BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İbrâhim Halebî’nin yazamadığı dua!

İbrâhim Halebî’nin yazamadığı dua!

Mehmed Emîn Tokâdî hazretlerini seven bir kâdı vardı. Kâdıasker, bu zata, bir meseleden dolayı dargındı. Ona; “Ben Kâdıasker olduğum müddetçe, sana kadılık vazifesi vermem!” diyordu. Kadı efendi bir hal çaresi arıyordu!..



Mehmed Emîn Tokâdî hazretlerinin talebelerinden Seyyid Yahyâ Efendi şöyle bir hadise anlatmıştır: “Sultan Bâyezîd Hân Câmii şerîfi avlusunda, oyma ustalarından Kefelizâde İbrâhim Halebî adında bir zâtın dükkanında, ilim-irfân sâhibi, kıymetli zâtlar toplanıp sohbet ederlerdi. Ara sıra Mehmed Emîn Efendi de öğle namazından sonra o dükkanı teşrif eder, dostları ile çok kıymetli sohbeti olurdu. Bir gün yine böyle hoş bir sohbet sırasında medhedilen iyi vasıflı bir kâdı (hâkim) o dükkana geldi. Kâdıasker, bu kâdıya, bir meseleden dolayı dargın olduğu için, bir makâma tâyin edilmesi gerektiği hâlde ona; “Ben Kâdıasker olduğum müddetçe, sana kadılık vazifesi vermem!” diyerek yemin ettiğini ağlayarak anlattı... Hakîkati gören gözler... Dükkanda bulunanlar bu hâdiseye çok üzüldü. Mehmed Emîn Efendi, yarım saat kadar başını eğip, gözleri kapalı bir vaziyette murâkabeye daldı. Sonra hakîkati gören gözlerini açıp, yardım talebi için gelen kâdıya verilmek üzere, dükkan sâhibi olan oyma ustası Kefelizâde İbrâhim Halebî’ye bir duâ târif edip yazmasını söyledi. O da yazdı. Bunu alıp mağdur kâdıya verdi. Üzerinde taşımasını söyledi. Sonra; “Doğruca Kâdıasker efendiye git!” buyurup, kâdıyı gönderdi. İki üç saat sonra kadı, sevinçle o dükkana tekrar geldi. Mehmed Emîn Efendiye büyük bir hürmetle durumunu arzetti. Kendisine ne yaptığı sorulunca; “Kâdıaskerin makâmına girdim. Beni görünce birdenbire değişiverdi. Feryâd ederek; “Kâtibi çağırın” dedi. Kâtip gelince; “Aman bir bak! Bu kâdı efendinin tâyin edilmesi için münâsib bir yer var mı?” dedi. Kâtip, kayıtları kontrol ettikten sonra; “Bir yer var ama şimdilik dolu” dedi. Kâdı asker, kâtibe; “Olsun, hemen tâyin edelim, benim şu anda çektiğim sıkıntıyı ve tutulduğum ağırlığı bilemezsin!” dedi. Böylece tâyinim derhal yapıldı” diye arz etti. “Bin defâ denedim!” Mehmed Emîn Efendi yazdırıp verdiği duâyı o kâdıdan geri alıp, Kefelizâde İbrâhim Halebî’ye vererek silmesini söyledi. O da alıp sildi. Kefelizâde İbrâhim Halebî şöyle demiştir: “Ben bu hâdiseden sonra Mehmed Emîn Efendinin târif ettiği duâyı tekrar yazmak için belki bin defâ denedim. Bir türlü yazamadım. Sonunda o hâdisenin Mehmed Emîn Efendinin kerâmetlerinden olduğunu anladım.”
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT