelecek. Görüşmelerimiz olacak. Yani bu süreç devam ediyor ve kontrolümüzdedir. Heyecanımız aynı şekilde devam ediyor. Atılması, yapılması gerekenler vardı. Bunlar 2002’deki Kopenhag Zirvesi’nde belirlenmişti. Bizim o siyasi kriterleri bu zamana kadar bitirmek için yoğun çalışmamız gerekiyordu. Bunları yaptık. Yine aynı şekilde 3 Ekim öncesi ve sonrası çalışmalarımızı ona göre sürdüreceğiz.” ‘İstismar ediliyor’ Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, SEKA’daki 750 işçinin “istismarın kurbanı olduğunu” savunarak, “Orası siyasi şov merkezi haline dönüşmüştür, artık daha fazla tahammül edemeyiz” dedi. Erdoğan, bir televizyon kanalında katıldığı programda, SEKA’nın İzmit’teki tesisleriyle ilgili tartışmalara değindi. Bu tesislerin ekonomik ömrünü doldurduğunu, devlete yük olmaktan başka yararı bulunmadığını savunan Erdoğan, tesislerin, her yıl asgari 30 trilyon lira civarında sübvanse edildiğini belirtti. Kapatma kararı verilince işçilere çeşitli iş alternatifleri önerildiğini ifade eden Erdoğan, şöyle devam etti: Tahammül kalmadı “Şu anda ortalama 2 milyar liraya yakın ikramiyeleriyle beraber net ellerine geçen para. Tabii bu parayı alamayacaklar. Ama öbür tarafından ihbar ve kıdem tazminatlarını da veriyoruz. Şu anda bu paralar, hesaplarına yatırılmış vaziyette. Buna yönelik iyi niyetimiz suiistimal edildi. Orada direnenler bilsinler ki 30 trilyonu, iş bulamayanların hakkından alıyorlar. Buna kimsenin hakkı yok. Maalesef bu 750 vatandaşımız orada kesinlikle bir istismarın kurbanıdırlar. Orası siyasi şov merkezi haline dönüşmüştür. Artık daha fazla tahammül edemeyiz. Yasal merciler, yargı kararlarını vermiştir.”
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT