BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Aile parçalıyor / UMUT ÇİÇEKLERİ / Faruk Çelik

Aile parçalıyor / UMUT ÇİÇEKLERİ / Faruk Çelik

Anne-babadan ayrı büyüyen çocuklar; iç dünyalarına çekiliyor, kendilerine güvenleri kalmıyor ve kural tanımıyor. Sevgi eksikliği de duyan çocuk, bunu sokaklarda arıyor!



Anneden, babadan veya her ikisinden de ayrı büyüyen çocuklar üzerinde yapılan araştırmalarda, çok iyi bakılmış olsalar dahi, yaşıtlarına oranla zihinsel ve bedensel yönden geri kaldıkları, iç dünyalarına çekildikleri, duygusal ilişkiye giremedikleri ve sevgi bağı kuramadıkları ortaya çıktı. İlk 5 yıl içinde boşanma sonucu anne veya babadan ayrı kalan çocuklarda, güven eksikliği sebebiyle, öğrenilmiş davranışlarda bile geriye dönüş başladığı görüldü. Ailenin dağılması ile birlikte bu çocuklar, altını ıslatmak, kekelemek, tikler oluşturmak ve şartlara uymamak gibi çeşitli davranış bozuklukları göstermekte. Kreş hizmetlileri ve anaokulu öğretmenleri ile sağlıklı ilişkiler kuramamakta. Suçlu çocuklar üzerinde yapılan araştırmalar, bu çocukların genellikle parçalanmış ailelerden geldiğini göstermekte. 10 yaşında gurbete çıktı Küçük yaşta babasını bir trafik kazasında kaybeden 15 yaşındaki A.C, Malatya’nın Darende ilçesinden 10 yaşında annesi tarafından para kazanmak için İstanbul’a yakınlarının yanına gönderildiğini söyledi. A.C, İstanbul’a geldiğinde ilk işe Eminönü’nde dondurma satmakla başladığını belirterek, “Memlekette ablamla annem yalnız kaldılar. Ben burada çalışarak, onlar da orada çiftçilik yaparak geçinmeye çalışıyorduk. İlkokulu 5. sınıfa kadar okudum ondan sonra da hayat şartlarından dolayı kendimi çalışma ortamının içinde buldum” dedi. A.C, daha sonra bir konfeksiyon atölyesinde iş bulduğunu ve orada çalışmaya başladığını söyledi. Her şey iyi gidiyordu ki... Gurbette tek başına para kazanmaya çalışan A.C, kazandığı parayı da biriktirerek her ay ailesine düzenli şekilde gönderdiğini söyledi. A.C, ‘hayatımı düzene koydum’ düşüncesinin kafasında iyiden iyiye belirdiği bir zamanda, bir sabah çalıştığı konfeksiyon atölyesine geldiğinde duyduğu ‘iflas ettik, atölyeyi kapatıyoruz’ haberi ile adeta yıkıldığını söyledi. Yaklaşık iki ay önce işini kaybeden A.C, tekrar eski düzenine kavuşmak, çalışıp para kazanmak ve memleketteki ailesine işten ayrıldığı haberini vermemek için tekrar iş aradığını ancak bulamadığını kaydetti. Merak ve madde bağımlılığı A.C, konfeksiyon atölyesinde işe başlamadan önce 2 ay boyunca çok dikkatini çekip merak ettiği köprü altlarındaki emsallerinin yaşadığı ortama girdiğini söyledi. Burada uçucu maddeye alıştığını, buna Eminönü’nde gözlük satarken de devam ettiğini belirten A.C, konfeksiyonda çalışırken yaşadıklarını şöyle dile getirdi: “İşe başladığımda daha uçucu madde kullanmayacağıma söz verdim. Fakat yapamadım. Kalacak yerim olmadığı için geceleri çalıştığım yerde kalıyordum. Gece yalnız kaldığım için daha rahat ve daha özgürce istediğim her şeyi yapma fırsatını buluyordum. Bir müddet uçucu madde çekmedim, ancak ‘ne olacak bir defa çekeyim, bir daha çekmem’ dedim fakat olmadı, arkası geldi.” Uçucu madde nalburdan A.C, “Çalıştığım yerdeki arkadaşlar akşam eve giderlerken, ben geceleri orada yattığım için atölyenin kapısını üzerime kilitlerlerdi. Bir müddet böyle devam etti. Daha sonraları ise, çay veya yemek molasında nalbura gider uçucu maddeyi gündüzden alır ve gizlice atölyedeki kumaşların arkasına saklardım. Gecenin ilerleyen saatlerinde uçucu madde kullanmaya başlıyordum. Sabahları da elimi ve yüzümü iyice yıkıyor ve kimseye bu durumu sezdirmiyordum. Böyle gizlice tam 1 yıl çalıştığım atölyede madde kullandım. Daha sonra arkadaşlarımın söylediği SHÇEK’in ‘Ayvansaray İlkyardım İstasyonu Toplama Merkezi’ne geldim. Tekrar iş bulup çalışmak ve memlekette beni bekleyen anneme yine para göndermek istiyorum” dedi. ‘Abimin baskısıyla mendil satıyorum’ Babalarının başka bir kadınla evlendiği memleketlerinden, anneleri ile birlikte 4 sene önce İstanbul’a gelen G.Ş. o günden bugüne kadar babasının bir defa dahi kendilerini görmeye gelmediğini belirterek, “Annemin ameliyat olması lazım. Doktor ‘iki ay geçtikten sonra mutlaka gelin’ dedi. Hasta haliyle yine ev işleri yapıyor. En küçük kardeşimin de kalbi delik. Diğer bir kardeşim de kan kanseri” şeklinde konuştu. Az kazanırsak dayak 14 yaşındaki G.Ş, 9 kardeşten biri olduğunu ve 5’inin okuduğunu belirterek, “Ben iki kardeşimle Bakırköy’de abimin baskısı sonucu mendil satıyorum. İki kız kardeşim de burada çok çalıştı fakat artık gelmiyorlar. Gece geç saatlere kadar çalıştığımız için uykumuz geliyor, üşüyor ve karnımız acıkıyor. Ancak eve para götürmek için bütün bu zorluklara katlanıyoruz. Günde 10-15 milyon lira kazandık mı, ‘neden satamadınız’ diye dayak yememenin sevincini yaşayarak gecenin son trenine binip evimize gidiyoruz” dedi. Kanarya’da kirada oturdukları evin elektriği, parası yatırılmadığı için kesik olduğunu ve karanlıkta yaşadıklarını söyleyen G.Ş, akranlarıyla oynamak istediğini ancak abisinin buna izin vermediğini söyleyerek, “Bu şekilde yaşamamak için, kardeşlerimle yetimhanede kalmak istiyoruz” dedi. Suçlu yetiştirmenin 10 metodu! ABD Houston Emniyet Müdürlüğü’nün duvarlarında asılı duran bir afiş çok manalı ve dikkat çekici... Ailelere ‘uyarı’ niteliği taşıyan bu maddeleri mutlaka okuyun: 1) Daha küçükken çocuğa istediği her şeyi vermeye başla!.. Bu şekilde; o bütün dünyanın onun geçimini sağlamak mecburiyetinde olduğuna inanacaktır!.. 2) Kötü sözler söylediği zaman, gül! Böylece o kendisinin akıllı olduğuna inanacaktır! 3) Ona ahlaki hiçbir eğitim gösterme, 21 yaşına gelince kendisi karar versin diye bekle!.. 4) Yerde bıraktığı her şeyi kaldır, kitapları, ayakkabılarını, elbiselerini... Onun için her şeyi sen yap ki o bütün sorumlulukları başkasına yüklemeye alışsın!.. 5) Onun önünde sık sık kavga edin! Bu sayede bir gün ailesi parçalanırsa o da çok şaşırmayacaktır!.. 6) Çocuğa istediği kadar harçlık verin!.. Hiçbir zaman kendi parasını kendi kazanmasın!.. Hayatta karşılaştığın güçlüklerle onun da karşılaşmasına ne lüzum var?.. 7) Yiyecek, içecek ve konforla ilgili bütün arzularını yerine getir!.. İstediklerini yapmamak tehlikeli soğukluklara sebep olabilir!.. 8) Komşulara, öğretmenlere, polislere karşı daima onun tarafını tut!..Onların hepsinin çocuğa karşı peşin hükümleri vardır!.. 9) Günün birinde başına gerçekten bir bela gelirse, ona bir şey yapmadın diye kendinden özür dile!.. 10) Onu felaketlerle dolu bir hayat için hazırlarsan!.. Muhakkak onu bulursun... ‘Toplum içinde kaynaştıralım’ Özellikle ilköğretim dönemindeki eğitimin hedefi, ailenin veremediğini, eğitimli insanlar tarafından çocuklara kazandırmak olduğunu söyleyen Doç. Dr. Şule Kaya, çocuğu, kendisi ve toplumla barışık bir birey haline getirmenin en önemli gaye olduğunu söyledi. Kaya, ailenin evde yaptığı kavgalar ve çoğu zaman söylenen, ‘senden bıktım ve keşke seni doğurmaz olsaydım’ gibi negatif sözlerin çocuğu olumsuz yönde etkilediğini belirterek, “Ailenin, bu lafın çocuğu nerelere götüreceği konusunda bile bir fikri yok. Asıl problem, toplumumuzda evlenecek bireylerin, evlilik öncesi ‘aile yapısı’ ile ilgili bir eğitiminin olmamasıdır” dedi. Günümüzde ailelerin duygusal boşluğunu televizyon karşısında doldurmaya çalıştığını hatırlatan Kaya, olması gerekenin, aile bireylerinin, kendi içinde iletişim kurarak ekran karşısında geçirdiği zamanı lehlerine çevirmesi olduğuna dikkat çekti. Sokak çocuklarını, onlar için oluşturulan yerlerde değil, toplum içinde kaynaştırarak rehabilite edilmesi gerektiğine değinen Kaya, “Dünyada engelliler için böyle merkezler zamanında denendi. Ancak başarılı olamadığı için, normal okullara bölümler açılıp ‘kaynaştırma’ metodu ile çocuklar rehabilite edilerek topluma kazandırılmaya çalışılıyor. Aynı metot, okullarımızda da uygulanmaya başlandı. İyi netice verdiği de bir gerçek. Çocukların rehabilitesinde bu konuya daha çok eğilmeli” şeklinde konuştu.
Kapat
KAPAT