BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Destanın sadece bir parçası: Nusret

Destanın sadece bir parçası: Nusret

7 Mart’ı 8’e bağlayan gece yarısı Nusret Mayın Gemisi demir alarak Çanakkale’den uzaklaştı... Bütün ışıklarını söndürüp kıvılcım atmasın diye ocaklarını bastırmış, maskeli ışıklar altında rota izleyerek hedefine doğru ilerliyordu...



Nusret Mayın Gemisi, daha önce döşenen mayın hatlarından geçiyor ve Karanlık Liman’a giriyordu... Deniz sakin, hava simsiyah, zifiri karanlıktı. Uzaklarda dolaşan düşman devriye gemileri pırıl pırıl yanan projektörleri ile suyun yüzünü aydınlatmaktaydı. Heyecan son haddindeydi. Vatanın selameti için gerekli olan zafer kilidi, Nusret’in elindeydi. Onu mutlaka sessizce yerine bırakmalıydı. Sonunda Anadolu yakasındaki Akyarlara, yeni mayın hattının hazırlanacağı noktalara geldiler. Teker teker sessizce elinde kalan son 26 eski tip mayını suya bırakmaya başladı. Suya düşen her mayın belli bir sıra halinde kendisini asılı tutacak ağırlığın gerdiği teller üzerinde yer almaya başladılar. Birkaç dakika sonra bütün mayınlar belirlenen rota doğrultusunda dökülmüştü... Tehlikeli dönüş yolculuğu! Makineler tekrar ulaşabilecekleri en yüksek devirde çok hızlı tempoda çalıştırılmıştı. Şimdi en az mayınların dökülüşü kadar tehlikeli olan geri dönüş yolculuğu başlamıştı... Evet, verilen görev büyük bir başarıyla yerine getirilmişti. Nazmi Bey büyük bir sevinçle kader arkadaşını tebrik etmek istedi. Ancak Hakkı Bey cevap veremedi. Nusret mayın gemisinin Başkomutanının hasta kalbi bu heyecana dayanamamış, duruvermişti; Hakkı Bey, Hakk’ın rahmetine kavuşmuştu... *** Bu olaydan on gün sonra müttefik donanması saldırıya geçti. Savaş tam istediği şekilde, kontrollü olarak devam etmekteydi ki, birden ikmal için geri dönen gemilerde büyük patlamalar meydana geldi. Bunların sebebi, 7-8 Mart gecesinde dökülmüş ve bundan sonra da; gerek düşmanın fark edemediği gerekse 17-18 Mart gecesi mayın gemilerinin yaptığı mayın kontrolünde bulunamayan Nusret’in mayınlarıydı. Düşmanın “yüzen kale”leri birer birer batmaya başladı. Önce Bouvet 639 kişilik mürettebatı ile denizin derinliklerine gömüldü. Boğazın sularına gömüldü... Bu andan itibaren her şey ters gitmeye başlamıştı. Bouvet’in battığı yerin yakınında manevra yapmakta olan Inflexible bir mayına çarptı ve yan yatmaya başladı. Üç dakika sonra da Irrestible’nda yana yatmakta olduğu ve sancak tarafından mayına çarpıştığını bildiren yeşil flamanın sancak seren cundasında dalgalandığı görüldü. Daha sonra da mürettebatı kurtarılan gemi boğazın sularına gömüldü... Muhteşem armada üç büyük gemisini (Irrestible, Ocean, Bouvet) kaybetmiş, üç tanesi de (Inflexible, Golva, Suffen) ağır yaralanmış şekilde eldeki gücün üçte biri yitirilmişti. Evet, Nusret Mayın Gemisi’nin yapmış olduğu görev tarihin akışını değiştirmişti...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT